Advert

MADALYA ALKIŞLANIR, İNSAN YAŞATILIR GAZİLİK BİR VİCDAN SINAVIDIR

H. Cemil DOĞRU

17-09-2026 15:36

Savaş biter, silahlar susar ve manşetler değişir; ama bir insanın hayatındaki o sessiz kırılma asla sona ermez. Gazilik, yılda bir kez göğse takılıp tören bittiğinde kutusuna kaldırılan bir madalyadan ibaret değildir. O madalyanın arkasında; eksilmiş bir beden, yarım kalmış bir gençlik ve her sabah aynı sızıyla uyanan bir insan gerçeği yatar.

​“Gazi” kelimesi tarih boyunca insan gibi büyüdü. Sınır boylarındaki gönüllülerden başladı; Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan 19 Eylül 1921’de TBMM tarafından Mustafa Kemal’e verilen unvana kadar hürmetini hiç kaybetmedi. Fakat bugün sormamız gereken yakıcı bir soru var: Biz gazilerimize gerçekten hak ettikleri gibi bakabiliyor muyuz?

​Dünyanın gelişmiş ülkeleri bu meseleyi artık yalnızca “şükran” söylemleriyle geçiştirmiyor. İngiltere’den Amerika’ya kadar pek çok ülke, gaziliği bir tören dekoru olmaktan çıkarıp barınma, sağlık, istihdam ve ekonomik güvenlik sistemlerine bağlayan somut reformlar yapıyor. Çünkü biliyorlar ki minnet duygusu kıymetlidir; ama tek başına minnet, market arabasını doldurmaya yetmiyor. Yaşanan eksiklikleri gidermiyor! İnsanın gururu yücedir fakat bürokrasiyi aşmaya, sağlık randevusu almaya veya protez yenilemeye yetmiyor.

​Üstelik fedakârlık kavramı sadece askerî cephelerle de sınırlı değildir. Balkanlar’dan Çanakkale’ye, Kore’den Kıbrıs’a ve terörle mücadeleye uzanan o şanlı hattın yanında; bu ülkenin kılcal damarlarında sessizce görev yapan binlerce insanımız var. Görev yaptığı okulda saldırıya uğrayan bir öğretmen, hastasına koşarken şiddet gören bir sağlık çalışanı, yangına dalarak hayatını riske atan bir itfaiyeci, ormanı koruyan bir korucu ya da köye hizmet götürürken sakat kalan bir işçi… Hepsinin ortak paydası şudur: Fedakârlık.

​Fedakârlık, insanın “Ben ne kazanacağım?” sorusunu susturup, kendinden büyük bir değere inanmasıdır. Ancak bir toplumun fedakârlığı kutsarken insanı unutması en büyük vefasızlıktır. Bir insanın bu vatan veya bu halk için bedeninden bir parça bırakmış olması, onun ömür boyu yalnızlıkla baş başa bırakılabileceği anlamına gelmez. Törenlerde alkış tutmak kolaydır; zor olan, o alkışın arkasındaki sorumluluğu üstlenmektir. Dünyanın tüm renklerini geride bırakmış, çocuğunun sesini duyamaz hâle gelmiş ya da yatağa bağımlı kalmış bir insanın ihtiyacı süslü nutuklar değil; erişilebilir bir sağlık sistemi, insanca bir gelir ve unutulmadığını hissetmektir.

​Ülkenin en doğusundan en batısına kadar farklı coğrafyalarda görev yapmış, sivil toplumun içinde insanla birebir temas etmiş bir eğitimci olarak şunu net biçimde görüyorum: Vatan sevgisi, insan sevgisinden ayrı tutulamaz. Şehidine saygı duyan, gazisine sahip çıkan, emekçisini-kadınını- çocuğunu-engellisini-acizini koruyan ve vatandaşının onurunu gözeten bir toplum ancak gerçek anlamda güçlüdür. Vatan, sadece haritalardaki sınır çizgileri değil; o sınırların içinde birbirimize nasıl davrandığımızdır.

​Sizler bir gün, hiç tereddüt etmeden büyük bir fedakârlık yaptınız. Şimdi sıra bizde. Sizin eksilen uzvunuz, bizim eksilen vicdanımızdır. Siz sustuğunuzda biz konuşmak, siz yorulduğunuzda biz omuz vermek zorundayız. Çünkü savaşlar, çatışmalar, sıkıntılar bir gün biter; ama asıl vicdan sınavı, gazi eve döndüğünde başlar.

Bir Gazinin Türküsü

​Bir göz bıraktım uzaklarda,

Bir ses kaldı çocukluğumda.

Bir el eksildi elimden,

Bir ömür kaldı avucumda.

​Ben dönmedim eksik diye,

Vatan dedim, insan dedim.

Acıyı tattım barış dedim.

Şimdi sizden tek dileğim:

Beni yalnız bırakmayın.

​Çünkü tüm savaşlar biter bir gün.

Siz görmeseniz de

Bazı yaralarda kanama

Eve döndüğünde başlar.

 

19 Eylül Gaziler Günü Kutlu Olsun.

DİĞER YAZILARI BİR ŞAİRİN MOSKOVA'SINDAN BİR MİLLETİN İZMİR'İNE 01-01-1970 03:00 ŞAH MI, MAT MI? 01-01-1970 03:00 GİDEN Mİ TERK EDER, KALAN MI? 01-01-1970 03:00 TAPUNUN ADI LOZAN 01-01-1970 03:00 Bir Adım İleri... Bir Adım Geri... 01-01-1970 03:00 URLA'NIN ATATÜRK'E BORCU 01-01-1970 03:00 Gezdikçe Küçülen Dünya, Şiştikçe Büyüyen Kibirlere İnat! 01-01-1970 03:00 Bayramın Unutulan Yüzü 01-01-1970 03:00 19 Mayıs’ın Ayak Sesi 01-01-1970 03:00 Alın Teri 2.0 01-01-1970 03:00 Sandığın İçinden Çıkan Çocuk 01-01-1970 03:00 KENARDAN ŞAMPİYONLUK 01-01-1970 03:00 İLGİNÇ DÜNYA 01-01-1970 03:00 İKİ FATMA NUR, BİR MEMLEKET VE BİR TAKVİMİN İRONİSİ 01-01-1970 03:00 8 MART, KADININ ADI 01-01-1970 03:00 14 ŞUBAT MEKTUBU 01-01-1970 03:00 Yer Titrediğinde İnsan Ne Yapar? 01-01-1970 03:00 Aydın Kimdir? 01-01-1970 03:00 Gazeteci Kimdir? Kalemle Taşınan Bir Vicdan 01-01-1970 03:00 *TAKVİM DEĞİL, UMUT DEĞİŞİR* 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET KADINI: BİR MİLLETİN EN GÜZEL İNKILABI 01-01-1970 03:00 “Öğretmenlik: Işığın Unutulduğu, Gölgenin Büyüdüğü Yer” 01-01-1970 03:00 “Bir Ülkenin Kalp Atışıdır Atatürk” 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Bir Çocuğa Değdiğinde 01-01-1970 03:00 Unutulan Çınarın Gölgesi 01-01-1970 03:00 Neyin fakirisiniz? 01-01-1970 03:00 KAÇ KİŞİ VAR İÇİMİZDE? 01-01-1970 03:00 Çantada Keklik Meselesi 01-01-1970 03:00 Unutulmak Üzerine… 01-01-1970 03:00 Lozan Barış Anlaşması: Kanla, Terle, Tarihle Yazılan Türkiye Tapusu 01-01-1970 03:00 ALEVLERLE YANAN VİCDAN: İZMİR’İN ORMANLARI VE BİZ 01-01-1970 03:00 Kendin Olmak Zordur Ama Güzeldir 01-01-1970 03:00 Yalnızlık Kalabalığın Ortasında Başlar 01-01-1970 03:00 Gençlik Bir Kez Yaşanmaz, Her Gün Dirilir 01-01-1970 03:00 Ey Dilim; Kırmadan da Konuşulur 01-01-1970 03:00 Vefa, İstanbul’da Bir Semt Midir Hâlâ? 01-01-1970 03:00 Vefalıysan Suçlusun Kardeşim 01-01-1970 03:00 Gömlek Güzel Diye Yediler Adamı 01-01-1970 03:00 LİYAKAT: Tarih Boyunca Yükselişin Temeli 01-01-1970 03:00 Öğrenmeyi Öğrenmek 01-01-1970 03:00 UMUT 01-01-1970 03:00 BABA ve EVLAT 01-01-1970 03:00 UMUT 01-01-1970 03:00 URLA’DA ILIK ARALIK BÜYÜSÜ 01-01-1970 03:00