İyilik kötülükle, aydınlık karanlıkla, bilgi cehaletle sınanır…bu dualite dünyasında sınanmaktayız…Hal o ki bir acayip derde düştük herkes gider kârına…Oysa yolu ilimle aydınlanmış iyilik büyük mükafat.
Tebrikler Sevgili Cemil. İyilik üzerine güzel örnekler vermişsin. İyiliğin olduğu yerde kötülük ve iyi varsa kötü de vardır.
Dün vardı, bugün de, yarında var olacaktır. Selam ve sevgiler.
Merhaba Mustafa Bey öncelikle eleştiri amacıyla bile olsa,yazıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı,şahsınıza teşekkür ederim. Hemen belirteyim ki her zaman sonuna kadar eleştiriye açığım. Ben tarih öğretmeniyim, fakat yıllardır ticaret ile iştigal ediyorum,son zamanlarda biraz yoğundum, yorumunuzu yeni okudum ve gecikmeli de olsa cevap veriyorum,kusura bakmayın…Yazılarımın çoğu farklı dönem ve alanlardaki bilgileri içeren kafiyeli şiirsel denemelerdir. Anladığım kadarıyla felsefe vb. alanlarda bir uzman kadar bilir kişisiniz.Oldukça da iddialısınız, ben sizin gibi iddialı değilim.Adı üstünde “ Antik Yunan Felsefesi” dönemi,en bilinen yönü felsefe ve felsefecileri ile anılır. Aynı dönem için yazmış olduğum “Tarihi Yoktur” cümlesi o dönemden daha geriye gitmek mümkün değildir anlamına gelmemelidir. O dönemin en bilinen özelliği,daha da geriye dönük tarihi yansıtmaktan daha çok,her zaman felsefeyi öne çıkartmasıdır. Ayrıca sonsuz bir evrende,algıları sınırlı ve yok denecek kadar küçük bir gezegende yaşayan insanlık için varoluşumuzun, Agnostik bir yaklaşımla bilmece gibi bilinmez olduğuna inanıyorum.Bunun felsefeyi küçümsediğim anlamına geldiğini düşünmüyorum. Böyle bir kanıya kapılmanıza üzüldüm. Kesinlikle böyle bir yaklaşımım olamaz. Romalılar ise yine istisnalar hariç askeri ve ekonomik yapılarıyla,öne çıktıkları özellikleriyle anılır. Yukarıda belirttiğim gibi bu yazı,insanlık tarihinin belli dönemlerinin öne çıkan, genel yansımalarının vurgulandığı şiirsel bir yazıdır. Dinler ile ilgili bölümü ise burada,uzun uzun tartışmak mümkün değildir. Telefonum aşağıda yazılıdır. Arzu ederseniz zamanınız olursa, tanışarak değerli fikirlerinizden yararlanmak isterim. Tekrar ilginize teşekkür ederim.
05327716163
Urla Pencere haber sitesine arasıra Urla haberlerini okumak için girerim bazen de ilginç yazı başlıklarına tıkladığım olur. Bugün ise ah ile doğdun vah ile gideceksin yazısına tıkladım. Üzgünüm ama ikinci parağrafa geçemedim, geçemediğim gibi bir parağraf bu kadar iddialı sözler barındırır mı demekten de kendimi alamadım. O zaman giriş parağrafına bakalım;
Dinlere göre, bu dünya bir yansımadır, hatta yanılsamadır. Felsefeye göre bulmaca, bilime göre analitik, ispatlı akılsaldır. Antik Yunanistan'da tarih yoktur. Her şey varoluşun manası, üzerine kurulur, Romalılar güce taparlar, felsefe önemsizdir, hemen içi oyulur. Sezar gibi bazı imparatorları, yasaların zoruyla, tanrı yerine konulur.
Yansıma, veya yanılsama terimlerini ’’idea’’ kavramı adı altında felsefeye Platon sokmuştur. Platon dünyayı, gerçekliği olmayan bir şey olarak görüyordu; ona göre, `madde olarak dünya, asıl gerçek olan bir dünyanın, «idealâr» dünyasının bir gölgesi, bir yankısı yanılsaması diyordu. Yani demek istediğim tek tanrılı dinler dünyaya yanılsama olarak bakmaz. Öbür dünyadan bahsederler ama bu dünyanın da yaratıldığını savunurlar. İslam’da bile bu dünyaya fani derler ama yanılsama demezler. Fani kalıcı olmayan anlamına gelir.
Felsefeye göre bulmaca değil, belki de Filozof sayısı kadar Felsefe tarifi, ve Felsefe metodolojisi vardır ama hiçbiri dünya sorunlarına bulmaca olarak bakmaz. Böyle bir söylem Felsefeyi küçümsemektir.
Antik Yunanistan'da tarih neden olmasın? Dünyanın her yerinde insan davranış kalıpları hakkında arkeolojik kazılardan elde edilen kanıtlar ve yazılı tarih 5000 yıl öncesine kadar geri gidiyor. Tarih yok ise Antik Yunanı nereden biliyoruz?
Roma sadece güce tapınmamış Sezar gibi diktatörler yanında Marcus Aurelius gibi çok değerli filozof imparatorlar da yetiştirmiştir.
Urla Pencere haber sitesine arasıra Urla haberlerini okumak için girerim bazen de ilginç yazı başlıklarına tıkladığım olur. Bugün ise AH İLE DOĞDUN VAH İLE GİDECEKSİN yazısına tıkladım. Üzgünüm ama ikinci parağrafa geçemedim, geçemediğim gibi bir parağraf bu kadar iddialı sözler barındırır mı demekten de kendimi alamadım. O zaman giriş parağrafına bakalım;
Dinlere göre, bu dünya bir yansımadır, hatta yanılsamadır. Felsefeye göre bulmaca, bilime göre analitik, ispatlı akılsaldır. Antik Yunanistan'da tarih yoktur. Her şey varoluşun manası, üzerine kurulur, Romalılar güce taparlar, felsefe önemsizdir, hemen içi oyulur. Sezar gibi bazı imparatorları, yasaların zoruyla, tanrı yerine konulur.
Yansıma, veya yanılsama terimlerini ’’idea’’ kavramı adı altında felsefeye Platon sokmuştur. Platon dünyayı, gerçekliği olmayan bir şey olarak görüyordu; ona göre, `madde olarak dünya, asıl gerçek olan bir dünyanın, «idealâr» dünyasının bir gölgesi, bir yankısı yanılsaması diyordu. Yani demek istediğim tek tanrılı dinler dünyaya yanılsama olarak bakmaz. Öbür dünyadan bahsederler ama bu dünyanın da yaratıldığını savunurlar. İslam’da bile bu dünyaya fani derler ama yanılsama demezler. Fani kalıcı olmayan anlamına gelir.
Felsefeye göre bulmaca değil, belki de Filozof sayısı kadar Felsefe tarifi, ve Felsefe metodolojisi vardır ama hiçbiri dünya sorunlarına bulmaca olarak bakmaz. Böyle bir söylem Felsefeyi küçümsemektir.
Antik Yunanistan'da tarih neden olmasın? Dünyanın her yerinde insan davranış kalıpları hakkında arkeolojik kazılardan elde edilen kanıtlar ve yazılı tarih 5000 yıl öncesine kadar geri gidiyor.
Roma sadece güce tapınmamış Sezar gibi diktatörler yanında Marcus Aurelius gibi çok değerli filozof imparatorlar da yetiştirmiştir.
Urla Pencere haber sitesine arasıra Urla haberlerini okumak için girerim bazen de ilginç yazı başlıklarına tıkladığım olur. Bugün ise AH İLE DOĞDUN VAH İLE GİDECEKSİN yazısına tıkladım. Üzgünüm ama ikinci parağrafa geçemedim, geçemediğim gibi bir parağraf bu kadar iddialı sözler barındırır mı demekten de kendimi alamadım. O zaman giriş parağrafına bakalım;
Dinlere göre, bu dünya bir yansımadır, hatta yanılsamadır. Felsefeye göre bulmaca, bilime göre analitik, ispatlı akılsaldır. Antik Yunanistan'da tarih yoktur. Her şey varoluşun manası, üzerine kurulur, Romalılar güce taparlar, felsefe önemsizdir, hemen içi oyulur. Sezar gibi bazı imparatorları, yasaların zoruyla, tanrı yerine konulur.
Yansıma, veya yanılsama terimlerini ’’idea’’ kavramı adı altında felsefeye Platon sokmuştur. Platon dünyayı, gerçekliği olmayan bir şey olarak görüyordu; ona göre, `madde olarak dünya, asıl gerçek olan bir dünyanın, «idealâr» dünyasının bir gölgesi, bir yankısı yanılsaması diyordu. Yani demek istediğim tek tanrılı dinler dünyaya yanılsama olarak bakmaz. Öbür dünyadan bahsederler ama bu dünyanın da yaratıldığını savunurlar. İslam’da bile bu dünyaya fani derler ama yanılsama demezler. Fani kalıcı olmayan anlamına gelir.
Felsefeye göre bulmaca değil, belki de Filozof sayısı kadar Felsefe tarifi, ve Felsefe metodolojisi vardır ama hiçbiri dünya sorunlarına bulmaca olarak bakmaz. Böyle bir söylem Felsefeyi küçümsemektir.
Antik Yunanistan'da tarih neden olmasın? Dünyanın her yerinde insan davranış kalıpları hakkında arkeolojik kazılardan elde edilen kanıtlar ve yazılı tarih 5000 yıl öncesine kadar geri gidiyor.
Roma sadece güce tapınmamış Sezar gibi diktatörler yanında Marcus Aurelius gibi çok değerli filozof imparatorlar da yetiştirmiştir.
Birkaçı dışında bilinmez ki; insanlık kaç kere gazaba uğramış, kendini sürüklediği büyük afet ve felaketlerden ve hatta kıyametinin eşiğinden dönmüştür… Yazarın bahsinden çıkardığım kadarıyla, buna sebep; her konuda haddî aşmak, birlikte dürüstçe yaşayamayıp hilkatinde de var olan benlik duygusuyla nefsine yenik düşüp yetinmeyi istememesidir… O kazandığını ve hep kazanacağını zannedenlerdir, en çok hüsrana uğrayacak olanlar aslında…
Çok faydalı bir yazı olmuş. Günümüzün en büyük sorunu olan iletişimsizliği sadece çocuklar değil, büyükler de yaşıyor. Bu konuda eğitimcilerden topluma daha fazla katkı bekliyoruz.
Pazar yeri park sorununa kesinlikle çözüm bulunmalı
Çarşıda park yeri yetmiyor, belediyenin arkasında yer bulmak imkansız oldu.
Mahallelerin sokak düzenlemeleri yetersiz,
Mahallelerde çöp kutuları dönüşüm içerenlerden olmalı, yere gömülü sistemler sıcakta kokuyu engeller
Gençlerimiz ve çocuklarımız için geniş alanlı (kay kay, basket, voleybol, vs. alanlı ) parka ihtiyacı var
Haşlanan kurbağa örneğini hatırlamamak mümkün değil. Ancak kurbağa ölmeden suyun ısısı durdu. Kurbağanın kendisine gelme süreci başladı. Her gün unuttuğumuz haklarımızı hatırlayıp talep etmeye başlayacağız. Özgürlük çığına hak talepleri eşlik ederek birlikte akmaya başladılar. İkinci Kurtuluşa çok kalmadı.
Seni ayakta alkışlıyorum kızım.Öyle güzel yorumlamışsın ki durumumuzu.Aynen katılıyorum saklanıp kaçmak sonra yılışık yılışık tekrar dönmekten Arı olup aydınlık için ölümü göze almayı yeğlerim.
Farklı fikirde olmak da mümkün umarım. Öcal abininki bir görüş, ben de farklı bir görüşteyim. Bu yaz o bisiklet yolu şenlenecektir, Giderek de daha fazla bisikletli o yolu kullanacaktır. TIRlar sabah saat 5-7 arası mal boşaltabilirler ve kimseyi de engellemezler. Mesele TIR a mı bisikletliye mi öncelik vermek? Yazlık bir beldede bisiklete öncelik doğru bence :)
Kaleminize sağlık, yönetenler ve yönetilenler keşke farkında olsalar. İstanbul'a gelenler, İstanbul'lu olmaya gayret ederlerdi, günümüzde gelenler kültürlerini kabul ettirme çabasındalar. Medeni ülkeler kültür basketlerini koruyabiliyor, inşallah bizlerde koruyabilirsiniz.
Urla artık hizmet istiyor, liyakatli yöneticiler istiyor. Urla marka şehir olduysa daha iyi yaşamak istiyor. URLA'nın genci iş istiyor, ev istiyor. Urla'lı düzgün alt ve üst yapı istiyor. Urla'yı rant olarak görenler başka kapıya. Urla'da artık İYİ lerde var
Kentsel dönüşüm projesi kapsamında bir şekilde kentsel BÖLÜŞÜM kurulduğunu, işsiz kalan ülke mutehattidlerine iş bulma fırsatı verildiğini ve ifade eden bir yazı.
Urla nın en eski gazetecileri olan Tansev ve Selçuk Tunalı'yı, Urla için bir zamanlar esnafın ve okuyucularının İzmir'in bir çok ilçesinden aboneliği olan Özgür Urla Gazetesi'nin (pamuk dedesi), Ali Rıza Söke ve basın denince akla gelen Mehmet Emeç'e de Allah rahmet eylesin. Mekanları cennet olur inşallah.. Teşekkürler iyi yayınlar.
Yazin cok degerli. Turklerin kanları özeldir. Fakat Cok karısmısiz. Turkomun kanı diye bir kavram var. Bugun çoğumuzda azalmıs. Asil kan da denir. Ataturk bunu biliyordu.
Bu bilgileri vefat eden Mursidimiz Cenap Beyden aldik. Bu konu uzerine 1.5 saatlik dersimiz bile var. Ana hasatta burasi Baş vazifedar Turkiye. Bu bilgilrri Fscebookta Cihangir Derince'nin sayfasinds bulabilirsin. Axoy Ra Ogretisi hocasidir.
Duruma yalnız Türkiye özelinde bakıldığında da doğru olan gözlemleri küresel ölçekte de bizi aynı noktaya getiren çözümlemelere de yer vermek gerek. Bununla ilgili özet görüşlerimi göndereceğim.
Üzüntü, kırgınlık, kızgınlık, sevinç, acımak, nefret. İnsanlığın felaketi oldu bu deprem. İnsan, mantığı ve duyguları arasında bocalayıp duruyor. İkisi arasındaki dengeyi bulmakta zorlanıyor. Sesli ve sessiz çığlıklarla yaşamaya çalışıyoruz.
Maalesef çok zor bir süreç yaşıyoruz, Allah deprem bölgesindeki insanlarımızın yardımcısı olsun. Ama inanın ki 1 yıl sonra bu süreçte unutulup gider. Bu umursamaz düzen değişmez ise, hep kader, hep fıtrat söylemleri ile gecistirilir
Sayın Şevket ATALAY,
Kanal İstanbul Projesi ile ilgili olarak, Ağustos 2020 de ikinci baskısı yapılan ve İBB tarafından basılan KANAL İSTANBUL (Çok Disiplinli Bilimsel Değerlendirme) adlı bir kitap, içinde çoğunluklu olarak İTÜ hocalarının bulunduğu 29 bilim ve meslek adamı (Kaptanlar) tarafından hazırlanarak yayınlanmıştır. Kitap, 20 ayrı bölümden oluşan 500 sayfalık bilimsel bir eser olup, adeta bir ÇED Raporu görünümündedir.
Bu kitabın birinci bölümü tarafımdan yazılmış olup, Kanal İstanbul Projesinin Gemi Hareketleri Yönünden Değerlendirmesi konusunu incelemektedir. Diğer bir deyişle, kanal geçişi yapacak gemilerin hidrodinamiği ile ilgilidir.
Hükümet tarafından yurt dışında yaptırılan ve içinde sayısız hataların bulunduğu ÇED Raporunda "Tasarım Gemileri" olarak adlandırılan ve kanaldan geçebilecek en büyük gemiler olarak belirtilen; Tanker, Konteyner ve Yolcu Gemilerinin her üçü içinde çok detaylı hidrodinamik analizler tarafımdan yapılmış ve bu üç geminin de projelendirilen kanaldan geçişinin mümkün olmadığı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Yaptırılan ÇED Raporunda bilimsel gerçeklerle uyuşmayan kabuller (hipotezler) bulunmakta olup, bu da raporun deniz bilimleri ve gemi mühendisliği uzmanı olmayan kişilerce hazırlandığının bir göstergesidir.
Durumu bilgilerinize sunar, paylaştığınız yazınız için teşekkürlerimi sunarım.
Prof.Dr. Aydın ŞALCI (Gemi İnşaatı ve Makine Y.Müh.)
Ustamızın bu gazete de yazmağa başlamsı Urla için büyük bir kazançtır. Urlalılar Uluç'un yazılarıyla aydınlanacaklardır. Hoş geldin Pencerehaber'e büyük üstad.
Nezihi'ciğim, dağarcığımıza zenginlik katan bilgilendirmelerin için sağ ol var ol.sana, güzel ailene sağlık ve mutlulukla geçireceğiniz bir yıl diliyorum.
Derece artışı 1.5 olarak alınınca önlem alınma konusu ciddiye alınmıyor ve çabalar yeterli kararlılıkta olmuyor.. Bioçeşitlileklerde giderek yoğunlaşan sorunların ciddiyeti henüz idrak edilmiş değil..
Harekât Eminönü İlçesi lağvedilip Fatih'e bağlandığında başlamıştır. Ayasofya cami olarak kalacak mı sorusunun cevabı da gelecek senelerde bilinir olacak sanıyorum
Durum çok vahim gerçekten bu yaz başı Karagümrük'e geldim inanırmısın yalnızca bir arkadaşımı gördüm pazar içinde de mobilyacı İlhan yerindeydi selamlaştık.
Karagümrük süper lige çıktığı için lokal yok , benim gençliğimin geçtiği kahveci Keşfi yok , vali nin yeri Abdullah abinin meyhane kapanmış sosyalleştiğimiz son mekanlar yok yani semtin ruhu gitmiş, hafızası gitmiş bu da bir başka boyutu
Ben hukukçu değilim, ama üniversite yıllarımın geçtiği fakültede (İÜİF) derslerimizin yarısı hukuktan idi. İlk sınıfta okutulan Medeni Hukuk dersinde efsane hoca Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun söylediği (ve kitabında da yazılı olan) bir doğruyu buraya ekleyeyim: "Dünyanın en iyi yapılmış yasaları kötü uygulayıcılar elinde dünyanın en kötü yasalarından daha kötüdürler". Sorun da burada. Yasaların yorumlanmasında. Türkiye yarım yüzyılı aşkın bir süredir bu gerilikten çekiyor. Menderes'ten Recep beye bütün sağ demokrasiyi ve yasa devletini kendi geri kalmış anlayışları çerçevesinde yorumlayıp bunu uygulayacak uygulayıcılar peşindeler. Menderes'in bir Adalet Bakanı (Hüseyin Avni Göktürk) için İnönü'nün "Boncuklu İbrahim'in (Tarihimizde Deli İbrahim diye bilinen sultan) kadısı bile bu adamdan daha değerli idi" sözlerini unutamam.
Mevcut iktidar memleketin,halkın anasını değil yedi sülalesini ağlattı,siz vede sizin gibilerden, birkaç o ,o,o, CHP li belediyelere %. 1 lik bir bozukluk bulundu mu , vur abalıya dan da beter geçirmeler yaparsınız, yazıklar olsun sizin gibi.........lere, ne diyeyim ki,,!?!??!?!!!!
Düşüncenize katılıyorum, artık CHP ninde yamuk duruşunu duzeltmeli, yeter artık illa bir iyi yaptığı hareketin arkasından kötü hareketi yapması bıktırdı, iktidara gelmeden böyle ise geldikten sonra ne olur düşünmek bile istemiyorum.
Sayın Şevket Atalay, yine mükemmel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık. Bizim gibi ülkeler, şeffaflık ilkesinin uygulanmamasından ötürü çok zarara uğruyorlar. Birtakım işler gizli kapaklı yapılıyor. "Her şeyi ben bilirim" deniyor. Kimlere ne kadar para kazandırıldığını kamuoyu bilmiyor. Eski dönemde yapılmış hukuk dışı binalar "kamu zararı oluşur" gerekçesiyle yıkılmıyor ve böylece yeni hukuk dışı binaların yapılmasına gerekçe hazırlanıyor vs, vs...
Noktasına, virgülüne kadar katılıyorum. Ben Menderes'in 10 yıllık iktidar dönemini Orta Okul - Lise ve Üniversite öğrencisi olarak yaşadım. Anlaşılan Kemal bey yaşamamış - ya da, daha kötüsü, yaşamış olsaydı da bugünkünden farklı olmayacaktı Kemal beyin tavrı. Yani, ya Kemal bey haklı ve Menderes için "Türk milletinin en talihsiz anı, sizin ana rahmine düştüğünüz andır" diyen Nazım Hikmet haksız, ya da Menderes'in dilinden düşmeyen sözlerle "Hafıza-i beşer nisyan ile maluldur".
1965 ilkokul ikinci sınıf yaz tatili, galata Yazıcı sokkağında oturuyoruz, Okçu Musa ilkokulunda okuyorum., kendi yaşıtlarımızla başımızda büyüklerimiz olmadan Kabataş gidip denize giriyorduk. Bu kent hafızası yalnız bizde var. Buna sahip olmayanlar Haydarrpaşayı, Tersaneyide bilmezler, kentkırımcılarda şehrin anasını ağlatırlar...
Tebrik ederim
Gençlerimiz zeki ,çalışkan ,girişken ,üretken .Yeter ki fırsat bulsunlar ❤️
Dün vardı, bugün de, yarında var olacaktır. Selam ve sevgiler.
Bulursan bana da haber ver
05327716163
Dinlere göre, bu dünya bir yansımadır, hatta yanılsamadır. Felsefeye göre bulmaca, bilime göre analitik, ispatlı akılsaldır. Antik Yunanistan'da tarih yoktur. Her şey varoluşun manası, üzerine kurulur, Romalılar güce taparlar, felsefe önemsizdir, hemen içi oyulur. Sezar gibi bazı imparatorları, yasaların zoruyla, tanrı yerine konulur.
Yansıma, veya yanılsama terimlerini ’’idea’’ kavramı adı altında felsefeye Platon sokmuştur. Platon dünyayı, gerçekliği olmayan bir şey olarak görüyordu; ona göre, `madde olarak dünya, asıl gerçek olan bir dünyanın, «idealâr» dünyasının bir gölgesi, bir yankısı yanılsaması diyordu. Yani demek istediğim tek tanrılı dinler dünyaya yanılsama olarak bakmaz. Öbür dünyadan bahsederler ama bu dünyanın da yaratıldığını savunurlar. İslam’da bile bu dünyaya fani derler ama yanılsama demezler. Fani kalıcı olmayan anlamına gelir.
Felsefeye göre bulmaca değil, belki de Filozof sayısı kadar Felsefe tarifi, ve Felsefe metodolojisi vardır ama hiçbiri dünya sorunlarına bulmaca olarak bakmaz. Böyle bir söylem Felsefeyi küçümsemektir.
Antik Yunanistan'da tarih neden olmasın? Dünyanın her yerinde insan davranış kalıpları hakkında arkeolojik kazılardan elde edilen kanıtlar ve yazılı tarih 5000 yıl öncesine kadar geri gidiyor. Tarih yok ise Antik Yunanı nereden biliyoruz?
Roma sadece güce tapınmamış Sezar gibi diktatörler yanında Marcus Aurelius gibi çok değerli filozof imparatorlar da yetiştirmiştir.
Dinlere göre, bu dünya bir yansımadır, hatta yanılsamadır. Felsefeye göre bulmaca, bilime göre analitik, ispatlı akılsaldır. Antik Yunanistan'da tarih yoktur. Her şey varoluşun manası, üzerine kurulur, Romalılar güce taparlar, felsefe önemsizdir, hemen içi oyulur. Sezar gibi bazı imparatorları, yasaların zoruyla, tanrı yerine konulur.
Yansıma, veya yanılsama terimlerini ’’idea’’ kavramı adı altında felsefeye Platon sokmuştur. Platon dünyayı, gerçekliği olmayan bir şey olarak görüyordu; ona göre, `madde olarak dünya, asıl gerçek olan bir dünyanın, «idealâr» dünyasının bir gölgesi, bir yankısı yanılsaması diyordu. Yani demek istediğim tek tanrılı dinler dünyaya yanılsama olarak bakmaz. Öbür dünyadan bahsederler ama bu dünyanın da yaratıldığını savunurlar. İslam’da bile bu dünyaya fani derler ama yanılsama demezler. Fani kalıcı olmayan anlamına gelir.
Felsefeye göre bulmaca değil, belki de Filozof sayısı kadar Felsefe tarifi, ve Felsefe metodolojisi vardır ama hiçbiri dünya sorunlarına bulmaca olarak bakmaz. Böyle bir söylem Felsefeyi küçümsemektir.
Antik Yunanistan'da tarih neden olmasın? Dünyanın her yerinde insan davranış kalıpları hakkında arkeolojik kazılardan elde edilen kanıtlar ve yazılı tarih 5000 yıl öncesine kadar geri gidiyor.
Roma sadece güce tapınmamış Sezar gibi diktatörler yanında Marcus Aurelius gibi çok değerli filozof imparatorlar da yetiştirmiştir.
Dinlere göre, bu dünya bir yansımadır, hatta yanılsamadır. Felsefeye göre bulmaca, bilime göre analitik, ispatlı akılsaldır. Antik Yunanistan'da tarih yoktur. Her şey varoluşun manası, üzerine kurulur, Romalılar güce taparlar, felsefe önemsizdir, hemen içi oyulur. Sezar gibi bazı imparatorları, yasaların zoruyla, tanrı yerine konulur.
Yansıma, veya yanılsama terimlerini ’’idea’’ kavramı adı altında felsefeye Platon sokmuştur. Platon dünyayı, gerçekliği olmayan bir şey olarak görüyordu; ona göre, `madde olarak dünya, asıl gerçek olan bir dünyanın, «idealâr» dünyasının bir gölgesi, bir yankısı yanılsaması diyordu. Yani demek istediğim tek tanrılı dinler dünyaya yanılsama olarak bakmaz. Öbür dünyadan bahsederler ama bu dünyanın da yaratıldığını savunurlar. İslam’da bile bu dünyaya fani derler ama yanılsama demezler. Fani kalıcı olmayan anlamına gelir.
Felsefeye göre bulmaca değil, belki de Filozof sayısı kadar Felsefe tarifi, ve Felsefe metodolojisi vardır ama hiçbiri dünya sorunlarına bulmaca olarak bakmaz. Böyle bir söylem Felsefeyi küçümsemektir.
Antik Yunanistan'da tarih neden olmasın? Dünyanın her yerinde insan davranış kalıpları hakkında arkeolojik kazılardan elde edilen kanıtlar ve yazılı tarih 5000 yıl öncesine kadar geri gidiyor.
Roma sadece güce tapınmamış Sezar gibi diktatörler yanında Marcus Aurelius gibi çok değerli filozof imparatorlar da yetiştirmiştir.
Çarşıda park yeri yetmiyor, belediyenin arkasında yer bulmak imkansız oldu.
Mahallelerin sokak düzenlemeleri yetersiz,
Mahallelerde çöp kutuları dönüşüm içerenlerden olmalı, yere gömülü sistemler sıcakta kokuyu engeller
Gençlerimiz ve çocuklarımız için geniş alanlı (kay kay, basket, voleybol, vs. alanlı ) parka ihtiyacı var
Anlayana.
Şu anda Dünyamızda bunca problem yaşanırken bu konu bari
tatsızlık yaratmaz !!!
Enfes bir yorum eline,Kalemine sağlık varoluşun can
Artık sadece "iklim değişikliği" demek yeterli olmayacak gibi.
Görünürde "yeryüzü değişiklikleri" de başladı: Volkanlar ve depremler...
Selam ve Sevgilerimle
Yazin cok degerli. Turklerin kanları özeldir. Fakat Cok karısmısiz. Turkomun kanı diye bir kavram var. Bugun çoğumuzda azalmıs. Asil kan da denir. Ataturk bunu biliyordu.
Bu bilgileri vefat eden Mursidimiz Cenap Beyden aldik. Bu konu uzerine 1.5 saatlik dersimiz bile var. Ana hasatta burasi Baş vazifedar Turkiye. Bu bilgilrri Fscebookta Cihangir Derince'nin sayfasinds bulabilirsin. Axoy Ra Ogretisi hocasidir.
Sevgiler
Siyasi partiler kanunu değişmediği sürece parti liderinin iki dudağı arasında bugün'kü delege sistemi ile değişim nasıl mümkün olacak.
Günümüzde yaşayan lider dinazorların görebilecekleri bir yere asmak isterdim bu yazıyı.
Daha genus alanda
Bilgi almak istiyorum
Kanal İstanbul Projesi ile ilgili olarak, Ağustos 2020 de ikinci baskısı yapılan ve İBB tarafından basılan KANAL İSTANBUL (Çok Disiplinli Bilimsel Değerlendirme) adlı bir kitap, içinde çoğunluklu olarak İTÜ hocalarının bulunduğu 29 bilim ve meslek adamı (Kaptanlar) tarafından hazırlanarak yayınlanmıştır. Kitap, 20 ayrı bölümden oluşan 500 sayfalık bilimsel bir eser olup, adeta bir ÇED Raporu görünümündedir.
Bu kitabın birinci bölümü tarafımdan yazılmış olup, Kanal İstanbul Projesinin Gemi Hareketleri Yönünden Değerlendirmesi konusunu incelemektedir. Diğer bir deyişle, kanal geçişi yapacak gemilerin hidrodinamiği ile ilgilidir.
Hükümet tarafından yurt dışında yaptırılan ve içinde sayısız hataların bulunduğu ÇED Raporunda "Tasarım Gemileri" olarak adlandırılan ve kanaldan geçebilecek en büyük gemiler olarak belirtilen; Tanker, Konteyner ve Yolcu Gemilerinin her üçü içinde çok detaylı hidrodinamik analizler tarafımdan yapılmış ve bu üç geminin de projelendirilen kanaldan geçişinin mümkün olmadığı bilimsel olarak ispatlanmıştır. Yaptırılan ÇED Raporunda bilimsel gerçeklerle uyuşmayan kabuller (hipotezler) bulunmakta olup, bu da raporun deniz bilimleri ve gemi mühendisliği uzmanı olmayan kişilerce hazırlandığının bir göstergesidir.
Durumu bilgilerinize sunar, paylaştığınız yazınız için teşekkürlerimi sunarım.
Prof.Dr. Aydın ŞALCI (Gemi İnşaatı ve Makine Y.Müh.)
Karagümrük süper lige çıktığı için lokal yok , benim gençliğimin geçtiği kahveci Keşfi yok , vali nin yeri Abdullah abinin meyhane kapanmış sosyalleştiğimiz son mekanlar yok yani semtin ruhu gitmiş, hafızası gitmiş bu da bir başka boyutu
Ayvalık'lı memnun degil merak etmeyin.
Ama Balıkesir Büy. Şrh. Bld. ile Ayv. Bld. arasinda kaldık bizde
durumda kendilerine yeni bir gezegen mi
aramalılar acaba ?Olay hafife alınır gibi görülmüyor da !
Not: Ailece bir İST yapın artık ayol , daha fazla kendinizi özletmeyin ,emi !