Yazı arşivime şöyle bir göz attım; “Geçen senelerde ‘yeni bir yıla girerken’, neler yazmışım” diye…
2023 yılının son haftasındaki yazımın girişine takıldım:
“Hoş geldin 2024, hoş geldin… İnşallah, “2023’te aradığımız aydınlık ve mutluluk dolu günleri” de, ülkemize de, dünyamıza da, halkımıza da, insanlığa da “beraberinde” getirdin; o günlere çok ama çok ihtiyacımız var!..” demişim.
Ne yazık ki, 2025 yılının son günlerine rastlayan bu yazımı yazmak için bilgisayarımın başına oturduğumda, “o yazımın yayınlandığı günden bu yana geçen süreç için “2024” için de, “2025” için de “Hoş geldi” diyemiyorum.
Dünyada “savaşlar”, doğal felaketler, ülkemde “hayat pahalılığı” ve “kavgalar, cinayetler” kol gezdi.
Dahası, “düşünce hakkı ve basın hürriyetinin unutulduğu” birçok operasyon yapıldı, siyasetçilere ve gazetecilere “hakaret” iddialarına dayandırılarak
“hapis cezaları” verildi.
Dahanın da dahası; “Cinayetler”; ne yazık ki, ortaokul seviyelerinin altına kadar indi. “Kadına cinayetler” ise zirve yaptı.
Gazetelerde okuyor, TV’lerde dinliyorum; uzmanlar, psikologlar ve sosyologlar “artıştaki sebebi” konuşurlarken, “en başa hayat pahalılığını” koyuyorlar; “sonrası ‘umudun kayboluşu’ da” diyorlar.
Ben, “evdeki hamam böceğini bile öldüremeyen” Öcal Uluç olarak, bir türlü, “bir insanı nasıl ve ne şatlarda öldürebileceğimi düşünürken, “mantığımın alacağı çok ama çok az sebep” bulabiliyorum. Onlarda da “acaba” tereddütlerim var… “Öteki dünyadaki cezalar” da aklıma geliyor.
Evet, “Nefsi müdafaa… Meşru müdafaa” deyimleri de var; “bir insanı öldürmek” için…
İşte tanımları:
“Nefsi müdafaa, bir kimsenin kendisinin ya da bir başkasının saldırı altında olduğu durumlarda, saldırıyı etkisiz hale getirmek için orantılı şekilde karşı koymasına izin veren bir durumdur. Meşru müdafaa, kendini korumak için yapılan bir eylemdir. Meşru müdafaa, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)’nun 25. maddesinde düzenlenmiştir.”
İşte 25’ici madde, Fıkra 1; “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı bir silah doğrultan için de defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”
Yani ve mesela “Sizi, eşinizi, çocuklarınızı, kardeşinizi öldürmek için” tabanca çıkarana, “tabancanızla ‘meşru müdafaa (savunma)’ hakkınızı” kullanabilirsiniz. Hep dilemişimdir ki, erkek de olsa, kadın da olsa, genç de olsa, ihtiyar da olsa, bir insan “böyle bir zorunluluk ile” karşı karşıya kalmasın…
Bir yazar için, “yeni bir yıla girerken ‘bunları yazmak’ elbette talihsizlik”; ama “şartlar” yazdırıyor.
Zira, “Gazeteci, halkına, okuyucusuna karşı görevini” her şart altında yerine getirmek zorundadır.