Değerli okurlarım,
Günlerdir uyarmaya çalışıyorum ve biraz olsun farkındalık yaratabildiysem ne mutlu bana.
Evet yaşadığımız ortamda ve çevremizde neler oluyor?
Yaşadığımız günlerde sağanak yağışlar, dolu yağışı, seller, fırtınalar ve heyelanlar. Tam bir felaket senaryosu.
Dünya, insan faaliyetlerinden dolayı sera gazı emisyonlarının atmosferde ısıyı hapsetmesi sonucu tarihinin en hızlı ve acımasız küresel ısınma dönemini yaşamaktadır. Bu durum küresel sıcaklık rekorlarının kırılmasına, şiddetli hava olaylarının artmasına, deniz seviyelerinin yükselmesine ve ekosistemlerin ciddi şekilde zarar görmesine yol açmaktadır.
Sanayi öncesi döneme göre küresel ortalama sıcaklıklar kritik eşiklere (1,5 0C) yaklaşırken, aşırı sıcak hava dalgaları dünya genelinde insan sağlığını ve yaşamı tehdit etmeye başlamıştır. Avrupa’da ve özellikle Fransa’da son günlerde sıcaklardan dolayı gerçekleşen ölüm olaylarını unutmamak gerekiyor.
Bu durum, özellikle şehirlerde oluşan "ısı adası" etkisini artırarak sıcaklıkların daha da hissedilmesine neden olmaktadır.
Diğer önemli bir konu ise Kutup bölgelerindeki buzullar ve buz tabakaları hızla erimesidir. Buzul kaybı, okyanus suyunun ısınarak genleşmesiyle birleştiğinde deniz seviyelerinin tehlikeli boyutlarda yükselmesine neden olmaktadır. Kıyı yerleşimlerinin sular altında kalma riski gittikçe artmaktadır.
Gerçekte küresel ısınmadaki her 1°C artış, kuraklık, sel ve fırtına gibi doğa kaynaklı afetlerin sıklığını ve şiddetini çok hızlı artırmaktadır.
Özellikle yaz aylarında orman yangınlarında artış ve oluşan kuraklıklar çevreyi çok kötü etkilemektedir. Küresel kriz riskleri hızla artmaktadır.
Daha önce birçok yazımda da belirttiğim gibi İklim krizinin başlıca sorumlusu olan fosil yakıtlardır (kömür, petrol, doğalgaz). Fosil yakıtları kullanımını azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarına (güneş, rüzgâr) ağırlık vermemiz ve çok hızlı bir şekilde yenilenebilir enerjiye dönmemiz gerekmektedir.
Türkiye ve Akdeniz Bölgesi, küresel iklim değişikliğinin en şiddetli yaşandığı "sıcak noktalardan" biridir. Bölgedeki ısınma hızı, küresel ısınma ortalamanın %20 üzerinde seyretmektedir. İnanılacak gibi değil. Gerçekte bu aşırı ısınma sonucu bölge aşırı hava olaylarına, kuraklığa ve ekolojik değişimlere dönüşmektedir.
Akdeniz Bölgesinde yaz aylarında atmosferde sıkışan yüksek basınç sistemleri, "ısı kubbesi" adı verilen etkiye neden olur. Bu da rekor sıcaklık derecelerine neden olmaktadır ve ölümcül sıcak dalgaları yaratılmaktadır.
Akdeniz'in deniz yüzeyi sıcaklığı şimdiden 1,5°C üzerine çıkmıştır. Deniz suları 1980'lerden bu yana her on yılda ortalama 0,3°C ila 0,4°C hızla ısınmaktadır. Bu ulaşılan sıcaklık tehlike çanlarının çalmasına neden olmaktadır.
Bilimsel araştırmalar bölgedeki toplam yağış miktarının dramatik şekilde azalmadığını, ancak artan sıcaklıklar nedeniyle buharlaşmanın çok yükseldiğini göstermektedir.
Türkiye genelinde yıllık ortalama toprak neminde yaz aylarında %25'e varan ciddi nem kayıpları ölçülmektedir. Bu durum, yağış olsa bile toprağın kuru kalmasına ve tarımsal verimsizliğe yol açmaktadır.
Bütün bu gerçekleri dikkate alarak ulus olarak önlemlerimizi almalıyız.