Geçen gün, bir genç...
Gömleğini ütülemiş.
Ayakkabısını silmiş.
Saçını taramış.
Parfüm sürmüş.
İnsan gibi sokağa çıkmış.
Sonrası?
Üç kişi sarmış etrafını.
“Ne bu şekil? Kime şekil yapıyorsun sen?”
Çünkü efendim, güzel giyinmek, bazı topraklarda artık bir tehdit unsuru.
Adamın karizması, ötekinin içini yakıyor.
Ceketinin ütüsü, kompleks patlatıyor.
Duruşu, çocukluğunda görmediği sevgiyi hatırlatıyor.
Oysa ki mesele sadece giysi değil.
Mesele, kendine saygı...
Mesele, ezilmişliğin bir yansıması.
Psikolojik çöküntünün “erkeklik gösterisiyle” maskelenmeye çalışılması.
Ezilmiş olan, ezmeyince kendini var hissedemiyor.
Kendine güvenen birini görünce panikliyor.
Çünkü onun varlığı, kendi yokluğunu yüzüne çarpıyor.
Süleyman Efendi vardı mesela, yıllar evvel haber olmuştu.
Adamcağız saçlarını jölelemiş, kahveye gitmiş.
Sırf bu yüzden dövüldü.
“Sen kendini ne zannediyorsun?” dediler.
Cevap belli aslında:
Kendini insan zannediyor.
Sokakta yürürken kendinden utanmamayı marifet zannediyor.
En büyük suç, kendine güvenmek çünkü.
Yani mesele şu:
Sen güzel giyinmişsin ama karşıdaki çocukken ezilmiş de ezilmiş, sormak ezilmesine,konuşmak ezilmesine sebep olmuş.
Sen dik duruyorsun ama onun beli, yıllardır eğilmiş.
Sen yürüyorsun, o sürünmeyi meşrulaştırmaya çalışıyor.
Ne demişti Temel'e, otobanda ters yönde giderkenki fıkrasında Dursun?
“Herkes ters yönden üstüme geliyor!
Aslında herkes kendini normal ve yaptığını doğru sanıyor.
Kıyafetleri bahanne ederken travmalarıyla dövüşen bir toplumda yaşıyoruz.
Sonuç?
Güzel giyinen dayağı yer.
Dik duran dışlanır.
Gülümseyen.kibar olan garip karşılanır.
Çünkü psikolojik eziklik, bulaşıcıdır bazı memleketlerde.
Kendine iyi davrananı da karşısındakine iyi davrananı da topluca boğmaya kalkarlar.
Ve sonra da “Neden kimse gülmüyor?” diye sorarlar.
Yağmurlu bir günde, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi önünde, aracının lastiği patlayan sürücü, sırılsıklam lastiğini değiştirirken, bijonlar elinden kayar, mazgala düşer, şaşkın bir halde lastiği nasıl sabitleyeceğini düşünürken, akıl hastanesinin duvarından kendisini izleyen birisi; diğer lastiklerden birer bijon çıkar, lastiğini tak, az ileride lastikçi var, oradan 4 tane yeni bijon alıp her birine takarsın der. Sürücü şaşkın bir halde sen akıl hastanesinde kalmıyor musun deli değil misin der. Hasta da "ben deliyim ama aptal değilim" der.
H.Cemil Doğru
Eğitim İş Urla Temsilcisi
Urla Kent Konseyi Yürütme Kr.Üyesi