Değerli okurlarım,
Sizlerin de yakından takip ettiği küresel ısınma sorunu ve getirdikleri konusunda çeşitli tartışmalar ve irdelemelerde bulunduk.
Geçmiş dönemlerde enerji ihtiyacını karşılayalım da ne olursa olsun felsefesiyle hareket ediliyordu.
Çevrenin önemi pek fazla dikkate alınmıyordu. Mühim olan enerji krizini çözümlemekti.
Peki çözüm ne idi? Fosil yakıtlardı.
Evet bu fosil yakıtların madenlerden çıkarılması başlı başına çevreyi etkilemektedir. Rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinin kurulumunda yaşanan çevresel sorunlar oldukça fazladır.
Diğer taraftan yenilenebilir enerji yatırımları zorunludur. Ancak bu yatırımların maliyeti, sadece faturalarda görünen kısım değildir. Ege kıyılarında rüzgâr santralleri için verilen mücadeleler, Karadeniz'de linyit ocaklarının kapatılmasıyla ortaya çıkan işsizlik krizi veya İç Anadolu'da jeotermal projeler nedeniyle kuruyan yeraltı suları, enerji politikalarının sadece ekonomik değil, ekolojik ve sosyal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Küresel ısınmanın ana nedeni olan fosil yakıtların üretiminin durdurulması ve maden ocaklarının kapatılması birçok sosyal probleme neden olmaktadır. Özellikle maden işçileri ve termik santral bölgelerindeki çalışanlar için ciddi bir işsizlik sorunu ortaya çıkmaktadır.
Bu durum ortaya çözümü zor problemler çıkarmaktadır.
Enerji dönüşümünün yarattığı toplumsal ve ekolojik faturayı ödemek zorunda kalanlar için somut adımlar atılmalıdır. Mevcut politikaların insan odaklı hale gelmesi gerekmektedir.
Termik santrallerin kapatıldığı bölgelerde (örneğin Karadeniz) çalışanlar için önceden planlanmış yeniden istihdam programları yapılmalıdır. İşsizlik krizi, sadece ekonomik bir kayıp değil, toplumsal bir sorun olarak ele alınmalıdır.
Rüzgâr, güneş veya jeotermal santrallerinin kurulacağı alanlarda yerel halkın da görüşlerinin alınması gerekir. Proje öncesi çevresel ve sosyal etki değerlendirmeleri (ÇSED), halkın görüşlerine açık olmalıdır.
Enerji sektöründeki yapısal değişimler nedeniyle etkilenen tüm kesimler için geçici gelir desteği ve sosyal güvenlik garantileri sağlanmalıdır. Dönüşümün maliyeti köylüye, çiftçiye yüklenmemelidir.
Bütün bu önlemler enerji üretiminin yaratacağı çevre sorunlarının sosyo ekonomik açıdan en az düzeye inmesini sağlayacaktır. Halkında bu kararalar da rolünün olması toplumu rahatlatabilecektir.
