Paranın mı, malın mülkün mü, makam mevki gücün mü?

Yoksa asıl fakirliğiniz başka bir yerde mi?

 

Çünkü insanın cüzdanındaki boşluk değil asıl mesele…

Kafasındaki boşluk, kalbindeki boşluk, vicdanındaki boşluk!

 

Atatürk’ü düşünün.

Cephelerde yokluk diz boyu, ayağında delik çizme…

Ama zenginliği ölçüsüzdü. Çünkü aklın ve bilimin fakiri değildi.

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” derken, bu milletin önüne servet bırakıyordu.

 

Einstein, cebinde yol parasını zor buluyordu. Ama evreni çözüyordu.

Nazım Hikmet, açlık grevinde zayıflıyordu. Ama şiirinde gökyüzünü doyuruyordu.

Sait Faik, cebinde beş kuruş olmadan Burgazada’da geziyordu. Ama dünyayı bize hediye ediyordu.

 

Bugün bakıyorsun…

Villasında üç yüz metrekare salon var, ama içinde oturacak nezaket yok.

Banka hesabı kabarık, ama sevgi hesabı bomboş.

Makam arabası var, ama vicdan yaya.

 

Üstelik tarih bize gösteriyor: Güce sahip nice hükümdar, krallar, imparatorlar… Yüzlerce kişiyi kılıçtan geçirdiler, zulümle saraylarını kurdular. Ama sonunda kendi yalnızlıklarında boğuldular. Güçlerinin fakiri oldukları için tarihe lanetle kazındılar. Roma’nın imparatoru vardı; Colosseum’da aslanlara attığı insanları izlerken kendini Tanrı sanıyordu. Oysa bir taş ustasının çekiciyle oyduğu yazıt kadar izi kalmadı bu dünyada. Güce yaslanan her zalim, sonunda tarihin çöplüğünde toz oldu. Güç vardı, insanlık yoktu. İşte fakirlik budur.

 

Bir başka uç örnek: Milli piyangodan milyarlar kazanan şanslı zenginler… “Bir gecede kral” oldular. Ama bir gecede kumarda, sefada, lüks düşkünlüğünde eriyip gittiler. Çünkü aklın, ölçünün fakiriydiler.

 

Sanmayın ki fakirlik sadece parasızlıktır…

Sahip oldukları büyük ailelerin kıymetini bilmeyip yapayalnız ölen sanatçılar var. El üstünde tutulması gerekirken, dost meclislerinde tek başına şişeyle oturan ünlüler var.

Aile fakirliğinin, vefa fakirliğinin, dostluk fakirliğinin en acı örnekleri…

 

Bir fıkra: Adamın biri demiş ki “Benim param çok, her istediğimi alırım!” Nasreddin Hoca gülmüş:

— “Paranla bana bir gece huzurlu uyku satın al da görelim.”

 

İşte mesele bu. Huzuru, sevgiyi, vicdanı, nezaketi satın alacak hiçbir piyango yok.

 

Şimdi günümüze dönelim…

Toplu taşımada bacaklarını iki yana açarak yanındakine oturma hakkı bırakmayan züppeler var.

Yolda lüks aracından inip, çocuğu için kaygılanan babayı tokatlayan sürücüler var.

Parası var, arabası var, markası var, ama asıl olan insanlığı yok!

 

Şimdi bir şiir bırakayım buraya:

 

 Ne zenginlik maldadır,

Ne fakirlik ceptedir.

Fakirlik, sevgisiz kalmaktır.

Fakirlik, vicdansız olmaktır.

Zenginlik, insan kalabilmektir.

 

 

 

Kısacası…

Neyin fakirisiniz?

Paranın mı, kültürün mü, sevginin mi?

Bilin ki, insan olmaya dair fakirliklerimizi ortadan kaldırmadıkça

Diğer zenginliklerin hiçbir anlamı yok.

 

Çünkü…

Kasa dolu olabilir,

Ama kalp boşsa…

O kasa, tabut gibi ağır gelir insana.

 

H.Cemil Doğru

Eğitim İş Urla Bşk

UKK Ye.Kr.Üyesi