Her sabah ülkenin bir yanında, ya bir orman yangını ya da bir belediye operasyonu ile uyanır olduk. Yangın, dağlardaki ormanlardan, ovalardaki beldelerde, şehirlerde belediyelere iner oldu.

Bizler, İzmir’de il / ilçe / belde belediyelerinde “operasyon olmadığına seviniyor ve mutluluk duyuyorduk ki, İzmir de “operasyonlar çengeline takılı” ve gözaltılar, tutuklamalar başladı.

“İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ'de, taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı iddiası üzerine başlatılan ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar ile Organize Suçlar bürolarından sorumlu başsavcı vekili Necati Kayaközü koordinasyonunda sürdürülen soruşturma” sonunda gözaltılar ve tutuklamalar oldu.

Tutuklananlar arasında bulunan İzbeton eski müdürü Heval Savaş Kaya, emniyetteki ifadesinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a yönelik ithamda bulundu. Tugay, bu iddiaları reddetti.

Emniyetteki işlemlerinin ardından aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu'nun da bulunduğu 119 şüpheli, sağlık kontrolünden geçirilerek İzmir Adliyesi'ne sevk edildi.

1'i savcılıktan serbest bırakıldı. Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilenlerden aralarında Tunç Soyer ve Aslanoğlu'nun da bulunduğu 60'ı tutuklandı, 58’i de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Tunç ve Şenol başkanların soruşturma ve yargı safhasından “temiz çıkacağına” inanıyorum.

Dahası da var; “CHP’li bunca belediyede yapılan operasyonlara karşılık, neden ‘soruşturmaların çoğunda adı geçen şirket ile ‘iş yapan’ başka belediyelere neden dönülüp bakılmıyor” sorusunu da düşünüyorum.

Ben, hiçbir zaman CHP’li olmadım ve seçimlerde de CHP’ye oy vermedim. Sadece “Ecevit’in, İsmet İnönü’yü yenip, İnönü’nün partiden istifasından sonra, CHP Genel Başkanı olarak girdiği ilk seçim” hariç…

Sonrasında bugünlere kadar gene “sağ düşünce çizgime uygun” partileri oylamaya devam ettim.

Ama, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e, onun “yerleştirmek istediği çağdaş demokrasi sistemine aykırı düşen” gelişmelerin olduğu dönemlerde, “sorumlu ‘sağ bir iktidar’ ise”, onu da ‘sonuna kadar’ eleştirmeyi” görev saydım, saymaya da devam ediyorum.

Benim yolum, “Atatürk’ün yoludur”, o yolda yürüyorum, yürümeye de devam edeceğim.