Taaa 1950’li yıllardan beri siyasetin içindeyim, mesleğim gereği çok siyasetçi tanıdım, zirvedekilere kadar. Yazdım çizdim…

Bana göre, bir zamanların İnönülü, Demirelli, Ecevitli, Erbakanlı, Türkeşli, “demokrasinin, hakkın, hukukun Anayasaya uygun yaşandığı” dönemde, “Milli Eğitim ve Çalışma bakanlıkları yapan” Ali Nail Erdem, siyasetin bugünlere kalan “son Mohikanı’dır!..”

İzmir Kemalpaşalıdır. Kemalpaşa ilkokulunda, Tilkilik ortaokulunda, İnönü Lisesi’nde okumuştur. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş, askerliğinden sonra İzmir’e dönerek avukatlığa başlamıştır. Bu arada siyasete Demokrat Parti’de girmiş, Kemalpaşa ilçe başkanlığı yapmış ve İzmir’den Milletvekili seçilmiştir.

Gazetemizin 10 Kasım “Atatürk’ü anma sayısında”, O’nun “Atamız ile ilgili görüşlerini” yazmak istedim…

İşte başlangıç; “Atatürk bir Peygamber miydi; HAYIR.

Atatürk bir Put muydu; HAYIR.

Atatürk bir Deccal mıydı; HAYIR.

O, kendi deyişiyle içimizden biri idi. Bir DEHA. Çok yönlü bir deha. O statik kalıpların adamı değildir. Yürüyen, yürüdükçe yenileşen, yenileştikçe yürüyen dinamik bir önder, bir kurtarıcı, bir inkılapçı. Riyakarlıktan uzak, dürüst, fikri namusu yüce bir lider.”

Sonra, devam ediyor; “Atatürk Devrimlerinin hiçbiri İSLAM’a karşı değildir. Ona yöneltilen ‘Din karşıtlığı” ithamı, zavallıca bir ithamdır. Tıpkı Ebu Cehil’in Hazreti Muhammed’i dinsizlikle suçlamasından farkı yoktur.”

Devam; “Cehaletin ve ilkelliğin olduğu yerde, mutlu olmak mümkün değildir. Onurlu ve saygın yaşamak, cehaletin, sefaletin ve geri kalmışlığın yok edilmesine bağlıdır. Müstemleke anlayışını reddedin Atatürk’ün en önemli konuşmalarından biri Adli Kapitülasyon’un kaldırılışı ile ilgili konuşmadır: ‘Efendiler, bir hükümet ancak adalete istinat edebilir. Bağımsızlık, gelecek ve özgürlük, her şey adaletle mümkündür.’ Bu sözlerden bir kere daha anlaşılmaktadır ki, Cumhuriyet, ERDEMLİK, ÖZVERİ, BAŞARI ve ADALETLİ olmaktır.”

Ve nokta koyuyor, Erdem; “Binlerce yıllık Türk’ün varlığı ve adını korkmadan, çekinmeden söyleyen yalnız Mustafa Kemal olmuştur. Cumhuriyeti kuranlar doğru bir tercih ile MEDENİYET AVRUPALISI olmayı benimsemişlerdir. Bunun anlamı bilimsel yaşamak, bilimsel zekâları yetiştirmek ve insan haklarını iktidar kılmaktır. Bunların yozlaştırılmadan gerçekleştirilmesi ise asıldır.”

Teşekkürler, Erdem bakanım… Nurlar içinde yat, Atam…