Değerli Okurlarım,

Bugün sizlerle farklı bir konuda sohbet etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi son zamanlarda sürekli küresel ısınmaya etki eden faktörleri ve parametreleri tartışmaktayız. Bu tartışmaların temel nedeni bizlerin bu koşullardan nasıl etkilendiğimiz ve etkileneceğimizdir. Doğal olarak iklim değişikliğinin ana sebeplerinden biri ve en önemlisi biz İNSAN’lardır.

Peki nasıl mı?

Bizler teknolojiyi de yanımıza alarak hızlı bir şekilde doğal düzeni bozmak, küresel ısınmayı hızlandırmak ve iklim değişikliğini artırmak için uğraşmaktayız.

Örneğin son yıllarda hızla artan elektrikli araçların devreye sokulması ve yaygınlaştırılması çalışmalarına hız verilmesinin temel nedeni egzoz gazlarının azaltılmasıdır.

Egzoz gazı, doğalgaz, benzin, mazot, fuel oil ya da kömür gibi yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan ve egzoz ve baca yardımıyla atmosfere atılan gazdır. Bileşiminde ise ortamı kirleten zehirli gazlar vardır.

Egzozlardan çıkan gazın, çevreye verdiği zarar azımsanamayacak derecede büyüktür. İlk olarak egzoz gazı, küresel ısınmanın en önemli nedenleri arasında yer alır. Büyük alanlara büyük zararlar vermekle birlikte, yıldırımların daha çok oluşmasına da neden olur. Egzoz gazlarından çıkan ağır metalik gazlar, bitkilerin üzerinde birikir. Bu da bitkilerin zehirli özelliklere sahip olmasına ve yok olmalarına neden olur. Ayrıca, bitkilerin fotosentez yaparak oksijen üretmesini de engeller. Yağmur, çiy ve sis gibi havanın yoğuşması sonucu, zehirli egzoz gazları bitkilere bulaşır. İçme sularına bile bulaşma ihtimali bulunduğundan egzoz gazı hem çevre hem de insan sağlığı için çok tehlikelidir. Özellikle büyük araçların egzozlarından çıkan gazlar, oldukça fazladır. Düzenli olarak egzoz muayenesi yapılmaması ise bu gazların daha da yoğun bir şekilde çıkmasına neden olur. Havaya çok hızlı bir şekilde karışan egzoz gazı, bitkilerin ve insanların yaşam alanını tehdit eder. Egzoz dumanı zararları, otomobil sayısının artmasıyla giderek artmaktadır.

Uçakların egzoz gazları ise diğer bir fenomendir. Hava kirliliğinin önemli parametrelerinden biridir.

İşte bu ve buna benzer teknolojik gelişmeler bizlerin yaşam kalitesine doğrudan etki etmektedir.

Bilindiği gibi, doğa ve insan arasındaki ilişki, tarihin başlangıcından bu yana doğal kaynaklardan faydalanarak medeniyetler kurmuş, tarımı geliştirmiş ve teknolojik ilerlemeler kaydedilmesine rağmen bu süreçte, doğal dünyanın dengesi de önemli ölçüde etkilenmiştir.

İnsanlar, hayatta kalmak ve gelişmek için doğaya ihtiyaçları arasında su, toprak, mineraller, bitkiler vardır. Hayvancılık ve Tarım, ormancılık konusunda Doğa’yı korumak için yürütülen faaliyetler yeterli mi acaba?

Doğa’da Madencilik ve Sanayileşme ve fosil yakıtların kullanımı, iklim değişikliğine ve küresel ısınmaya yol açarken, hava, su ve toprak kirliliği, doğal yaşam alanlarını ve insan sağlığını etkilemektedir.

İnsan faaliyetleri, ekosistemlerin dengesini bozarak, sağlıklı yaşamı olumsuz etkilediği bir tarafa biyoçeşitlilik azalmaktadır.

Yeşil alanlar ve temiz hava, stresi azaltmakta ve yaşam kalitesini artırmaktadır. Gerçek olan yaşam kalitemiz için doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kullanımı, gelecek nesiller için önem arz etmekte olup ekolojik dengenin korunması, insanların uzun vadeli refahı için de gereklidir.

İnsanlığın doğal dünyayı nasıl etkilediği ve bu etkileşimin sonuçları, geleceğimizi şekillendiren kritik öneme sahiptir. Sürdürülebilir bir gelecek için, bu dinamik dengenin korunması ve geliştirilmesi yaşam kalitemizin artması için gerekmektedir.

Özellikle kalabalık ortamlardan uzak daha kırsal bölgelerde yaşamak en azından alınabilecek basit bir önlem olarak görünmektedir.