Bir adam gördüm bu sabah sahilde

Baykuş gibi tünemişti bir kum tepeciğine

Geceden yaktığı ateş

Uçuşuyordu külleri...

Bir adam saçları kıvırcık ve kuzguni

Balıksırtı gibiydi arada beyazları

Rüzgârda alnındaki saçlar gözlerine çullanıyordu...

Zulası ayak ucunda

İki siyah poşetti nafakası

Sabahın ilk güneşi vuruyordu sarı köpüklü birasına

Diğer poşet doluydu kabuklu ceviz tıkırtısı

Tek eliyle kırdı iki cevizi bir hamlede

Güçlü elleri pişmanlığını ele verdi...

O gözünün bebeğini denize demirledi

Çekti bir fırt şişeden

İçmiyordu sanki dokunuyordu dudakları

Körfezde ağır bir yük gemisi belirdi

Kıstı gözlerini ve öyle bir kıstı ki incecik bir çizgi gibi

Gemide toplu iğne arar gibi...

Gözleri gemide ağıt yakar gibi dolaşıyordu

Geminin alt güvertesinde bir çarkçıbaşı belirdi

Gözlerini açtı kırılmamış ceviz gibi

O an gemideydi

Çarkçıbaşı bir an o olmuştu sanki...

Kaybolan alyansını yosunlu ıslak zeminde buldu

Çok heyecanlıydı döndü hızla sahile

Kum tepeciğine tünedi yine

Öyle bir dikti ki füze gibi şişeyi kafasına

Hava kabarcıkları ağzında dinamit gibi patlıyordu

Bitmiyordu boğazındaki pişmanlık infilakları...

Karısı geldi gözünün önüne

Karısı ki saman sarısı doğuştan saçları

Elleri bir çift manolya

Eflatun rengiydi şifon fuları...

Çöktü dizlerinin üstüne

Kucakladı kadının bacaklarını

Öptü narin diz kapaklarını

Ondan af dileyip durdu...

Çok geçmeden yüzükoyun sızdı

Sefil bir yalnızlıkta acısı son bulmuştu.../Rabia Sümerval