Gazeteme, İzmir / Urla konularını, sorunlarını yazmak istiyorum. Ama, çoğunlukla “ülke sorunları öylesine ön plana çıkıyor ki ve bu sorunlar 86 milyonumuzu öylesine ilgilendiriyor ki, “o sorunlar üzerine yazmak” zorunda kalıyorum.

 

Bugün de öyle olacak.

 

Hangi TV kanalını açsam, karşıma “Emeklilerin ‘geçinme sorunu’ çıkıyor; “doğrudan 20 milyona yakın kişiyi” ilgilendiriyor…

 

Hayat pahalılığının önlenememesi, gıdadan, giyime, iletişimden, ulaşıma, elektrikten, suya gelen zamların, “emekli maaşlarında karşılık bulamaması” emeklilerin TV kanallarındaki yakınmalarında açıkça ortaya çıkıyor ki, üzülmemek elde değil!..

 

Günü kahvelerde geçiren emeklilerin içtikleri çay – kahve – su fiyatları bile emekli için “cep yakar” hâle geldi; bakınız coca coladan, limonatan söz etmiyorum bile…

 

İşte, 2024 rakamları ile, Almanya’da çalışan ve emekli olan vatandaşlarımızın “asgari” emekli maaşları: Batı Almanya’da: Erkekler 1664 Euro, kadınlar 1220 Euro. Doğu Almanya’da: Erkekler 1350 Euro, kadınlar 1286 Euro.

 

Bugünlerde “1 euro 47.6 lira” ve kadın emeklilerin aldığı “en düşük emekli maaşının Türk lirası karşılığı; 61.000 TL.

 

Dahası da var; ülkemizde “emeklilik” maaşları, “çalışma ve prim ödeme şartlarına” göre ya “SSK, BAĞ-KUR” ya “Emekli Sandığı” üzerinden ödeniyor.

 

Ne var ki, aralarında “emekli maaşı bağlanmasında” çok fark var.

 

İnternette araştırırken, şu açıklamaya rastladım:

 

“Aşağıdaki tabloda, 2009 yılı Ocak ayı itibariyle memur, SSK ve Bağ- Kur emeklileri arasındaki maaş farklılıkları görülüyor. Buna göre emekli aylığı bakımından en iyi durumda olanlar memur emeklileri.

 

Onları SSK takip ederken, en gariban emekli sınıfını Bağ-Kur’lular oluşturuyor. Tabloda özellikle “En Yüksek Aylık” sütununa bakarsanız, memur emeklisinin aylığının SSK ve Bağ-Kur’un toplamından fazla olduğunu görürsünüz.”

 

O günden bugüne bu düzen değişmedi.

 

Her yapılan maaş zammında, “bu fark” gene giderek açılıyor.

 

Asıl şaşırdığım; bu tablo ortada iken, “İşçi Dernek ve Sendikalarının, Federasyon ve Konfederasyonlarının, mevcut emekli kuruluşlarıyla beraber, neden “hak” aramadıkları, neden “sessiz” kaldıkları?..

 

Mesela bir “karşılaştırma” örneği vereyim; “Üniversite mezunu ve 30 yıldan fazla ‘en üst kademeden’ prim ödeyerek SSK emeklisi olmuş bir TC vatandaşına, emekli olan “bir ‘ortaokul mezunu memur” kadar emekli maaşı bağlandığının” örnekleri var.

 

Nedendir acaba?..