Geçen hafta bu sütunda “Köpek giren eve melek girmez” diyen profesörlerin olduğu ülkemizin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve bu başkanlığı yönetenlerin “Atatürk’e karşı tutumlarını” anlatan “Zafer’in Atası ve ‘gene’ Diyanet” başlıklı bir yazı yazmıştım.
Bu hafta, “bu acı ve kabul edilemez” tutuma, “en güzel cevabı veren” bir Hocamızın sözlerini okuyucularıma sunacağım.
Hocamız “felsefe profesörü” Yasin Ceylan, imam hatip lisesi mezunu. Habertürk’te Kübra Par’ın sorularını yanıtlıyor.
“Gençlikle ilgili” bir soruya Hocamız, “başarılı gençlik yerine dindar gençlik yetiştirmenin doğru olmadığını” söyleyerek cevap veriyor ve diyor ki:
“Çünkü Müslüman, dünya mutluluğu peşinde değildir, öbür dünya mutluluğu peşindedir. İmam hatipte okudum, medreseden geliyorum, İslam’ın öngördüğü dünya, öbür dünyaya yatırımdır, buraya geçici bakar. Dünya mutluğu ikinci plandadır, asıl mutluluk ertelenmiş mutluluktur. Bir insanın zihninde bu varken neden bu dünyada bu kadar başarılı olsun? Yatırımı öbür tarafadır. İslam’ın Batı tipi bir medeniyet kurma ideali yoktur, ihtimali de yoktur. Batı medeniyetinde, bilim, sanat, edebiyat, refah, neşe, şiir falan var. İslam böyle bir toplum öngörmüyor. Ben de iddia ediyorum ki dünya mutluluğu olmadan başarı olmaz, dünya mutluluğu olmadan ahlak da olmaz. Mutsuz insan ahlaklı olamaz, sevemez. Mutsuzlar arasında dayanışma da olamaz.”
Kübra Par’ın “Ya o insanlar ahirete çalıştıkları için mutlularsa?” sorusuna Sayın Hocamızın verdiği cevaba bakınız; “İnsan tabiatına aykırıdır, insan tabiatı bu dünyaya yönelik mutluluk ister. Dünyasını mükemmelleştirmeyen insan kim olursa olsun mutsuzdur.”
Bir TC vatandaşı, 69 yıllık bir gazeteci olarak, hocamız Prof. Dr. Yasin Ceylan’a, bu röportajı yaptıran Habertürk yöneticilerine ve yapan Kübra Par’a teşekkürlerimi, yetmez “şükranlarımı” sunarım. İyi ki varlar!..
Geliyorum, “Diyanet’in tutumu için, ‘acaba’ da diyerek” sebebini araştırmaya…
Atamızın 1927’de “söylediği iddia edilen” bir açıklaması vardır ve yaygındır:
“İşte Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis, bu tip yapılar din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık.”
Aslında Atatürk “böyle” bir söz sarf etmemiştir.
Sinan Meydan, Atatürk’ün “1 Eylül 1925’de Vakit Gazetesi’nde yayınlanan (gazetenin birinci sayfasının fotokopisin de ekleyerek) şu sözleri söylediğini” açıklar; “Atatürk'ün böyle bir sözü yok, bu uydurma! Atatürk'ün tarikatlarla ilgili gerçek sözü şu: ‘Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat medeniyet tarikatıdır.’ / (30.8.1925)”
Elbette Sinan Meydan’a da teşekkürler!..

Ve asıl soru: Acaba, Diyanet’in 2010’dan beri, hutbelerinde “Atatürk’ü anmamaya başlamasının” sebebi bu sözleri olabilir mi?..