Kadın denilince akla gelen ilk şey nedir?

Kime sorduğunuza bağlı.

Bir çocuğa sorarsanız: “Anne” der.

Bir şaire sorarsanız: “İlham.”

Bir diktatöre sorarsanız: “Kontrol edilmesi gereken güç.”

Bir kapitaliste sorarsanız: “Hedef kitle.”

Bir Anadolu köylüsüne sorarsanız: “Evin direği.”

Bir eşitsizlikten beslenene sorarsanız: “Sınır.”

Ama hakikat şu:

Kadın denilince akla gelmesi gereken ilk şey insandır.

Gerisi toplumların aynasıdır.

 

Çalışan kadın = özgür kadın mı?

Hayır.

Çalışmak özgürlüğün kapısını aralayabilir.

Ama anahtar değildir.

Sabah 8 akşam 6 çalışan, eve gelip ikinci mesaiye başlayan, sofrayı kuran, çocuğun ödevini yaptıran, yaşlıya bakan kadın özgür müdür?

Yoksa sadece vardiyası uzatılmış mıdır?

Özgürlük maaş bordrosunda yazmaz.

Özgürlük, karar verme hakkında yazar.

Özgür kadın;

“Hayır” diyebilen,

Kendi hayatını seçebilen,

Bedeni, aklı ve emeği üzerinde söz sahibi olandır.

 

Kadının özgürlüğü nelere bağlı?

Eğitime.

Ekonomik bağımsızlığa.

Hukuka.

Toplumsal zihniyete.

Ve en çok da erkeklerin değişimine.

Çünkü mesele kadınların ne kadar güçlü olduğu değil, erkek egemen zihniyetin ne kadar geri çekildiğidir.

 

Annelik ile kadın olmak aynı şey mi?

Annelik, kadınlığın bir ihtimalidir.

Kadınlık ise bir kimliktir.

Her kadın anne değildir.

Her anne, sadece anne değildir.

Annelik; şefkatin büyümesidir.

Kadınlık; insan olmanın bütünlüğü.

Ortak yönleri?

Üretmek.

Koruyup kollamak.

Dönüştürmek.

Ayırt edici yönleri?

Annelik bir rol olabilir.

Kadınlık bir varoluş.

 

Tarihte kadın hareketleri

Kadınlar tarih boyunca “izin verilmesini” beklemedi.

Seneca Falls Convention ile oy hakkı talebi yükseldi.

Suffragette movement meydanları doldurdu.

French Revolution sırasında kadınlar Versailles’a yürüdü.

Bizde ise Anadolu kadını cepheye mermi taşıdı.

Halide Edib Adıvar miting kürsülerinde konuştu.

Nene Hatun cephede savaştı.

Sabiha Gökçen gökyüzüne çıktı.

Kadın hareketi, sadece pankart değildir.

Bazen bir kalemdir.

Bazen bir sandık.

Bazen bir uçak kokpiti.

 

Eski Türk kültüründe kadın

Türk mitolojisinde kadın kutsaldır.

Umay Ana çocukları koruyan ana ruhtur.

Hatun, hakanla birlikte devlet meclisinde yer alırdı.

Kurultayda söz sahibiydi.

Eski Türklerde kadın ata biner, savaşır, karar verirdi.

Yani mesele “modernlik” değil, zihniyetin yönüdür.

 

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e

Osmanlı’da kadın kamusal alanda sınırlıydı.

Eğitim, miras, boşanma gibi haklar sınırlı çerçevedeydi.

Sonra sahneye bir devrim çıktı:

Mustafa Kemal Atatürk 1930’da belediye seçimlerinde, 1934’te genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı verildi.

Birçok Avrupa ülkesinden önce.

Cumhuriyet, kadına “lütuf” vermedi.

Hakkını teslim etti.

Ama hak kâğıtta yazınca bitmez.

Zihinde yer edince tamamlanır.

Günümüzde zorlayıcı koşullar

Cam tavanlar

Ücret eşitsizliği

Şiddet

Toplumsal baskı

“El âlem ne der?” kültürü

Bunlar nasıl aşılır?

Eğitimle.

Eşit hukukla.

Erkek çocuklarını farklı yetiştirerek.

Sessiz kalmayarak.

Kadın meselesi, kadınların değil, toplumun meselesidir.

 

“Ev kadını yemekçi midir?”

Evde bütün yükü çeken kadın “çalışmıyor” denir.

Oysa 24 saatlik vardiya yapar.

Sigortası yoktur.

İzni yoktur.

Prim günü yoktur.

Ev emeği görünmeyen ekonomidir.

Çalışan kadın emekçidir.

Evdeki kadın da emekçidir.

Mesele nerede çalıştığı değil, emeğinin değer görüp görmediğidir.

 

Kadın yazarlar, sanatçılar, bilim insanları

Virginia Woolf “Kendine ait bir oda” istedi.

Marie Curie iki Nobel aldı.

Afife Jale sahneye çıkmak için yasakları aştı.

Türkan Saylan kız çocuklarını okuttu.

Kadın sustuğunda dünya eksik konuşur.

Kadın yazdığında tarih tamamlanır.

 

Bir fıkra anlatayım

Adamın biri karısına demiş ki:

“Ben evin reisiyim.”

Kadın cevap vermiş:

“Tamam, reis sensin. Ama hükümet benim.”

İşte mesele bu.

 

Ve biraz şiir…

Kadın

Toprağa düşen ilk tohum,

Göğe yükselen ilk dua,

Sofrada son lokma,

Savaşta ilk adım.

Kadın

Yalnızca çiçek değil,

Kök.

Yalnızca anne değil,

Akıl.

Yalnızca sevgi değil,

Direnç.

Ve unutmayın…

Bir toplumun uygarlık seviyesi,

kadının kahkahasıyla ölçülür.

Kahkaha özgürse,

memleket de özgürdür.

Gerisi teferruat.

 

(Kadın Emeğinin Değerini Bulduğu Bir Dünya Özlemiyle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.)