Biz gazetecilerin de günü var; 10 Ocak…

 

Bir süre 10 Ocak’ı “gazetecilerin bayramı” olarak kutladık, sonra “Gazetecilerin Günü” adına döndük…

 

Türk Basını ve özgürlüğü ile ilgili hareketlenmeler “Meşrutiyetin ilanı ile birlikte gazetelerin ilk kez sansürsüz olarak yayınlanmaya başlandığı” 24 Temmuz 1908 tarihinde başladı.

 

O günün yıldönümlerinde de, kutlanır oldu.

 

Buna 1961 10 Ocak’ından itibaren “Çalışan Gazeteciler Bayramı (Günü)” eklendi.

 

27 Mayıs 1960’taki askeri darbe ile iş başına gelenler, Türk basınını düzeltmek ve “gazetecilere hak ettikleri yasa olan 212 sayılı Basın İş Kanunu’nu 10 Ocak’ta yürürlüğe koydular...

 

Darbe yapan askerler bile “Basınsız bir demokrasinin olamayacağını” ve gazetecilerin de ‘ekonomi, siyaset ve sosyal hayat’ üçgeninde güvende olmalarını sağlayacak” bir yasaya ihtiyaçlarının olduğunu” da biliyorlardı. Gereğini de darbeden sonraki 225 gün içinde yaptılar.

 

212 Sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 10 Ocak 1961’de de, “9 ulusal gazetenin sahipleri “ortak” bildiri yayınlayarak 3 gün gazetelerini kapattılar. O dönemin ihtilal hükümeti herhangi bir geri dönüş yapmadı.

 

Ne var ki, günümüzde hala Anadolu’nun çoğu yerinde 212 sayılı kanun “fiilen” uygulanmamaktadır. Zira, gazete patronlarının çoğu bu kanunu çöpe atmış vaziyettedir.

 

İGC Başkanı Dilek Gappi, 10 Ocak’ın Türkiye’de yarım asırı aşan bir mücadelenin sembolü olduğunu ifade ederken “Gazetecilik Türkiye’deki en zor sektör. Sadece kendi kurguladıkları gerçeklerin topluma sunulduğu, gittikçe sayımızın azalması için çalışıldığı, gözaltı ve tutuklanmalarla sindirilmek istendiğimiz bu süreçte 10 Ocak’ların değerini daha iyi bilmeliyiz. Gazetecilerin istediklerinde nasıl mücadele edebilecekleri, haklarını nasıl alabilecekleri noktasında 10 Ocak’lar unutulmamalıdır” dedi.

 

“MESLEKİ İDEOLOJİYE SAHİP ÇIKMALIYIZ”

 

212 sayılı yasanın çağdaşlaşma rehberliğinde hazırlandığını ve gazeteciliği ilerici bir noktaya götürdüğünü dile getiren Gazeteci Burcu Taner ise mesleki ideolojiye sahip çıkılması gerektiğini vurguladı. Taner, “İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra basın sektöründe örgütsüzlükten dem vuruyorduk. Mesleğimizin zorluklarını ancak var olan meslek örgütlerini, ihtisas derneklerini güçlendirerek aşabiliriz. Bizler genç meslektaşlarımıza, gazetecilik kültürünü aktarmalı, gazeteciliğin saygın bir meslek olduğunu unutturmamalıyız. Hâlâ nefes alıyoruz, bu nedenle gazetecilik için de umut hâlâ var”