Dünyamız güneşten gelen ışınlardan çok dünyanın yüzeyinden yansıyan güneş ışınları tarafından daha çok ısınmaktadır. Küresel ısınma, ısıyı tutan gazların (CO2, CH4, N2O vb.) atmosfer ortamında uzun süreli kalması sonucunda ve sera gazlarının (Karbondioksit, Metan, Ozon) meydana getirdiği sera etkisi yani ışınların bu gazlar tarafından tutulması olayından oluşmaktadır. Atmosfer ortamında bu gazların miktarının çoğalması Yerküre’ de ısınmayı büyük miktarda arttırır. Bu ısı artışı dünyamızın dengesini tehdit etmektedir.

Küreselleşen dünyamızda uluslararası ticaret ve hizmet günden güne artmaktadır. Bu artış beraberinde firmalar arası rekabet de artmaktadır. Bu uluslararası ticaret ve hizmet ortamında aslında başrolde havacılık sektörünün olduğunu söyleyebiliriz. Fakat havacılık sektörünün küresel ısınmaya etkisi göz ardı edilmemelidir.

Son yıllarda, havacılık endüstrisi hızla büyümekte ve hava yolculuğu ise dünyamızın temel ve yaygın etkinliklerinden biri haline geldi. Ancak bu büyüme, çevresel bir maliyete neden olmaktadır. Temiz Ulaşım Uluslararası Konseyi’nin çalışmaları, havacılığın 2018’de küresel CO2 emisyonlarının yaklaşık %2,4’ünden sorumlu olduğunu göstermektedir. Son yıllarda yapılan incelemeler bu oranın %6’lar seviyesine çıktığını göstermektedir. Bu oranın daha da artması beklenmektedir ve bu, sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir zorluk oluşturmaktadır.

Havacılık sektöründe kullanılmakta olan kaynaklar doğrudan canlıların hayatını etkilemektedir. Bu da küresel çapta birçok sorun oluşturmakta ve haliyle iklim değişikliğine neden olmaktadır. Uçaklar tarafından yayılan nitrik asit, su buharı ve karbondioksit havayı kirletmektedir. Uçaklarda yakıt olarak kullanılan kerosen içeriğinde büyük oranda karbon ve nispeten az miktarda hidrojen ve az miktarda diğer elementler içermektedir. Bu iki elementin her yakılışında atmosfere belirli miktarda karbondioksit salınmakta dolayısıyla küresel ısınmaya katkı sağlamaktadır.

Jet motorlarındaki yanma süreci sırasında, jet yakıtı atmosfer oksijeni ile karmaşık bir kimyasal reaksiyona girer. Bu reaksiyon, çoğunlukla tamamlanmamış bir yanma formu olup çeşitli gaz formunda yan ürünler yayımlar, bunların arasında en fazla bulunanı karbondioksit (CO2) dir. Karbondioksit, güneş ışınları ile belirli bir şekilde etkileşime giren ve bilinen en etkin bir sera gazıdır. Sera gazları, güneş ışığının atmosferden nispeten engellenmeden geçmesine izin verir, ancak yerden uzaya kaçmaya çalışan Dünya’nın kızılötesi ısı radyasyonunun önemli bir kısmını hapseder. Bu hapsedilen ısı enerjisi, küresel ısınma olarak bilinen kademeli bir küresel sıcaklık artışına dönüşmektedir.

Esas olarak insan aktiviteleri ve atmosferdeki CO2 konsantrasyonunun sürekli artışı sürdürülen güçlendirilmiş sera etkisinin, küresel ısınmanın ana nedeni olduğu artık bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu ısınma trendinin sonuçları geniş kapsamlı ve iyi belgelenmiştir. Yükselen deniz seviyeleri, kıyı toplulukları ekosistemleri tehdit etmektedir. Sıcak dalgaları, kuraklıklar, seller ve yoğunlaşmış fırtınalar gibi aşırı hava olayları daha sık ve şiddetli hale gelmektedir. Bu değişiklikler hava şartlarını, tarım verimlerini ve hassas ekosistemleri bozar, bu da doğal olarak biyoçeşitlilik kaybına yol açmaktadır.

CO2 emisyonlarının yanı sıra, uçaklar ayrıca azot oksitler (NOx), su buharı ve is gibi parçacıklar ve gaz da yayımlamaktadırlar. Cirrus bulutlarının oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu bulutlar, Dünya’nın atmosferindeki ısıyı hapsedebilir ve bu da küresel ısınmaya daha fazla katkıda bulunmaktadır.

Havacılığın iklim değişikliği üzerindeki etkisi, sadece uçuş sırasında emisyonlarla sınırlı değildir. Uçakların üretimi ve bakımı, ayrıca havaalanlarının işletilmesi de CO2 emisyonlarına katkıda bulunur. Örneğin, yeni pistlerin ve terminallerin inşası hem ağır makine kullanımını hem de beton üretimini gerektirir ki, her ikisi de CO2’nin önemli bir kaynağıdır.

Ayrıca, hava yolculuğunun çok hızlı olması, emisyonlarını özellikle hassas bir bölgede yoğunlaştırır ve bu durum atmosfere orantısız bir etki yapar. Karalar ve kamyonlar gibi zemin seviyesinde kirlilik yayımlayan araçların aksine, uçaklar emisyonlarını doğrudan üst troposfer ve alt stratosfere, genellikle ince bulutlar ve minimum atmosfer karışımı ile karakterize olan bölgelere boşaltır. Bu durum, birkaç nedenle daha büyük bir ısınma etkisi yaratabilecek bir kirlilik yoğunlaşma alanı oluşturmaktadır.

Bütün bu olumsuzluklar, bir önceki yazımızda belirttiğimiz gibi. Yapay Zekânın bu sektörde de kullanılmasıyla istenilen seviyelere getirilebilir.