aklımdan geçmediğin gün yok neredeyse

bazı akşamlar

ne zaman arkadaşlarınla sohbeti koyulaştırıp

geç gelsen

bize tatlı almadan dönmezdin eve...

annem tatlı yer tatlı konuşur

biz ağzımızın tadı ile uyur

tatlı bir rüyanın içinde bahçede koştururduk...

bahçenin ortasında kocaman bir dut ağacı

ağaca çıkmak kolay

biz çocuk

ağaca çıkmak bizim için evcilik oyunuydu...

benim ağacın orta katında

iki oda bir salonum vardı...

hiç beklenmediğimiz anlarda

seni evin balkonunda görürdüm

kollarını iki yana açar

yukarıdan kartal gibi bizi izlerdin...

o zamanlar

çok hassas

leb demeden leblebi gibi çocuklardık

söze gerek bırakmadan

beden dilini ve bakışlarını sular seller gibi okurduk...

çok söylenen sözlerin

yok hükmünde olduğunu büyüyünce anladık... /Rabia Sümerval