Hani derler ya… “Yerin dibine batsın!” diye…

İşte deprem biraz da bu: Yer titreyince insanın ruhu, hayatı, düzeni bir anda bir yeraltı gerçeği gibi sallanıyor.

Deprem, yer kabuğundaki fayların birbirine sürtünürken biriken enerjiyi aniden boşaltmasıdır. Ama sarsıntı sadece toprakta olmaz; bazen insanın içindeki bütün ezberleri de yerle bir eder.

Ve o anda ortaya şu soru çıkar: İnsan ne yapar?

Hazırlık Bir Çanta Değildir, Bir Karakterdir.

Depreme hazırlık, kapının arkasına battaniye koymak değildir.

Çıkış yolunu ezbere bilmek, tatbikatı ciddiye almak, binayı kader değil mühendislik görmek demektir.

Japonya bunu yapıyor. Depremi düşman değil öğretmen görüyor.

Biz ise hâlâ misafir gibi davranıyoruz.

6 Şubat: Rakamların Soğukluğu, İnsanlığın Sıcağı

Rakamlar söylendi: on binlerce can kaybı, yüz binlerce yaralı, yüz binlerce yıkılmış ya da oturulamaz bina…

Ama rakamların anlatamadığı bir şey vardı:

İnsan.

Ve o insanın içinden çıkan şey: dayanışma.

Urla’da Bir Kent Ayağa Kalktı

Depremin o soğuk nefesini hissettiğimiz anda, Urla resmen kenetlendi.

Kent Konseyi binasında toplandığımız günler, geceler…

Urla’nın her yerinden, her kesiminden, küçüğü büyüğü yardım yağıyordu.

Kimi evinden eşyasını getiriyor,

Kimi parasıyla ihtiyaç alıp koşa koşa getiriyordu.

Urla Kent Konseyi büyük bir sınav veriyordu. Telefonum da durmuyordu, okulumuz yardımcı personeli Kemal Kamil Aydın'ın "benim o insanların yanında olmak gerek öğretmenim, nasıl görev alırım” sorusuna yanıt ararken, yapacağımız sendikal etkinlik için harcayacağımız paramızla aldığımız hijyen malzemelerini bölgede görev yapan arkadaşlarımıza ulaştırmaya çalışıyordum. Bölgedeki bir zincir market hem indirim yapmış hem de ürünleri oradaki gönüllü arkadaşlarımıza ulaştırmıştı. Kemal de yola çıkmıştı. Sanırım depremin 3.günüydü.

 

Doktor İsmail Sever abiyle birlikte bir koliyi kamyona yüklerken omzuma bir el dokundu. Yorgunluktan mı, uykusuzluktan mı, geçen yıllardan mı bilmem… Bir an tanıyamadım.

Kendini tanıtınca hatırladım. Eski velilerimdendi.

Yıllardır Katar’da çalışıyormuş. Türkiye’ye yeni gelmiş. Depremi duymuş, “Ne yapabilirim?” diye eşiyle Urla’da dolaşıyormuş.

“Öğretmenim, biz de bir şey yapabilir miyiz?” diye sordu.

Az önce, Kent Konseyi Başkanı Hadi Bey’le Esnaf Odası Başkanı Ahmet Bey'in sohbetinden bölgenin tuvalet ihtiyacı için konteyner gerektiğini duymuştum. Hande Hanım’a bunu ilettim.

Hiç düşünmeden:

“Biz iki konteyneri hemen satın alırız” dediler.

Telefon açtılar, konuştular, geri dönüp:

“Cemil Öğretmenim, konteynerler hazır. Oradan aldırıp gönderebilirsiniz.”

O anki mutluluğu kelimelerle anlatamam.

Ama mesele konteyner bulmak değilmiş…

Mesele, onları gönderebilmekmiş.

Özel tır gerekiyormuş. Nasıl yapacağımızı bilemedik.

Düşünceli şekilde Kent Konseyi’nden çıkıp yardımların toplandığı diğer adrese, Eski Tamirhane Binası’na geldim. İçeri girer girmez eski velilerimden Müge Hanım’la karşılaştım. O da canla başla koşturuyordu.

Durumu anlattım.

“Öğretmenim, sen varsan biz buna bir formül buluruz” dedi.

Telefonuna sarıldı. Bir doktor arkadaşını aradı.

Şans… O kadın doktor 20 metre ötedeymiş. Hemen geldi.

Durumu dinledi ve şöyle dedi:

“Ben dostum Lucien Arkas’ı arayayım. Onun konteyner taşıyabilecek tırları var, rica edeyim.”

Aradı.

İki dakika sonra tır işi de hallolmuştu.

Nasıl sevindik… Nasıl sevindik…

İşte deprem, bir yeri yıkarken, başka bir yerde insanı böyle ayağa kaldırıyordu.

 

 Dayanışma: En Güçlü Yapı Malzemesi

AFAD vardı. AKUT vardı. AHBAP vardı. Onlarca farklı kurtarma ve yardım ekibi vardı. Gönüllüler vardı. 90 farklı ülkeden -uluslararası- ekipler vardı.

Ama bir de görünmeyen kahramanlar vardı:

Halkımızın oluşturduğu gönül zinciri.

Bazen bir şehri ayağa kaldıran şey, işte bu zincirin halkalarıdır.

 

Asıl Değişmesi Gereken: Zihniyet

Deprem öldürmez. İhmal öldürür.

Vurdumduymazlık öldürür. “Biri yapar” düşüncesi öldürür.

 

Atatürk’ün dediği gibi: “Milletleri kurtaran bilimdir.”

Bilimle bina yaparsın. Vicdanla toplum yaparsın.

 

Son Söz Yerine

Deprem, yerin nefesidir. Hazırlık, insanın cevabıdır.

Bir bina yıkılır, ama bir şehir bir ülke kenetlenirse, insan yeniden ayağa kalkar.

Ve bazen …

İyi ki öğretmenim, dersin.