Urla Otelciler Başkanı ile konuştuğumuzda, Urla’ya gelenlerin gidebilecekleri plaj tesisi aradığını öğreniyoruz.

Urlalı ise tesislere para ödemeden her gün denize girebildiği için Urlalılar açısından plaj tesisi sorunu daha çok hizmet talep eden ziyaretçilerle ilgili…

Urla’nın geleceği konuşulurken yıllardır bir hedef tarif edildi:

Urla, Alaçatı’nın bir kopyası olmayacak; Yunan adaları gibi doğal, sade, kaliteli ve denizle bütünleşen bir kıyı kültürü yaratılacaktı.

Bugün geldiğimiz noktada ise sormamız gereken soru şu:

Urla bu hedefin neresinde?

Çünkü Urla’nın bazı kıyılarında gelişen beach kültürü giderek Alaçatı modeline benzemeye başladı.

Oysa Urla’nın en büyük avantajı zaten Alaçatı olmamasıydı.

Sorun fiyat değil, fiyatın karşılığı

Bugün Urla’da, örneğin Demircili bölgesindeki mevcut dört tesiste fiyatlar hafta içi giriş için 500 TL, hafta sonu ise 800 TL olarak ifade ediliyor. İstenirse kişi başı 2.000 TL harcama limiti uygulaması da tesislerde uygulanıyor.

Bu tesisler Alaçatı’ya ne konsept ne de işletme olarak benzediği gibi aynı kaliteye de sahip değiller. Kıyı, yollar, tuvalet, duş, peyzaj vb. hiçbir konuda Alaçatı’nın, Çeşme’nin standardını yakalayamıyorlar. İşletmelerin hizmet davranış eğilimleri ticari kaygı taşımıyor; müşteriye doymuş ve seçici davranabiliyorlar.

İlk bakışta fiyatları Çeşme ve Alaçatı’nın bazı popüler beach’leriyle karşılaştırdığımızda Urla hâlâ daha uygun görünüyor.

Dolayısıyla mesele:

“Urla beach’leri çok pahalı.” değil.

Asıl mesele:

“Urla’daki bazı beach’lerin aldıkları ücretin karşılığında verdikleri hizmet, gidenleri mutlu ediyor mu?”

İşte tartışmamız gereken konu bu.

Turist geliyor, plaj arıyor

“Bana güzel bir plaj gösterin.” diyor.

Biz ise bazen kendi ilçemizde yeterli, düzgün bir seçenek sunamadığımız için ziyaretçiyi Alaçatı beach’lerine yönlendiriyoruz.

Bu kabul edilebilir bir durum değil.

Urla’nın denizi var.

Kıyısı var.

Koyları var.

Doğası var.

Gastronomisi var.

İzmir’in en güçlü turizm markalarından biri olabilecek potansiyeli var.

Ama ziyaretçiye bütün bunları bir araya getiren nitelikli ve farklı plaj konseptini henüz yeterince sunamıyor.

Alaçatı’nın güçlü taraflarını inkâr edemeyiz.

Ama Alaçatı’nın bugün yaşadığı sorunları da Urla’ya taşımak zorunda değiliz.

Yüksek fiyat, minimum harcama, rezervasyon baskısı, yüksek sesli müzik, kalabalık, tüketim odaklı beach kültürü…

Bunların tamamını Urla’ya kopyalamak, Urla’yı marka yapmak anlamına gelmez.

Tam tersine, Urla’nın kendine özgü kimliğini kaybetmesi anlamına gelebilir.

Urla’nın aradığı model, bana göre, daha çok Yunan adalarında gördüğümüz kıyı anlayışına yakın olmalı:

Doğal.

Sade.

Temiz.

Kaliteli.

Deniz odaklı.

Yerel ürünleri kullanan.

Ve en önemlisi:

İnsanı sadece harcama miktarıyla değerlendirmeyen.

Planlama şart

Burada belediyeye, turizm sektörüne ve kentteki ilgili tüm paydaşlara bir görev düşüyor.

Urla’nın bir “Kıyı ve Plaj Stratejisi” olmalı.

Hangi koyda ne tür işletme olacak?

Hangi bölgede sakin aile plajı?

Hangi bölgede gençlik ve spor?

Hangi bölgede gastronomi?

Hangi bölgede beach club?

Hangi bölgede doğal plaj?

Hangi bölgelerde yapılaşma ve yüksek ses sınırı?

Bunların tamamı bir plan içinde ele alınmalı.

Çünkü bugün her işletme kendi konseptini kurarsa ortaya Urla’nın konsepti değil, birbirinden kopuk işletmeler toplamı çıkar.

Urla’nın bir marka plaj modeline ihtiyacı var

Urla’nın ihtiyacı daha fazla beach değil.

Daha iyi beach.

Öyle bir plaj modeli yaratmalıyız ki ziyaretçi Urla’ya geldiğinde:

“Burada denize nerede girebilirim?” diye sormasın.

“Urla’nın plaj deneyimini nerede yaşayabilirim?” desin.

Ve bunun içinde yalnızca şezlong bulunmasın.

Deniz olsun.

Gölge olsun.

Temizlik olsun.

İyi duş ve tuvalet olsun.

Kaliteli ama ulaşılabilir gastronomi olsun.

Yerel zeytinyağı, balık, enginar, otlar, şarap ve Urla’nın diğer değerleri olsun.

Müzik varsa ölçülü olsun.

Çocuklu aile de gelsin.

60 yaşındaki insan da rahat etsin.

Genç de kendine yer bulsun.

Turist de kendini yabancı hissetmesin.

En önemli sorun

Bugün bazı işletmelerde ziyaretçi yüksek bir bedel ödüyor.

Biz Urla’yı Alaçatı’nın ucuz versiyonu yapmak için değil;

Urla’yı marka yapmak için planlamalıyız.