Değerli okurlarım,

Küresel ısınmanı en belirgin şekilde kendini gösterdiği alan Dünya gıda üretiminin risk altında olduğudur.

Gerekli önlemlerin alınmadığı takdirde, dünyanın su, gıda gibi temel ihtiyaçlarını karşılamada problem yaşayacağı günler yaklaşmaya devam etmektedir. Dünyadaki tatlı su kaynağının yüzde 70'ini oluşturan buzullardaki erime dikkat çekmektedir. Gün geçtikçe su krizi gittikçe artmaktadır.

Bilindiği gibi Dünya su günü her yıl mart ayının 22 Mart'ta kutlanmaktadır. Dünya Su Günü'nün bu yılki teması 'Buzulların Korunması' olarak belirlenmiştir. 21. yüzyılda buzullar verilen bilgi ve elde edilen verilerin ışığında benzeri görülmemiş oranlarda erimektedir.

Bunun sonucunda doğal afetler ve kuraklık artmakta, tatlı su kaynakları ciddi oranda azalmaktadır.

Buzullardaki erime, dünya genelinde birçok tarım arazisini ve yerleşim yerini de tehdit etmektedir. Dünyadaki tatlı su kaynağının yüzde 70'i buzullarda olduğuna göre, erimeye karşı acilen harekete geçilmesi gerekmektedir. Buzullar eridikçe su krizi daha da belirginleşmektedir.

"Su fakiri bir ülkeye dönüşmemek için..."

Su krizi derinleştikçe, 2050'ye kadar dünya gıda üretiminin yarısından fazlasının risk altında olduğuna dikkat çekilmektedir. Türkiye olarak kişi başına düşen 1300 metreküp kullanılabilir su miktarıyla su stresi altında olan bir ülkeyiz. Nüfus artışımıza bağlı olarak gelecek yıllarda bu miktarın daha fazla düşeceği de öngörülmektedir. Öte yandan küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer almaktayız. Yani yakın gelecekte yaşanacak bir kuraklık da Türkiye'yi ciddi anlamda tehdit etmektedir. Su fakiri bir ülkeye dönüşmememiz için başta yer altı su kaynaklarımızı korumamız ve mevcut su yönetimimizi gözden geçirmemiz gerekmektedir.

Küresel Su Potansiyeli Dünyanın toplam yüzeyi 510 milyon km2’dir ve bunun yaklaşık %70’i sularla kaplıdır. Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 olup, %97,5’i okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak, %2,5’i nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının %90’ının kutuplarda ve yeraltında bulunması nedeniyle insanoğlunun kolaylıkla yararlanabileceği tatlı su miktarının ne kadar az olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum ise buzulların erimesini ne kadar büyük bir risk taşıdığını göstermektedir.

Konularında uzmanlaşmış bilim adamlarının elde ettikleri verilere göre, her yıl 500 bin km3 su buharlaşıp atmosfere karışmaktadır. Kıtalar buharlaşmayla 70 bin km3 su kaybederken, yağışlarla 110 bin km³ su almaktadır Yaklaşık 40 km3’ü akışa geçerek nehirlerle denizlere ve kapalı havzalardaki göllere ulaşan bu yağışın ancak 9 000 km3’ü teknik ve ekonomik olarak kullanılabilmektedir. Tatlı su kullanımı tarım, sanayi, konutlar olmak üzere üç alanda gerçekleşmekte olup, sektörler arasında büyük su rekabeti bulunmaktadır.

Tarımda su kullanımının payı 20. yy. başlarında %90 iken günümüzde %70’e gerilemiş, sanayi ve enerji sektöründe %23’e, konutlarda %8’e çıkmıştır. Ayrıca nüfus artışı sonucu 300 yıl öncesine kıyasla günümüzde yaklaşık 50 kat daha fazla su kullanılmaktadır.

Her damla suya karşılık daha fazla üretim veya verim sloganı ile su kaynaklarının etkin kullanımının son derece önemli olduğunu ve bunun sağlanması için de mikro sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Geleneksel yöntemler yerine artık tuz giderme ve suyun yeniden kullanımı gibi daha yeni teknolojilerin desteğiyle, suyun etkin ve akılcı kullanımı sağlanmalıdır.

Hayatın kaynağı olan su, iklim değişikliklerine karşı gerekli önlemler alınmadığında dünyanın en önemli sorunlarından biri olacak, kurak ve yarı kurak alanlarındaki su kaynakları sorunlara yenilerini ekleyerek su gereksinimi artacaktır.