kalabalık bir şehirde seni bırakmış
ıpıssız kalmıştım...
en vazgeçilmez alışkanlığımı bırakır gibi
hani sigarayı bırakınca ortada ne kül tablası
ne çakmak bırakmamak gibi...
önce resimlerini yok ettim
o yüzüğü bir sabah denize fırlattım
sonra sana ulaşabileceğim numarayı sesini özlediğim bir gaflet anında
seni aramamak üzere sildim...
numaran ezberimde yoktu
çünkü
rakkamlarla hiç işim olmazken sözcüklerle aram sıkı fıkıydı
seni anlatan cümlelerle senli benliydim
onlarla arama bir mesafe koyamıyordum...
seni hayatımdan denizde metrelerce derinliğe
boy verir gibi çıkardım soluksuz kaldım
seni rüyalarımdan çıkaramadım...
içimde konuşan onlarca kadın vardı
gece gündüz uykumda bile
birini sustursam bir diğeri konuşmaya başlardı seninle..
zamanla ılıman bir sakinlik çöktü içime
o kadınlar birer birer sustu
seninle konuşan seni anlatan bir ben kaldım...
bak şu arnavut kaldırımlı yol beni eteklerim zil çala çala
sana gelişlerimden tanır
ilerdeki üst geçit dibe vurup senden dönüşlerime şahit olmuştur...
yıllarca kullandığım parfüm
tenimden tenine bulaşan tüm notaları ezbere bilir...
yazılmış yüzlerce şiir uzaktan görseler bile şıp diye seni tanır
o sözcükler daha ilk dizede yine sana yazılacaklarını bilir...
mani olamadığım şeyler var
insan herşeyi başarıyor yakıyor yıkıyor gel gör ki
o ne elle tutulur ne gözle görülür ruhuna söz geçiremiyor...
ruhum bazı geceler yanına uçuyor
günlerce sende kalıyor geri dönmüyor...
/Rabia Sümerval