Bu hayatta yaptığımız her şeyin bir başkası üzerine etkisi vardır. Hiçbir şey böyle boşa gitmez, dalga dalga başkalarını etkiler.
Anlatacağım hikâye gerçek bir hikâye.
1800'lerin sonlarında İngiltere'de kendi malikanesinde yaşayan bir lordun hikayesi bu. Kocaman bir malikâne. Dev… Ailesi ve hizmetkârları ile yaşıyor Lord.
Günlerden bir gün lordun oğlu dev, uçsuz bucaksız arazideki gölün yanında oynarken bir anda ayağı çamura giriyor, çıkaramıyor. Meğerse orası bataklıkmış. Debelendikçe daha da batıyor ve bir süre sonra artık canını kaybetme noktasına geliyor. Tam o anda lordun seyisi çocuğu kurtarıyor.
Lord akşam eve geldiğinde durumu öğreniyor ve apar topar seyisin yanına gidiyor. Diyor ki “bugün benim oğlumu kurtarmışsın. Sana iki Gine altını vermek istiyorum.”
Seyis “Estağfurullah Efendim olur mu böyle şey? Bunu kabul edemem” diyor.
Bu arada her bir Gine altını seyisin bir yıllık maaşı kadar, iki yıllık maaşını veriyor.
“Kabul edemem”, “edeceksin”, “etmem” falan derken arkadan bir çocuğun geçtiğini görüyor Lord. “Bu kim?” diyor, “oğlum” diyor seyis.
Lord “Tamam o zaman sana başka bir teklifim var. Oğlunu okuyabildiği kadar okutacağım. Ne dersin?”
Seyis düşünüyor, o zamanlar İngiltere'de soylular dışında lisede okumak mümkün değil. Lise ve üniversite eğitimi almak için Soylu olmak gerekiyor, böyle bir şansın da olmadığını biliyor, bu teklifi kabul ediyor, reddedemiyor “Tamam” diyor “efendim anlaştık” ve Lord of ufak çocuğu okutmaya başlıyor.
İlkokul, ortaokul, lise derken çocuk üniversiteye, tıp fakültesine giriyor ve doktor oluyor. Yalnız Doktor olmakla kalmıyor Tıp üzerine çalışmalar yapmaya ve Bugün bizim antibiyotik olarak kullandığımız ilaçların atası olan penisilini icat ediyor, buluyor. Bu bahsettiğim kişi Alexander Flamming.
Evet şimdi diyeceksiniz ki “Tamam çok güzel bir hikâye de burada kesişim yok. Bu adamın yaptığı şey nasıl bir dalga yarattı?”
Aslında yaratıyor.
1944 yılı. Normandiya Çıkarması yapılmak üzere. 4 Haziran. Sör Winston Churchill İngiltere başbakanı, çok hasta. Çok çok hasta. Ağır bir grip geçiriyor, ateşten yanıyor. Hiç kimse ateşini düşürmeyi başaramıyor o dönemin ilaçlarıyla. Danışmanlarından bir geliyor ve diyor ki “Efendim, yeni bir ilaç deneniyor. Adı penisilin. Deneysel bir ilaç, ateşi düşürdüğü söyleniyor böyle hastalıklarda. Denemek ister misiniz?”
Normandiya Çıkarması gelmiş geçmiş en büyük askeri operasyon ve bunun iki gün öncesinde İngiltere başbakanının hasta yattığını hayal edin. Reddedemiyor Sör Winston Churchill “Tamam” diyor “Kabul ederim.” ilacı içiyor. Penisilin Sör Winston Churchill’in ateşini iki gün içinde düşürüyor. Ardından başarılı bir şekilde çıkarma yapılıyor.
E şimdi diyeceksiniz ki “hala bir şey yakalayamadık. Bu normal bir durum.”
Aslında öyle değil.
Sör Winston Churchill, Alexander Flemming’i okutan lordun oğlu. Ya da Alexander Flemming'in babası Sör Winston Churchill daha çocukken onun hayatını kurtarmıştı. Oğlu bir kez daha hayatını kurtardı. Yalnız bir kişinin değil, onlarca, yüzlerce, binlerce, on milyonlarca kişinin hayatını kurtardı, kurtarmaya devam ediyor, hala…
Hayatta nasıl baktığımız çok önemli. Hangi perspektiften baktığımız çok önemli. Hayatta neyi istediğimiz çok önemli.
Herkes bir şekilde dalga yaratmayı seviyor, istiyor. Geleceğe bir şeyler bırakma ya da başka insanların hayatları üzerinde etkili olmayı istiyor. Ama bunu yapabilmek için belki de bakış açısını değiştirmek lazım.
John Lennon. Beatles diye bir müzik grubu vardı. Bir çoğunuz bilmiyorsunuz. Bir dönemin, hatta bana sorarsanız bir yüzyılın en büyük grubu. Beatles. Ringo Star, Paul McCartney, John Lennon, George Harrison. 4 kişiden kurulu. Bu grubun kalbi aynı zamanda da iki beyninden biri John Lennon lisedeyken öğretmeni bir paragraf yazmasını istemiş, demiş ki “Büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?”
John Lennon koca bir A4 kâğıda sadece “mutlu” yazmış. Mutlu…
Öğretmen Lennon’ın kağıdını aldığı zaman bakmış ve “John sanırım soruyu anlamadın?”
John Lennon öğretmene dönüp şu tarihi cümleyi söylemiş: “Öğretmenin bence siz hayatı anlamamışsınız. İnsanlar sadece yaptıkları işte mutlu oldukları zaman fark yaratabilirler ve dalga yaratabilirler.
Eğer bir tavsiye istiyorsanız benden naçizane “ne yaparsanız yapın ya sevdiğiniz işi yapın ya da yaptığınız işi sevin.”
