“İnönü’nün döneminde savunma sanayi bitirildi, fabrikalar kapatıldı, araştırma geliştirme durdu, biz aslında uzaya çıkacaktık ama CHP engel oldu” diyorlar ya…
Hadi gelin, bir bakalım o “hiçbir şey yapılmayan” yıllara.
Yıl 1938. Atatürk gözlerini kapatıyor.
Yıl 1939. İsmet İnönü gözlerini açıyor.
Dünya, tarihin en büyük savaşına hazırlanıyor.
Türkiye, sınırda Sovyet tehdidiyle, içeride kıtlıkla, dışarıda diplomatik mayınlarla boğuşuyor.
Ama bizde ne var?
“Tek dikili ağaç yok” diyenler var.
Oysa…
* Bursa’da Merinos fabrikası açılıyor.
* Karabük’te demir çelik fırınları yanıyor.
* Hatay, Fransız postallarından kurtulup ana vatana kavuşuyor.
* İlk Türk denizaltısı Atılay, Haliç’te denize iniyor.
* Sivas’tan Erzurum’a demiryolu uzanıyor.
* Köy Enstitüleri kuruluyor, Anadolu’nun yoksul çocukları öğretmen oluyor.
* Etimesgut’ta uçak fabrikası kuruluyor, 200 özgün Türk uçağı üretiliyor.
* İlk yerli uçak motoru fabrikasının temeli atılıyor.
* Petrol bulunuyor, Petrol Ofisi kuruluyor.
* Milli Kütüphane, İTÜ, Ankara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi açılıyor.
* Türkiye, Birleşmiş Milletler’in kurucu üyesi oluyor.
* İnsan Hakları Bildirgesi imzalanıyor.
* Türkiye Avrupa Konseyi’ne giriyor.
* Anıtkabir’in temeli atılıyor.
* Ve daha neler neler…
Yani?
Yani “tek dikili ağaç yok” diyenlerin gözleri ya görmüyor… ya da görmek işlerine gelmiyor.
Çünkü bu ülkenin ilk uçak fabrikası, ilk yerli ampulü, ilk yerli motoru, ilk rüzgâr tüneli, ilk barajları, ilk üniversiteleri, ilk sendika yasaları, ilk sosyal güvenlik kurumları, ilk şehir içi ulaşım sistemleri, ilk milli kütüphanesi, ilk milli tiyatrosu, ilk milli petrol şirketi, ilk milli hava yolları… hepsi o “hiçbir şey yapılmayan” yıllarda kuruldu.
Ve evet, bu listeyi okurken yorulduysanız, bir de o yıllarda bu işleri yapanlara sorun.
Çünkü onlar, Atatürk’ün “tam bağımsızlık” vasiyetini sırtlarında taşıyanlardı.
Çünkü onlar, “önce fabrika, sonra fabrika, sonra yine fabrika” diyen bir liderin emanetçileriydi.
Çünkü onlar, savaşsız bir savaşın kahramanlarıydı.
Bugün hâlâ Karabük’te bir çelik parçası dövülüyorsa,
Bugün hâlâ Anadolu’da bir öğretmen “Ben Köy Enstitüsü mezunuyum” diyorsa,
Bugün hâlâ Hatay Türk bayrağıyla uyanıyorsa,
Bugün hâlâ birileri “CHP hiçbir şey yapmadı” diyebiliyorsa…
Demek ki o yıllarda yapılanlar hâlâ dimdik ayakta.
Ve evet…
Bu da Atatürk’ün mirasıdır.
İnönü’nün alnının teridir.
Cumhuriyet’in diktiği ağaçtır.
Kökü derindedir.
Kolay kolay devrilmez.
Ve o kökün adı…
Mustafa Kemal Atatürk’tür.
O kök, hâlâ bu toprağın altındadır.
Ve biz, hâlâ onun gölgesindeyiz.
