Birkaç defa yazdım; Pencere Haber’de yazmaya başlarken, patronumuz Göksel Kayseri ile “Siyaset konulu yazı yok” pazarlığı yapmış ve anlaşmıştık…

 

Bugüne kadar da bunca yılda “bu anlaşma” sadece 2 defa ihlal edildi, “ülke için çok önemli gelişmelerin yaşandığı” haftalardı…

 

Bugün de, hem de “ülkenin yarınlarını da etkileyecek” gelişmeler yaşıyoruz ve benim de “bu gelişmelerle ilgili görüşlerimi yazmak” hem bir “TC vatandaşı” hem de “gazeteci” olarak görevim…

 

“Üniversite öğrencilerimizin ‘yürüyüş yaptılar’ diye demir parmaklıklar arkasına gönderilmesi ve hâlâ hapishane koğuşlarında olmaları” konusunda görüşlerimi yazmak da görevim…

 

Gazetelerde okuyorum ki; anketler, “yerel seçimlerde İktidar partisini geçen Ana muhalefet, ülkede ‘birinci parti’ olmaya” devam ediyor, hem de oy farkını artırarak…

 

Bu tablonun günün iktidarına verdiği bir mesaj var; “uyguladığınız sertleşme politikasını” halk desteklemiyor ve sizden “yumuşama” bekliyor!...

 

“4 Ekim’de 90 yaşına basıyorum ve 1955’te gazeteci olarak ‘spor yazıları’ yazmaya başladım. ‘1960’dan beri’ de Ankara / İstanbul / İzmir gazetelerinde ‘her konuyu yazar’ oldum…

 

Bu kadar uzun bir süreçte, ülkemde “halkımı doğrudan ilgilendiren ‘yaşayıp, görüp, duyup’ da yazmadığım” hemen hemen hiçbir olay ve gelişme kalmadı…

 

“Zamanın gençlerinin ‘tepki, yürüyüş, gösteri, boykot adımları” da dahil…

 

Onun için “o günleri yaşayan 70 yılın gazetecisi” olarak diyorum ki, “bugünün iktidarı, ‘sertleşme’ politikasını terk etmeli ve ‘yumuşama’ gibi doğru bir yolu” seçmelidir!..

 

O gençlerin, hem de “sert polis müdahalesi ile derdest edilip” hapishaneye gönderilmelerine, “başka üniversitelerin öğrencilerinin tepki göstermeleri” de, iktidarın “bu konuda attığı adımların” gençlerimiz tarafından tasvip edilmediğini gösteriyor.

 

Geçmişimiz, “sertlikten medet umarak, gençleri kıran, küstüren, tepki göstermelerine yol açan” yönetimlerin yaşadığı zorluklarla ve de “sertliğin, onlara ‘pişmanlıktan başka bir şey’ sağlamadığını” gösteren örneklerle doludur!..

 

Evet, “geçmiş” bugünün iktidarına diyor ki; “Sertleşmenin ‘sağdan sola muhalefeti birleştirdiğini’ görmemek” ve de “yurdun dört bir yanında yapılan mitinglerin ve yürüyüşlerin topladığı halk yığınlarının ‘giderek artışındaki hikmeti’ anlamamazlıktan” gelmek, “iktidarınıza da ülkemize de çok şey kaybettirmektedir; ibret alın!..”

 

Ne demişti, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı, tekerrür mi ederdi?”

 

“Yumuşamanız” hiçbir zaman “iktidarınızın mağlubiyetini” göstermez, aksine “ülkede birliği, beraberliği sağlamak için beklenen ve istenen hayati bir adımı attığınızı” gösterir.

 

Zira, iktidarlar, “ülkelerinde yaşanan her olayın ve de devletin her attığı ve atacağı adımın sorumlusudurlar, hem de “asli” sorumlusudurlar!..