tel sineklik çekiliydi berberin kapısında

açılırken incecik

kapanırken azarlar gibi kalın bir gıcırdama...

o öğleden sonra berber

tutam tutam sıkıştırıp parmak arasına

kesti o güzelim kumral saçlarını...

ne "kestirelim ister misin..?" diye fikrini soran oldu

ne de "çok yakışacak" diyen oldu kulağına

gözlerinden şeffaf boncuklar düştü pıtır pıtır kucağına...

pudra kutusundan çıkan kalın yumuşacık bir fırça

dolaştı ensenden boynunda...

sen eğdin başını yere atılan saçlarına baktın

incecik duyuldu kapının gıcırtısı

kalfa süpürdü kumral saçlarını sokağa...

azarlar gibi pat diye kapandı tekrar kapı

dışarıda hava bulutlu

bir türlü gelmeyen baharın ayazı

kaldırımda kumral saçların

önce ayrılmadı birbirinden ıslak tutamların

ama rüzgar kaldırımdaki saçları çarçabuk kuruttu

tel tel uçup gitti saçların...

uçup gitti!

ağlama sus!

uçup gitti işte çocukluğun...

/ Rabia Sümerval