Pencere Haber Gazetesi
Pencere Haber Gazetesi
KÖŞE YAZISI

URLA'NIN ATATÜRK'E BORCU

H. Cemil DOĞRU H. Cemil DOĞRU Yazarın tüm yazıları
25-06-2026 17:18 5 dk okuma 2.888
Paylaş:

Bazı şehirler vardır...

Haritada yer kaplar.

Bazı şehirler vardır...

Tarihte yer kaplar.

Bir de Urla vardır.

İnsanın kalbinde yer kaplar.

​Atatürk yedi kez gelmiş Urla'ya... (www.urla.bel.tr)

Bugün bazıları bir kere gelip üç yüz fotoğraf paylaşırken...

Atam yedi kere gelmiş, bir kere bile "hikâyede beni etiketleyin" dememiş.

Çünkü mesele görünmek değildi.

Görmekti.

Memleketi görmek.

İnsanı görmek.

Geleceği görmek.

​Hatta o gelişlerinden birinde, kendisini bağrına basan Urlalılara duyduğu sevgiyi şu sözlerle tarihe not düşmüştü:

"Muhterem Urlalılar, bana gösterdiğiniz bu derin ve samimi muhabbetten dolayı çok mütehassıs oldum. Sizin gibi vatanperver ve çalışkan bir halkın arasında bulunmak bana büyük bir kuvvet veriyor."

Çünkü o, kalabalıklara bakarken sadece bir topluluk değil, koca bir memleketin atan kalbini görüyordu.

​Urla o günlerde yalnız bağ değildi.

Yalnız enginar değildi. Yalnız bamya, tütün, üzüm değildi.

Yalnız deniz değildi.

Anadolu'nun Ege'ye açılan penceresiydi.

Karşı kıyıda Yunanistan...

Biraz ötede İtalya...

Biraz ötede dünyanın bütün hesapları...

Atatürk haritaya baktığında koy görmüyordu.

Strateji görüyordu.

Bugün adına jeopolitik dedikleri şeyi.

O zaman adı vatan savunmasıydı.

​Tahaffuzhane... (Urla'daki Tahaffuzhaneyi gördünüz mü? Biz gezdik, gördük. Urla Kent Konseyi Başkanı Hadi Başman ve Ayşe Başman'ın anlatimıyla Urla'nın Gizemleri Projesi kapsamında ne güzel gezdik.Yürekleine sağlık.)

Ne güzel kelime.

Bugünkü dile çevirsen "karantina merkezi."

Ama aslında Anadolu'nun sağlık nöbetçisi.

Veba gelmiş...

Kolera gelmiş...

Tifo gelmiş...

Kapıda durmuş.

"Buyurun geçin" dememiş.

"Önce bir bekleyelim bakalım" demiş.

Atatürk buraya boşuna gelmedi.

Çünkü o yalnız sınırları koruyan bir komutan değildi.

Milletin sağlığını da bağımsızlığın ayrılmaz parçası sayıyordu.

Gemilerden inen yolcuların, malların, hastalıkların kontrol edildiği bu merkezde incelemelerde bulundu.

Devlet aklının yalnız top ve tüfekten ibaret olmadığını gösterdi.

Ve doğrusu...

Bugün yaşasa, bazılarının bilim yerine kulaktan dolma laflara inanmasını görünce meşhur kaşını yine havaya kaldırırdı.

​Urla'yı gezerken dikkatini çeken yalnız manzara değildi.

Çalışkan insanlardı.

Üretendi.

Bağdaki emekti.

Tarladaki alın teriydi.

Toprağı işleyen elleri gördüğünde, bölge insanının üretme sevdasına bakıp şöyle diyordu:

"Bu memleket tarihte hünerini ispat etmiştir, şimdi de o hünerini iktisadi alanda, üretimle ispat edecektir."

Çünkü Atatürk için güzel manzara yetmezdi.

O manzaranın içinde çalışan insan da olmalıydı.

Bazıları gün batımına bakar.

Atatürk aynı gün batımında yarının Türkiye'sini görürdü.

​Birinci Dünya Savaşı öncesinde Urla sokaklarında Türkçe vardı.

Rumca vardı.

Ladino vardı.

Ermenice vardı.

Kahvede tavla sesi...

Kilisede çan sesi...

Camide ezan sesi...

Aynı rüzgârın içinde dolaşırdı.

Sonra savaşlar geldi.

İşgaller geldi.

Mübadele geldi.

İnsanlar valizlerini değil...

Hatıralarını taşıdı.

Urla'nın nüfusu değişti.

Ama denizi değişmedi.

Çünkü deniz kimsenin tarafını tutmaz.

​Dünyanın tanıdığı bir Urlalı vardı.

Yorgos Seferis

Nobel aldı.

Ama şiirlerinde hâlâ çocukluğunun Urla sokaklarını aradı.

Demek ki bazı şehirlerden göç edilir.

Ama bazı şehirlerden çıkılmaz.

​Necati Cumalı

Kalemi aldı.

Urla insanını yazdı.

Toprağı yazdı.

Aşkı yazdı.

İnadı yazdı.

Çünkü Urla'da insan konuşmaz.

Hikâye olur.

​Neyzen Tevfik

Bugün yaşasaydı muhtemelen İskele'de oturur, çayını yudumlarken şöyle derdi:

"Memlekette herkes birbirine akıl veriyor.

Bir kişi de çıkıp aklını kullanmıyor."

Sonra da kahkahayı basardı.

​Klazomenai'nin bilgesi...

Anaksagoras

İki bin beş yüz yıl öncesinden sesleniyor:

"Evrenin temelinde akıl vardır."

Bak hele...

Adam 2500 yıl önce söylemiş.

Biz hâlâ bazı toplantılarda birbirimizi ikna etmeye çalışıyoruz. Aynı şeyleri söyleyip kavga etmeyi başaran başka millet var mı acaba?

​Soğuk Savaş yıllarında Urla yalnız güzel bir sahil kasabası değildi.

NATO'nun dikkatle izlediği stratejik bir bölgeydi.

Ege'nin kilidiydi.

İzmir'in ön kapısıydı.

Bugün de önemini kaybetmedi.

Enerji yollarının yakınında.

Turizmin merkezinde.

Tarımın kalbinde.

Mavi Vatan'ın kıyısında.

Eskiden generaller haritaya bakıyordu.

Bugün yatırımcılar bakıyor.

Bilim insanları bakıyor.

Sanatçılar bakıyor.

Ama herkes aynı şeyi görüyor:

Urla'nın değeri henüz tam keşfedilmedi.

​Bugün Urla'ya bakınca insanın aklına yalnız tarih gelmiyor.

Aşk da geliyor.

Çünkü bazı şehirler görülür.

Bazı şehirler yaşanır.

Urla hissedilir.

İskele'de el ele yürüyen sevgililer...

Sanat Sokağı'nda kaybolan gençler...

Karantina Adası'nın önünde birbirine söz veren insanlar...

Gün batımına karşı susup aynı hayali kuranlar...

Sanki bütün Ege aşk romanları burada yazılmış gibi.

Ünlüler neden kaçıp Urla'ya geliyor sanıyorsunuz?

Magazinden kaçmak için.

Biraz nefes almak için.

Sabah kuş sesiyle uyanmak için.

İnsan kalabilmek için.

​Son yıllarda diziler ve filmler de keşfetti Urla'yı. (Bir yıl öncesinden Enginar Festivali'nde Buluşalım sözleri. Barbaros'a giderken küçük bir oyuk götürelim planları. Dönüşte bir Nohutalan'a uğrayalım da kavun alalım hesapları. Bağ Yolunda bir şarap tadımı yapalım, sabredemezsek Gülbahçe'de balığımızı yeriz, kurabiye için Balıklıova'ya gitmeye mecburuzlar. Bademler'de tiyatro izlemeden önce gözleme yeriz buluşmaları.)

Ama Urlalılar çoktan biliyordu.

Doğa dekor istemiyor çünkü.

Dekorun kendisi.

Bir yanda zeytinlikler...

Bir yanda taş evler...

Bir yanda Klazomenai'nin gölgesi...

Bir yanda denizin üzerine bırakılmış altın renkli gün batımı...

Yönetmen geliyor.

Oyuncu geliyor.

Kamera geliyor.

Sonra aynı cümleyi kuruyor:

"Burada kötü sahne çekmek mümkün değil."

​Bir fıkra anlatayım.

Urlalı balıkçıya sormuşlar:

"Urla'nın en büyük hazinesi nedir?"

Adam hiç düşünmemiş.

"Deniz mi?"

"Hayır."

"Bağlar mı?"

"Hayır."

"Tarih mi?"

"Hayır."

"E nedir?"

Balıkçı gülmüş:

"Bu kadar güzelliğin içinde birbirine sıcacık selam veren Urlalıdır."

​Peki...

Urla'nın Atatürk'e borcu nasıl ödenir?

Bir heykel daha dikerek mi?

Bir caddeye daha adını vererek mi?

Hayır.

Çocuklara bilim öğreterek.

Kent konseyi çocuk meclislerinde o aydınlık yüzlere kendi sözlerini söyleme, geleceklerini kurma fırsatı vererek.

Cumhuriyetin çocuklarını tam da adına yakışır bir inançla, dayanışmayla yetiştirerek.

Klazomenai'yi koruyarak.

Tahaffuzhane'yi dünyaya anlatarak.

Necati Cumalı'yı okutarak.

Seferis'i anlayarak.

Ormanlarımıza, tarlalarımıza, sahilimize sahip çıkarak.

Denizi koruyarak.

Üreterek.

Düşünerek.

Sorgulayarak.

Çünkü Atatürk'ün istediği tam olarak buydu.

​Ve son söz...

Şarkı sözü gibi olsun:

Urla bir rüzgârdır eser gider,

Bir martıdır denize değer.

Bir bağ bozumu akşamıdır,

Bir çocuk kahkahasıdır.

Atatürk bakar uzaktan hâlâ;

"Çalış evlat..." der.

"Bu memleket sana yeter."

Yeter ki sen,

Memlekete yet.

Çünkü bazı şehirler vardır...

İnsan içinde yaşar.

Bazı şehirler vardır...

İnsan öldükten sonra da içinde yaşamaya devam eder.

Urla işte öyle bir yerdir.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Pencere Haber Gazetesi yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

H. Cemil DOĞRU — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

29 değerlendirme
Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

YG

Yusuf Güneş

02.07.2026
Urla’yı ve değerlerini yine mükemmel anlatmışsınız. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
NK

Necla kayadibi

28.06.2026
URLA'YI NE GÜZEL ATLATMIŞSINIZ KALEMİNİZE SAĞLIK TEŞEKKÜR EDERİM.YAZILANLARIN TAMAMINI URLA'GEZERKEN YAŞADIM.
NK

Necla kayadibi

28.06.2026
Kaleminize sağlık,Urla'yı her yönden ne güzel anlatmışsınız.
Teşekkür ederim
AK

AhmetAli Karaalp

27.06.2026
Urla bu kadar güzel anlatılmaz.Gelip görmek gerekir. UrLa, nın İnsanlığın ileri birikimine, Aydınlanmasına yaptığı katkıyı ancak senin gibi kemikli bir Atatürkçü anlatır.
B

Bahri

27.06.2026
Cemil öğretmenim eline emeğine sağlık orayı çok güzel anlatmışsın Urla aşığı olmamış olsaydın oraya yerleşmezdin.selamlar öpüyoruz.
B

Bilge

27.06.2026
Yine çok güzel ve etkili bir yazı olmuş emeğinize sağlık ????????
B

Bilge

27.06.2026
Yine çok güzel ve etkili bir yazı olmuş emeğinize sağlık ????????
B

Bilge

27.06.2026
Yine çok güzel ve etkili bir yazı olmuş emeğinize sağlık ????????
SE

Sema Eraltuğ

26.06.2026
Urla bu kadar güzel anlatılabilir kutluyorum????
SE

Sema Eraltuğ

26.06.2026
Urla bu kadar güzel anlatılabilir kutluyorum????
CD

Cenk Demirtaş

26.06.2026
Bundan üç yıl önce, ülkemin adına şiirler yazılan "Mavi nurdan ırmağına" şarkılar bestelenen çok güzel bir kentinden, Manavgat'tan Urla'ya gelip yerleştim. Aynı güzel insanları, aynı harika doğayı, aynı aydınlık bakışlı çocuklarını Urla'da da gördüm. Güzel koyların, güzel köylerin, bilimin , sanatın ve felsefenin kokusunun sindiği bu güzel şehir, her şeyiyle iyi ki var. Ellerin dert görmesin Cemil hocam.
NZ

Nese Zengin

26.06.2026
Mükemmel,sıcacık hissettiren ,aynı zamanda düşunduren bir yazi
MÇ

Muhiddin çetinel

26.06.2026
Bende 40 yıldan bu yana bu bölgede yaşıyorum urlayı çok severim. Bugün Cemil hoca'nın yazısıyla bilmediğim birçok şeyi de öğrenmiş oldum . Bir şehre aidiyet duygusuyla bağlanmak bu olsa gerek Bu yazıdan Cemil hocamın tam bir urlalı
olduğunu hissettim
SG

Serpil Gür

26.06.2026
Nostaljik bir sohbet yapıyoruz.. duygusu ile URLA sokaklarında dolaştırdınız beni.
NO

NURCİHAN ORHUN Sayın hocam ne güzel anlamışsınız yürekten teşekkürler

26.06.2026
Değerli hocam öyle güzel anlamışsınızki
Urla yı ,hayran oldum
Artık Urla yı daha derin bir bakış açısıyla
anacağım Atatürk le , tarihiyle ve unutmayacağım Ege nin kilidi ,İzmir in on kapısı olduğunu
Kaleminize sağlık kutluyorum sizi
NO

NURCİHAN ORHUN Sayın hocam ne güzel anlamışsınız yürekten teşekkürler

26.06.2026
Değerli hocam öyle güzel anlamışsınızki
Urla yı ,hayran oldum
Artık Urla yı daha derin bir bakış açısıyla
anacağım Atatürk le , tarihiyle ve unutmayacağım Ege nin kilidi ,İzmir in on kapısı olduğunu
Kaleminize sağlık bu güzel anlatımı tüm
Çocuklarımızın okuması d
BT

bülent turan

26.06.2026
Harika
SA

serpil alkas

26.06.2026
Emeğinize sağlık hocam harika olmuş urla'da olmaktan bir kez daha onur ve gurur duydum
EÖ

Elif Özyenginer

26.06.2026
.. "İnsan öldükten sonra da içinde yaşamaya devam eder" demişsiniz. Gerçekten bazı yerler insanda tam da bu hissi yaratıyor. İyi ki..
Teşekkürler.
KÇ

Kemal Çetiner

26.06.2026
Kaleminize sağlık hocam,ama başka bir Urla gerçeği var.Necati CUMALI daha o yıllarda yazmış "memleket gibi tarla tarla soyulan urla" diye. Ve o soygun /talan/rant/hırsızlık devam ediyor.Urla değer kazanıyor ,elitlerin ve rantçıların elinde .Halktan uzak bir sanat dünyası yarattılar. Bir Urla Dam var ki ,Sanat ve burası elitler içindir " diye rakamlarıyla bas bas bağırıyor. Urla'ya gelenlerin büyük bölümü konforlu alanlarını koruyarak yaşama derdinde.,ne tarih ne Urla dünü bugünü umurlarında değil.Bir sanatçı sözde aydın çıkıyor diyor ki," oturduğum yeri o kadar çok abartmayın mütevazi herr insanın oturabileceği yer " diyerek aklımızla alay ediyor.Bence hocam bir gün kaleminizden soyulan ve degersizleştirilen Urla'yı da yazmanız.Gittikce belli bir zümreye ait olmaya doğru giden bir Urla.Atatürk'ün hangi emanetine sahip çikabildik, hamaset söylemlerinden öteye gidemiyoruz.Urla'nin önemli gerçeği, tarlaların ,zeytinliklerin ,ormanların ,Doğal Yaşam alanlarının gerçek sahiplerinin ellerinden para denilen kandırmacayla ellerinden alınıyor ,çalınıyor olması.Ne çok hırsız var ne çok.Yani hocam,Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.Selam ve sevgilerimle ????????
MM

Müge Mükan

26.06.2026
Cemil Bey, bir kez daha fark ettim kısa süre bile olsa Urla'mızın değerini! Ne güzel günler yaşamış, ne değerli insanlarla tanışmışım!
H

hülya

26.06.2026
Her zamanki gibi günün anlamını içeren , büyük önderin Urla'ya yedi kez gelişini betimleten anlatan Urla ve Urlaya özgü haika bir yazı...Yürekten kutluyorum.
EA

Erkan Atik

26.06.2026
Cemil bey
Çok güzel bir Urla analizi olmuş, hele Atamızın 6 kez ziyaretini ilk kez öğrendim, ne güzel anlatmışsınız yeşil Urlayı, ben hep söylerim Urla Toskana gibidir hatta fazlası var denizi, ama uluslararası tanıtım yeterli değil?
ZT

Zubeyde Turan

26.06.2026
Çok güzel bir yazı/Deneme okudum.
Kutluyorum Cemil Doğru öğretmenimi.
EÖ

ERDOĞDU ÖZCAN

26.06.2026
Eline, yüreğine sağlık. Verdiğiniz bilgiler, bilgi hazinemi zenginleştirdi. Urla'ya ve Urlalılara olan sevgimi pekiştiren yazınız nedeniyle teşekkürler.
SV

Suna Vural

26.06.2026
Urla gerçekten tarih, doğa ve kültür açısından çok özel bir yer. Ancak bugün Urla'nın en büyük sorunlarından biri, bu güzelliğin bedelinin burada yaşayanlar için çok ağır hâle gelmesi.
Özellikle öğretmenler, sağlık çalışanları, polisler ve diğer kamu görevlileri açısından durum oldukça zor. Ev kiraları ve konut fiyatları Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Bu nedenle birçok kişi Urla'yı isteyemiyor; burada görev yapanlar ise ekonomik nedenlerle tayin istemek zorunda kalıyor. Evi olmayan genç öğretmenlerin burada uzun yıllar kalması giderek güçleşiyor.
Bahsedilen güzellikleri yaşatan, çocuklarını yetiştiren öğretmenleri, sağlık çalışanları, esnafı, çiftçisi ve emeklileridir. Eğer bu insanlar Urla'da yaşayamaz hâle gelirse, geriye sadece güzel manzaralar kalacaktır.
Anlattığınız şekliyle bir Urla'ya tanıklık edebilmek çok güzel olurdu gerçekten.
NE

Nuriye Ezer

26.06.2026
Emeğine sağlık öğretmenim. Birgün Urlaya tekrar dönebilmek umuduyla ????
UB

Uğur Bıdıklı

26.06.2026
Süper ????????????
KO

Kemal Ocak

26.06.2026
Hocam, Urlamızın geçmişini ,tarihsel gelişimini ve bugününü çok güzel betimlemişsiniz elinize ,yüreğinize sağlık...