Pencere Haber Gazetesi
Pencere Haber Gazetesi
KÖŞE YAZISI

Sandığın İçinden Çıkan Çocuk

H. Cemil DOĞRU H. Cemil DOĞRU Yazarın tüm yazıları
21-04-2026 17:49 3 dk okuma 1.033
Paylaş:

Tarih dediğin şey…

Tozlu raflarda unutulmuş bir ders kitabı değil.

Bazen bir sandık, bazen bir kürsü, bazen de çocuk sesidir.

 

1920’ler mesela…

Dünya “egemenlik milletindir” cümlesine daha yeni alışıyor.

Ama çoğu ülke hâlâ “egemenlik benimdir, sen otur aşağı” modunda.

 

 1920’LER: DÜNYA NE HALDEYDİ?

Açık konuşalım…

1920’lerde “meclis hükümeti” dediğin sistem öyle yaygın falan değildi.

Bugünkü gibi “demokrasi kulübü” yok.

Gerçek tablo şöyle:

Saf anlamda meclis hükümeti sistemi, neredeyse sadece yeni kurulan Büyük Millet Meclisi etrafında şekillenen Türkiye’de vardı.

(Evet, dünyada “egemenlik direkt mecliste” diyen nadir örneklerden biri.)

Parlamenter ya da demokratik sayılabilecek ülkeler: Birleşik Krallık, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, İsviçre, Hollanda, Belçika, İsveç, Norveç, Kanada, Avustralya…

Ama dikkat…

Bugünkü anlamda “tam demokrasi” değil bunların çoğu.

Kadınların oy hakkı?

Bazısında yok.

Halkın tamamı temsil ediliyor mu?

Eh… “kısmen.”

Yani demokrasi o zamanlar…

Bugünkü gibi “tam paket” değil,

Daha çok “deneme sürümü.”

 

  DEMOKRASİNİN KISA HİKÂYESİ

Demokrasi dediğin şey bir anda “yüklenmedi.”

Başlangıç: Antik Yunan: “vatandaşlar konuşsun”

Orta Çağ: Krallar : “siz susun ben konuşayım”

1215: Magna Carta : “kral biraz susabilir mi?”

Peşinden Devrimler : “halk konuşacak kardeşim”

İç Savaşlar : “konuşmazsak yine batıracağız”

Yani demokrasi…

İnsanlığın “hata yapa yapa doğruyu bulma” hikâyesi.

 

YAKIN TÜRK TARİHİNDE DEMOKRASİ

Bizde olay biraz daha “sert girişli.”

1876 → Meclis-i Mebusan açıldı.

(Padişah dedi ki: “bir deneyelim bakalım”)

1908 → II. Meşrutiyet

(Halk dedi ki: “denemek değil, devam!”)

1920 →  Büyük Millet Meclisi açıldı (Türkiye Cumhuriyeti henüz kurulmadığı için isminin önünde Türkiye yok.)

(Millet dedi ki: “artık biz varız”)

Ve işte orada sahneye biri çıktı:

Mustafa Kemal Atatürk

 ONU MECLİS AÇMAYA İTEN GÜÇ NEYDİ?

Kısaca söyleyeyim mi?

Çünkü ortada devlet yoktu.

Ordu dağılmış.

İstanbul işgal altında.

İdare… “idare ederiz” modunda.

Ama Anadolu?

Kaynamaya hazır.

Mustafa Kemal şunu gördü:

“Tek kişiyle bu iş olmaz.

Milletin kendisi ayağa kalkmalı.”

Yani BMM…

Bir bina değil.

Bir direniş refleksi.

 

NEDEN “EN BÜYÜK ESERİM” DEDİ?

Çünkü savaş kazanmak zor.

Ama sistemi kurmak… daha zor.

Cumhuriyet dediğin şey:

“Bugünü kurtarmak değil, yarını garanti altına almak.”

O yüzden Atatürk dedi ki:

“Benim eserim bu.”

Ama ince detay şu:

O eseri çocuklara bıraktı.

  23 NİSAN MESELESİ

Şimdi düşün…

Büyük Önderimiz savaşın ortasında meclis açıyor.

Sonra diyor ki:

“Bunu çocuklara bayram yapalım.”

Niye?

Çünkü biliyor…

Bugünün büyüğü yarının yöneticisi değil.

Bugünün çocuğu yarının yöneticisi.

 

Bugün hâlâ bazen…

“Demokrasi fazla geldi bize” diyenler çıkıyor.

Oysa 1920’de…

Yokluk içinde bir millet

“Yetki benimdir” diyebildi, kardeşim.

 

 Fıkra gibi.

Adamın biri demiş ki:

“Ben demokrasiye karşıyım.”

Sormuşlar:

“Neden?”

Cevap vermiş:

“Herkesin fikri var… çok yorucu.”

Demişler ki:

“E zaten mesele o.”

 

Şiir gibi.

Bir meclis kuruldu yoksul bir günde.

Ne saray vardı ne altın ne ün.

Bir millet kalktı kendi sözünde.

“Ben varım artık” dedi o gün.

Bir çocuk güldü sıralar arasında.

Belki cebinde ekmek yoktu henüz.

Ama umut vardı göz hizasında.

Çünkü egemenlik verilmez, alınırdı düpedüz...

 

Son söz!

"Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz” Atatürk'ün bu sözünün ışığında; çocuklarımızın gerektiği gibi beslendiği, çağın gereklerine uygun, eşit ve parasız eğitim alabildiği, her türlü saldırıdan, ihmâlden ve istismardan korunduğu, neşeyle, güvenle ve umutla büyüdüğü günlerin özlemiyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Pencere Haber Gazetesi yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

H. Cemil DOĞRU — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

8 değerlendirme
Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

UB

Uğur Bıdıklı

30.04.2026
Gazi M.K.ATATÜRK'ü rahmet ve minnetle anıyoruz... kalemine sağlık
N

Nuray

24.04.2026

Emeğinize sağlık Cemil öğretmenim
NO

NURCİHAN ORHUN Sayın hocam ne güzel anlamışsınız yürekten teşekkürler

23.04.2026
Sayın hocam kaleminize sağlık
Çok yalın anlatımınız mükemmel
İ

İsmetAybek

23.04.2026
Harika bir tespit yazısı Kalemine sağlık Cemil Bayramımız kutlu olsun
YG

Yusuf Güneş

23.04.2026
Emeğinize ve kaleminize sağlık
BA

Bahri Avcı

23.04.2026
Cemil öğretmenim ellerine emeğine sağlık geçmişi çok güzel anlatmışsın geleceğe ışık tutmuşsun selamlar öpüyoruz
GS

Guclu Sozer

23.04.2026
F

Funda

23.04.2026
Etkileyici bir yazı olmuş, hem bilgilendirici hem de duygusu çok güçlü. Tarihi bu kadar sade ve etkileyici anlatmak gerçekten kıymetli, Kaleminize sağlık, keyifle okudum