Değerli Okurlarım,
İçinde yaşadığımız bu sıcak ve bunaltıcı hava şartları içinde sürekli küresel ısınma, El nino ve şimdide Ejderhadan bahsediyoruz. Bütün bu olayların gerisinde yatan ve gerçekte olayların başlangıcı olan Buzulları erimesi yatmaktadır.
Gerçekte Buzullar güneşin yansımasını sağlayan aynalardır. Başka bir deyişle, buzullar, dünyanın soğutucu sistemini oluşturan devasa beyaz aynalar gibidir. Güneş ışığını yansıtarak atmosferi serin tutarlar. Buzullar eridikçe yeryüzü daha fazla ısıyı emmeye başlar, deniz seviyeleri yükselir ve hava olayları bir kaosa dönüşür.
Buzulların erimesinin sonucu, okyanusların kapsadığı hacim armaya başlar. Bu durum, kıyı şeridinde yaşayan milyonlarca insan ve yerleşim yeri için tehdit oluşturur. Küçük ada ülkeleri su altında kalırken, büyük şehirlerde sel riski artmaya başlar. Bütün bu olaylar doğanın dengesini bozmakla kalmaz tüm ekolojiyi alt üst eder. Su kaynaklarının azalması, kuraklık ve açlık krizlerini tetikleyebilir.
Buzullarda yaşayan canlılar için tek yaşam alanı kutupların ekosistemidir. Buzulların erimeye başlamasıyla orada yaşayan kutup ayıları, foklar ve birçok deniz canlısı yaşam alanlarını kaybetme durumuyla karşılaşacaktır. Diğer taraftan okyanus akıntılarının değişmesi, diğer bölgelerde fırtınaların şiddetini artırır. Doğal dengenin bozulması küresel ekonomiyi etkiler.
İstenmeyen sonuçların en büyüğü, bu belirsizliklerin neden olacağı karmaşık planlardır. Buzulların erimesi sonucu etkilerinin hissedilmesi insanlar üzerinde tanımı zor psikolojik baskı yaratacaktır. Geçmiş dönemlerde biz insanoğlunun dikkate almadığı birçok doğa olayının cevaben bize iletmeye çalıştığı bedeli acil olarak ödemezsek yarın geri dönülemez noktaya geleceğiz.
Buzulların erimesi sessiz bir alarmdır. Bu sesi duymak ve harekete geçmek, sadece çevrecilerin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Dünyanın su rezervlerinin yüzde 70'ini oluşturan buzullar hızla erimeye başlamıştır. Bilindiği gibi bu erime su krizleri ve sel felaketlerine yol açmaya başlamıştır.
Tipik bir örnek verilmesi gerekirse İsviçre'nin güneyindeki Valais kantonunda yer alan Blatten köyü, meydana gelen bir buzul çökmesi sonucu büyük oranda tahrip olmuştur. Çöken buzul, köyün büyük bir bölümünü devasa buz kütleleri, çamur ve molozlarla kaplamış olup bu felaketin ardından, halk büyük bir endişeye kapılmıştır.
Yüksek rakımlı bölgelerde "dünyanın su kuleleri" gerçekleştirilmektedir. Bunun nedeni, yaz aylarında eriyen buzların, alçak bölgelerdeki kasaba ve çiftliklere su sağlamasıdır. Bilimsel araştırmalara göre, küresel nüfusun iki milyarlık kısmı, günlük su ihtiyaçlarını buzulların erimesinden sağlanmaktadır.
Ancak dünya ısındıkça buzullar hızla erimekte hatta son yirmi yılda buzullar önceki dönemlere göre iki kat daha hızlı biçimde erimiştir. Özellikle 2000-2023 yılları arasında, kaybedilen buz kütlesi 46 bin piramit büyüklüğünde olmuştur. Bu durum, su kaynaklarında aşırı düzeyde azalma yaşayan bölgeler ile taşkın ve sellerle mücadele eden toplulukları derinden etkilemeye başlamıştır.
Geleceğimiz için buzulların erimesini azaltmanın yollarının araştırılması gerekmektedir.