Urla son zamanların en renkli günlerinden birini Urla Kent Konseyi seçimlerinde yaşadı.
5 yıl önceki seçimden bakiye Ali Yanar’ın Kent Konseyi başkanlığı için aday olması beklenen bir gelişmeydi.
Kanımca hatalı strateji ile yol almaya çalıştığı seçim kampanyasını, özensiz seçilen destekçilerle başarısızlığa uğrattı.
Hâlbuki Ali Yanar önceki dönemlerde gösterdiği samimi çalışkanlığını, mesnetsiz iddialarına tercih etmeseydi, seçimden daha farklı sonuçlarla çıkabilirdi.
Seçimin en renkli anları yürütme kurulu seçiminde yaşandı.
Çarşaf liste, gizli oy, açık tasnif yöntemiyle yapılan seçimde divan heyeti yürütme kurulu adaylarından başvuru dilekçelerini daha almadan, kendilerine vahiy geldiğini tahmin ettiğim bazı mübarek delegeler, ellerinde kapalı zarflarla seçim sandığının başına toplandı.
Sanki çarşaf liste ile değil de blok liste ile seçime gidiliyormuş gibi…
Hal böyle olunca oyların tasnifi sırasında komedi başladı.
Yürütme Kurulu üyeliği için başvuru dilekçesi vermemiş birçok kişiye çıkan onlarca oy, heba oldu.
Geçerli sayılabilen oylar ile de yürütme kurulu üyeleri belirlendi.
Urla Kent Konseyi Başkanı Hadi Başman ve Yürütme Kurulu üyelerine başarılar diliyorum.
İlçemize hayırlı olsun.
*
Bu hafta yine takvimlerde bir çakışma yaşanıyor.
Bu sene Babalar Günü ve Kurban Bayramı’nın ilk günü 16 Haziran gününde birleşti. Kurban Bayramı yine tatil fırsatına dönüştürülerek 9 güne çıkarıldı.
Gazetemize tebliğ edilen programa göre Kurban Bayramı protokol bayramlaşma merasimi 14 Haziren Cuma günü saat 16:00’da Hükümet Konağı bahçesinde icra edilecek.
İyi de 14 Haziran bayram değil, arife değil. Sadece 9 günlük tatilin başlamasına 1 saat kala.
Bence buna bayramlaşma merasimi değil, tatile kaçış merasimi mi denmeliydi?
*
Bugün size sır vereceğim. Sır.
Mutluluğun sırrı…
Hiç kimseden hiçbir şey beklemeyin. Eğer gerçekten mutlu olmak istiyorsanız. Hiç kimseden hiçbir şey beklemeyin! “ama işte herkes…” yok. Hiç kimseden hiçbir beklentiniz olmasın.
Herkesi kendiniz gibi bilmeyin. Herkes başka. Her insan başka. Her insanın başka beklentileri var. Her insan başka bir hamurdan yapılmış. Her insan olamaz sizin kadar. Ya da sizin gibi.
Sizi önemsemeyeni asla siz de önemsemeyin. Hak ettiğiniz gibi davranmayana siz de davranmayın. Kısasa kısas değil bu. Hepimizin bir değeri var. İlk önce biz kendi değerimizi bileceğiz. Başkaları zaten bizi yemek istiyor. Ezmek istiyor. Ama ilk önce biz kendi değerimizi bileceğiz. Eğer bunu yaparsak bizi gerçekten sevenle kullananı ayırt edebiliriz. Çünkü etrafta bu abilerden ve ablalardan çok var. Ne yazık ki. Sizi seviyor gibi görünüp, sizi kullanan… O yüzden iyi ayırt etmek gerekir.
Ve kimseye güvenmeyin. Hiç kimse sizin yaptığınız işi sizin yaptığınız gibi yapmayacaktır. Yapamayacaktır. Tabii ki bir ekibin içinde çalışıyorsanız ekibinize güvenin. Ama en son o kontrolü yapın. O en son kontrolü. Her şeyden sonra…
Çok güzel uyuyorsunuz.
Olumsuz düşünmeyin. Çok saçma değil mi? Hele bizim coğrafyada bunu söyleyebilmek. Ama düşünmeyin. “Her şey çok güzel olacak.” Bunu söyleyin ya. Ne olacak? “İyi olacak” deyiverin. Kendinizi sevin.
Gidenin arkasından ağlayıp sızlanmayın. Yeni bir kapı açılacaktır.
Ve asla unutmayın. Ne olursa olsun bu dünyada sizden bir tane daha yok. Valla yok. O yüzden kendinize iyi davranın. Hak ettiğiniz özeni gösterin kendinize.
Biz herkesi severiz. Her şeyi severiz. Arabamızı bile kendimizden daha çok severiz. Bir tek kendimizi sevmeyi başaramıyoruz.
Özel günleri anımsayın. Bu hafta hem bayram hem babalar günü. Anımsayın. Bir gün size de lazım olacak.
