24 Temmuz… Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri. Kimi için büyük bir diplomatik zafer, kimi için eksikleri bulunan bir anlaşma… Ancak hangi pencereden bakılırsa bakılsın, Lozan Barış Antlaşması’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecindeki belirleyici rolünü inkâr etmek mümkün değildir.
Savaş meydanlarında kazanılan zaferler, çoğu zaman diplomasi masasında kalıcı hâle gelir. İşte Lozan da tam olarak bunun adıdır. Kurtuluş Savaşı’nın ardından genç Türk devletinin uluslararası alanda tanınmasını sağlayan bu antlaşma, yalnızca silahların sustuğu bir metin değil; aynı zamanda yeni bir devletin dünyaya “Ben varım.” dediği tarihi bir belgedir.
Lozan görüşmeleri kolay geçmedi. Günlerce, haftalarca süren zorlu müzakerelerde İsmet Paşa ve Türk heyeti, büyük devletlerin karşısında ülkenin bağımsızlığını savunmaya çalıştı. Diplomasi bazen cephede savaşmaktan daha yorucudur. Çünkü her cümlenin, her imzanın geleceğe uzanan bir etkisi vardır.
Elbette Lozan yıllardır tartışılıyor. Kimileri daha fazlasının elde edilebileceğini savunurken, kimileri dönemin şartları düşünüldüğünde bunun büyük bir başarı olduğunu ifade ediyor. Tarih, farklı yorumlara her zaman açıktır. Ancak değerlendirme yapılırken o günün ekonomik, askerî ve siyasi koşullarını göz ardı etmeden konuşmak gerekir.
Bugün bize düşen görev, tarihi sloganlarla değil; belgelerle, bilgiyle ve sağduyuyla değerlendirebilmektir. Çünkü tarih, ayrıştırmak için değil, ders almak için okunmalıdır.
Lozan’ın üzerinden bir asır geçti. Dünya değişti, sınırlar değişti, dengeler değişti. Fakat bağımsızlık, egemenlik ve ulusal irade gibi kavramlar hâlâ aynı değeri taşıyor. İşte Lozan’ın asıl mirası da budur: Bir milletin kendi kaderini tayin etme iradesinin uluslararası hukukta karşılık bulması.
Geçmişi doğru anlamadan geleceği sağlam kuramayız. Tarihimize saygı duymak, onu sorgulamaya engel değildir; aksine, doğru bilgiyle değerlendirmeyi gerektirir. Lozan da bu anlayışla okunmalı, tartışılmalı ve gelecek nesillere aktarılmalıdır.
Çünkü bazı imzalar sadece bir dönemi kapatmaz; yeni bir çağın kapısını da aralar.
