Advert

KENDİNE NE FAYDAN VAR?

Göksel KAYSERİ

17-09-2026 15:39

İnsan çalışır.

Para kazanır. Ev alır, arsa alır, iş kurar. Servet yapar. Kimi makam, kimi ün, kimi başarı kazanır.

Bir ömür boyunca bunlara “benim” der.

Benim evim. Benim arsam. Benim param. Benim şirketim...

Sonra bir gün ölür.

Ve hayatın en acımasız muhasebesi o gün yapılır.

“Benim” dediği ne varsa artık başkalarınındır.

Para mirasçılara kalır. Tapular el değiştirir. Şirketi başkaları yönetir. Makamındaki koltuğa bir başkası oturur. Evinin kapısını başka bir anahtar açar.

Peki insana ne kalır?

Belki adı.

O da ancak geride hatırlanmaya değer bir şey bırakmışsa...

Bu düşünceyle Urla'nın geçmişine baktım ve başka bir soru sordum:

Bizden önce bu topraklarda yaşayanlardan bize ne kaldı?

2 BİN 500 YIL SONRA

Yaklaşık 2 bin 500 yıl önce Klazomenai'de Anaksagoras doğdu.

Ne kadar serveti vardı bilmiyoruz. Kaç evi olduğunu, mirasının kimlere kaldığını da...

Ama adını biliyoruz.

Çünkü dünyaya düşüncesini bıraktı.

Gökyüzüne baktı, Güneş'i, Ay'ı, doğayı sorguladı. İnsanlığın evreni akıl ve gözlemle açıklama yolculuğunun önemli isimlerinden biri oldu.

Malı mülkü yok oldu.

Düşüncesi kaldı.

Yüzyıllar sonra Urla'da başka insanlar başka şeyler bıraktılar.

Fatih İbrahim Bey, Halil Yahşi Bey, Hersekzade Ahmed Paşa, Musa oğlu Hacı Turan...

Hacı Ahmed Ağa 17. yüzyılda bugün Mermer Çeşme olarak bildiğimiz yapıyı ihya ettirdi.

Bekir oğlu Süleyman'ın adı bir çeşmede, Mir Ahmed'in adı bir şadırvanda kaldı.

Servetlerinin kimlere miras kaldığını bilmiyoruz.

Ama yaptıklarının önünden hâlâ geçiyoruz.

İnsanın ömrü birkaç on yıl, yaptığı iş bazen birkaç yüzyıl.

BU KENT BİZİMLE BAŞLAMADI

Urla'nın geçmişi tek bir topluluğun hikâyesi de değil.

Bu topraklarda Türkler, Rumlar, Museviler; Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler yaşadı.

Bugün belediye hizmet binası olarak kullanılan yapı bir zamanlar Musevi Eskinazi ailesinin konağıydı. Arditi ailesinin köşkü ise yıllar içinde Hükümet Konağı, adliye ve Tekel binası olarak kullanıldı; bugün Urla Kent Tarihi ve Arşivi.

Sahipleri gitti.

Yapılar kaldı.

Çünkü hiçbir mülk sonsuza kadar bizim değil.

Biz gideriz. Kent kalır. Hikâye kalır.

EVİNİ ÇOCUKLARA BIRAKAN ADAM

Osman Bey, Urla'ya PTT müdürü olarak geldi.

Bir evi vardı.

Mirasçılarına bırakabilirdi.

Ama kız çocukları okusun diye bıraktı.

O ev Kızlar Okulu oldu; ardından ilkokul, çocuk kütüphanesi ve halk eğitim merkezi olarak kuşaklara hizmet etti.

Bugün Osman Bey'in ne kadar parası olduğunu bilmiyoruz.

Ama adını biliyoruz.

Çünkü kendisine ait bir şeyi kendisinden sonrakilere bıraktı.

Bu gelenek sürdü.

Mahmut Celalettin ve Perihan Demirgüreş, Gülter ve Osman Ponner, Yılay ve Hakan Çeken, Mahmut Büyükkırcalı, Gönül Akdağ, Kamran Habif, İbrahim Özdurakoğlu...

Urla'da eğitimden sağlığa uzanan eserlerde bu insanların izleri var.

Lucien Arkas'ın Urla'daki sanat yatırımı da başka bir mirası hatırlatıyor: kültürü ve sanatı.

Çünkü harcandığında tükenen para, doğru yere harcandığında sahibinden daha uzun yaşayabiliyor.

KİMİNİN PARASI YOKTU, BAŞKA BİR ŞEYİ VARDI

Necati Cumalı'nın malzemesi taş değil, kelimeydi.

Urla'nın insanını, tütününü, toprağını, aşklarını ve kavgalarını edebiyata taşıdı.

Bugün cebinde kaç lira olduğunu kim merak ediyor?

Kitaplarını ise hâlâ okuyoruz.

Nikos Milioris eski Vourla'nın hafızasını yazdı; Yorgo Seferis bu coğrafyanın belleğini dünya edebiyatına taşıdı.

Neyzen Tevfik'in hikâyesinde ise başka bir ders var.

Genç Tevfik, Urla'da Berber Kazım Efendi'den ney öğrenmeye başladı.

Bugün Neyzen Tevfik'i herkes biliyor; Berber Kazım'ı çok daha az kişi...

Ama bir insanın başka bir insana öğrettiği birkaç nota, bazen yüzyıl yaşayabiliyor.

İz bırakmak için zengin olmak gerekmiyor. Bazen bildiğini bir başkasına aktarmak yeterli.

Tanju Okan da Urla'yı yaşamının önemli bir bölümünde kendisine yurt seçti.

Bugün malını mülkünü konuşmuyoruz.

Sesini dinliyoruz.

Çünkü bazıları geride bina değil, bir ses bırakıyor.

Cumalı'nın kelimeleri...

Neyzen Tevfik'in neyi...

Tanju Okan'ın sesi...

Bunların tapusu yok.

Ama hâlâ bizimleler.

BIRAKACAK HİÇBİR ŞEYİN YOKSA?

Peki paran, evin, kalemin, sanatın yoksa?

Urla tarihinin buna çok ağır bir cevabı var.

16 Mayıs 1919'da işgale karşı direnenler...

Yarbay Kazım Bey, Hacı Hüseyin Ağaoğlu Sabri Bey, Kayıkçıoğlu Hüseyin, Kandemiroğlu İbrahim, Belediye Başkanı Hüseyin Bey, Jandarma Yüzbaşı Ziya Bey ve adlarını bugün bilmediğimiz niceleri...

1922'de ise Türk ordusu geldi.

Fahrettin Paşa'nın 5. Süvari Kolordusu, Albay Çolak İbrahim Bey'in süvarileri...

Urla 12 Eylül'de kurtuldu.

Ama Yüzbaşı Kemal ve Onbaşı Baki dönemedi.

Bugün Yıldıztepe'de yan yana yatıyorlar.

Onların bağışlayacak konakları yoktu.

Verebilecekleri en değerli şeyi verdiler:

Canlarını.

Bugün Yüzbaşı Kemal'in ve Albay Çolak İbrahim Bey'in isimleri Urla'da çocukların eğitim gördüğü okullarda yaşıyor.

Bir zamanlar çocuklar özgür yaşayabilsin diye mücadele eden insanların isimleri, bugün çocukların eğitim gördüğü okul kapılarında yazıyor.

Bundan daha anlamlı bir miras olabilir mi?

19 EYLÜL'DE KENDİMİZE SORALIM

Bugün Gaziler Günü.

19 Eylül 1921'de TBMM, Sakarya Meydan Muharebesi'nin ardından Mustafa Kemal Paşa'ya Gazi unvanı ve Mareşal rütbesi verdi.

Gazilerimizi anarken yalnız geçmişe teşekkür etmiyoruz.

Bize ne bıraktıklarını da hatırlıyoruz.

Birinin parası vardı, okul yaptırdı.

Birinin evi vardı, çocuklara bıraktı.

Birinin kalemi vardı, yazdı.

Birinin neyi vardı, üfledi.

Birinin sesi vardı, söyledi.

Birinin bilgisi vardı, öğretti.

Birinin ise vatanından başka verecek hiçbir şeyi yoktu.

Gerektiğinde canını verdi.

Hepsi gitti.

Malları el değiştirdi. Servetleri mirasçılara kaldı. Makamlarına başkaları oturdu.

Ama bazı isimler kaldı.

Biz de çalışıyoruz.

Para kazanıyoruz. Ev, arsa alıyoruz. Çocuklarımıza bırakacak servet oluşturmaya çalışıyoruz.

Bunda yanlış bir şey yok.

Ama bir gün bizim tapularımız da değişecek.

Banka hesaplarımız kapanacak.

Evlerimizde başkaları yaşayacak.

Biriktirdiğimiz her şey birilerine kalacak.

Peki bize ne kalacak?

Anaksagoras düşüncesiyle 2 bin 500 yıldır burada.

Hacı Ahmed Ağa çeşmesiyle yaklaşık dört asırdır...

Osman Bey bıraktığı eviyle...

Cumalı kitaplarıyla...

Neyzen Tevfik neyiyle...

Tanju Okan sesiyle...

Yüzbaşı Kemal ise adını taşıyan okulun kapısından her sabah giren çocuklarla...

Belki insanın kendisine yapabileceği en büyük yatırım, yalnız kendisi için biriktirmek değildir.

Çünkü kendimiz için biriktirdiğimiz hemen her şey sonunda başkalarına kalacak.

Ama başkaları için bıraktığımız bir şey, belki bizi de burada bırakacak.

Paran var.

Malın var.

Mülkün var.

Belki makamın, ünün, başarın da var.

Peki bütün bunlar bittikten sonra...

KENDİNE NE FAYDAN VAR?

DİĞER YAZILARI URLA’NIN İŞGALİ ÜÇ YIL SÜRDÜ, UNUTMASI YÜZ YIL… 01-01-1970 03:00 BAĞBOZUMU VAR, BAĞ NEREDE? 01-01-1970 03:00 Siyaset Geçer, Kırgınlık Kalır 01-01-1970 03:00 Kadınsız Kurtuluş Olmazdı 01-01-1970 03:00 SAHİP OLMAK DEĞİL, YAŞAMAK 01-01-1970 03:00 TAVRI SEN BELİRLERSİN 01-01-1970 03:00 DELİLER GEMİSİ 01-01-1970 03:00 AFFEDEN BAYRAM 01-01-1970 03:00 URLA’NIN ATEŞİ 01-01-1970 03:00 Baş Tacımız, Çelişkimiz, Gerçeğimiz 01-01-1970 03:00 KAVANOZU KİM SALLIYOR? 01-01-1970 03:00 Hayatta Kalan Nesil 01-01-1970 03:00 Eşek Olun, Akıllı Olmayın 01-01-1970 03:00 Bayram mı, Mücadele mi? 01-01-1970 03:00 ÖLÇÜSÜZLÜĞÜN YENİ NORMALİ 01-01-1970 03:00 URLA AYNASI 01-01-1970 03:00 YETKİ KİMDEYSE, BU YAZI ONA 01-01-1970 03:00 UNUTURSANIZ, TEKRAR YAŞANIR. 01-01-1970 03:00 PRESTİJ SOFRADA 01-01-1970 03:00 URLA 2025 YÜKSELİŞİN YILI 01-01-1970 03:00 Sandığın Yarısı Açıldı 01-01-1970 03:00 İmar Değişikliğinde %90 Pay Düzeni 01-01-1970 03:00 ÇOK YAŞA ÖĞRETMENİM 01-01-1970 03:00 “Dikili Ağaç Yokmuş Diyorlar…” 01-01-1970 03:00 Gençler değil… 01-01-1970 03:00 Urla’da 119 itiraz, 1 rest: Toprak kazandı 01-01-1970 03:00 Zekâya Karşı Toplu İğne 01-01-1970 03:00 Urla’da Bu Hafta: Gaziler, Driftçiler ve Yalaz’ın Dönüşü 01-01-1970 03:00 Direnişin İlk Kıvılcımı 01-01-1970 03:00 “Bu Kadarına da Pes” Dedirten Türkiye Manzaraları 01-01-1970 03:00 Urla’da Demokrasi 01-01-1970 03:00 Yeniden Doğan Anadolu: Ekolojik Dirilişin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 MARİFET TESTİYİ KIRDIRMAMAK 01-01-1970 03:00 KİMSEYİ DİNLEME 01-01-1970 03:00 TÜLÜTABAKLAR 01-01-1970 03:00 TARİHİ BİLMEK GEREK 01-01-1970 03:00 Annelerimiz bizim baş tacımızdır. 01-01-1970 03:00 GÜVEN 01-01-1970 03:00 MUTLU ÖKÜZ 01-01-1970 03:00 MUTLU 01-01-1970 03:00 KAHRAMAN 01-01-1970 03:00 KADIN 01-01-1970 03:00 Tavsiye 01-01-1970 03:00 DEPREM ÖNCESİ VE SONRASI 01-01-1970 03:00 Bana ne, ben haklıyım 01-01-1970 03:00 BULDUMCUK SİYASETİ 01-01-1970 03:00 İLAHİ MAHKEME 01-01-1970 03:00 ALMANLAR BİZİ NASIL KISKANMASIN? 01-01-1970 03:00 DEVRİN İNSANI 01-01-1970 03:00 SEVDİK 01-01-1970 03:00 Anomik misin kardeş? 01-01-1970 03:00 URLA NASIL KURTULUR? 01-01-1970 03:00 TAVUK ÇALINDI 01-01-1970 03:00 MÜDÜRÜN İTİRAFLARI 01-01-1970 03:00 URLA DEVLET HASTANESİ ŞAŞIRTTI 01-01-1970 03:00 ARADA BİR “DURMAK” GEREK 01-01-1970 03:00 YETİŞ GAZETECİ YETİŞ! 01-01-1970 03:00 Bildiniz mi? 01-01-1970 03:00 MÜBAREK DELEGELER 01-01-1970 03:00 BİLEN VAR 01-01-1970 03:00 CEHALET BEDAVA… 01-01-1970 03:00 YARALARIMIZA MERHEM OLDULAR 01-01-1970 03:00 MIZRAK 01-01-1970 03:00 31 MART’TA NELER OLDU? 01-01-1970 03:00 BOĞAZLARDA SATRANÇ HAMLELERİ 01-01-1970 03:00 URLA HAVAALANI 01-01-1970 03:00 Ağacın kurdu içinde olur 01-01-1970 03:00 URLA SİYASET SARMALI 01-01-1970 03:00 Urla Belediye Başkanı kim olacak? 01-01-1970 03:00 Allah Urlalıya sabır versin! 01-01-1970 03:00 Seçimlere hazır mıyız? 01-01-1970 03:00 BU BİR İHBARDIR 01-01-1970 03:00 URLALIYA KIŞ KIŞ 01-01-1970 03:00 DERS ZİLİ ÇALDI 01-01-1970 03:00 ISSIZ ADA 01-01-1970 03:00 KARIŞIK İŞLER 01-01-1970 03:00 NE YAKINIYORSUN? 01-01-1970 03:00 URLALI KENDİNİ VURDU 01-01-1970 03:00 GAZETECİ İSTEMİYORLAR 01-01-1970 03:00 “Urla’da çay da mı içmeyelim?” 01-01-1970 03:00 URLALILARA YOL GÖRÜNDÜ 01-01-1970 03:00 KARNE ZAMANI 01-01-1970 03:00 URLA DÜŞTÜ! 01-01-1970 03:00 MEŞHUR HAREKET 01-01-1970 03:00 Nerede o eski bayramlar? 01-01-1970 03:00 ÇAKALLIK 01-01-1970 03:00 BOĞAZLARDA SATRANÇ HAMLELERİ 01-01-1970 03:00 PANKART KRİZİNİN URLA İLE İLGİSİ YOK 01-01-1970 03:00 MÜTEAHHİTLİĞİN YASASI YOK! 01-01-1970 03:00 ALTI ATTIK, BİRİNİ GERİ ALDIK 01-01-1970 03:00 Çok mu zor “bilmiyorum” demek? 01-01-1970 03:00 Hoş geldin 2023 01-01-1970 03:00 AĞLATAN ÖYKÜ 01-01-1970 03:00 ATATÜRK 10 KASIM’DA ÖLMEDİ 01-01-1970 03:00 29 EKİM’İN SIRRI 01-01-1970 03:00 HOLLYWOOD URLA 01-01-1970 03:00 TARKAN’DAN SUBLİMİNAL BOMBARDIMAN 01-01-1970 03:00 SİZ UYURKEN NELER OLDU? 01-01-1970 03:00 Urla’da Engelsiz Cami, Engelsiz İbadet 01-01-1970 03:00