Üzerinde yaşadığımız ve bizlere miras kalan bu topraklar, her insan topluluğu için özel bir coğrafyadır.

Tarihin kırılma noktaları, bize Urla içinde de önemli tarihî alanları ve yapıları işaret etmektedir. Bu topraklardaki Limantepe, Karantina Adası, köyler, Roma hamamı ve köprüler, Malgaca Pazarı ve çevresi Urla için tarihî miras noktalarıdır.

Cumhuriyet’in kuruluşunda en önemli tarihî sıcak noktalar Belediye Binası, Halkevi ve Mermerli Çeşme’dir.

26 Ağustos’ta başlayıp Urla merkez için 12 Eylül’de son bulan işgal ve Urla çevresindeki köylerde 15 Eylül’e kadar uzayan Yunan kuvvetlerinin çekilişi, bu topraklara zor günler yaşattı.

Yunan işgali yıllarında direnişin, ispiyonajın, İzmir’in bombalanışının, göç organizasyonunun, eşkıyalığın ve korsanlığın merkezi hâline gelen kasabamızda, işgal sırasında halkın yaşadıklarını çok iyi anlamalıyız.

Urla’da; gemisini İngilizlere teslim etmeyen Ahmet Rasim’e, geminin topunun namlusunu kıyıya taşıyan Ali Fehmi’ye, Urla’dan Krupp toplarını Mordoğan’a taşıyan Foça gemisi kaptanına, Uzunada’yı İngilizlere dar eden topçularımıza, Şehit Kemal’e, Yüzbaşı Şerafettin’e, İzmir’i savunan Yenikale Komutanı Münif Kaptan’a, Demirhisar Komutanı Lütfi Talat Bey’e, Urla’da şehit düşen Polis İhsan’a, Mestan Dayı’ya selam olsun…

Her sene kutladığımız düşman işgalinden kurtuluşumuz için Mermerli Çeşme’de buluşalım.

 

URLA BALIĞI

Urla: Denizle Yaşayan Bir Kentin Hikâyesi

Urla, 200 kilometrenin üzerinde kıyı şeridine sahip nadide bir yarımada. Denizle yaşayanlar için Urla gerçek bir cevher. Rüzgârın yönüne göre her zaman sakin bir koya ulaşmak mümkün; kuzeyde adalar, güneyde uzun kumsallar korunmayı, keşfedilmeyi, yaşamın bir parçası olmayı bekliyor.

Güney kıyıları, Çeşme gibi yollarla ulaşılabilir olsa, soğuk denizine rağmen plajlar dolup taşardı. Çok şükür ki denize ulaşmak hâlâ ciddi bir mesele. Ama gitmemek, korumak değil.

Kıyılar, tekneler

Urla bir deniz, bir denizci kenti. Hemen herkesin denizle ilişkili büyük ya da küçük bir botu, sandalı veya teknesi var. Buna karşın Urla’nın hem kuzey hem de güney sahillerinde tekneler için yeterli korunak yok.

Çözüm arayan Urlalı tekne sahipleri: Balıkçı barınaklarına yanaşıyor, kendi tonozlarını atıyor, kıyıda yerler yaratmaya çalışıyor ya da teknelerini karaya çekiyor.

Devletin yaratacağı düzen tesis edilmemiş. Demircili’ye bırakılan Gökbey gemisinin durumuna bakıp bu konuda ihtisaslaşamadığımızı, ilgili ilgisiz herkesin bu konuda konuştuğunu görüyoruz.

Ancak bağlama ve liman işi zamanla çözümsüz bir oyuna dönüşmüş durumda.

Zaman zaman bir marina yapma atağı gündeme geliyor. Çok şükür, kârlı değil; konu erteleniyor. Ama bir gün marina görünümlü AVM kaçınılmaz görünüyor.

İşin aslı ihtiyaç; halkı denize yaklaştıran, denizle kavuşturan düşük maliyetli kamusal rıhtımlar. Derelerde (İçmeler, Atatürk Mahallesi ve Azmak) rıhtımlar, kış için kara parkları, deniz ve denizcilik eğitimleri…

Demircili, Yolluca gibi alanlarda tekneler için sığınaklar var ama yeterli değil. Herkes kendi imkânlarıyla kıyılara tonoz atıyor, tahta iskeleler yapıyor. Bu derme çatma, kondu yapılar ve bakım alanları hem çevreyi kirletiyor hem de deniz ekosistemine zarar veriyor.

Sonra “Neden balık yok?” diye soruluyor. “Neden pinalar, neden Posidonia çayırları kayboldu?” diye hayıflanılıyor.

Az balık

Akdeniz zaten doğası gereği kıraç bir deniz. Ancak hoyrat kullanımımız bu durumu daha da kötüleştiriyor.

Bugün kalamar Hindistan’dan, karides Endonezya’dan, kalkan Romanya’dan, sinarit Gana’dan geliyor.

Oysa biz bu ithal bereketi yerel türlerle taçlandırmalı; doğayı koruyarak kaynaklarımızı iyi yönetmeliyiz.

Karadeniz’de 26, Marmara’da 125 balık türünü kaybettik. Urla ve çevresi ise balık açısından aşırı zengin değil; ama yerel halkın ihtiyacını karşılayabilecek kadar ürün hâlâ var.

Norveç, 6 bin 400 balıkçı teknesi ile 150 ülkeye ihracat yapıyor.

Türkiye, 16 bin 450 balıkçı teknesine rağmen 100 ülkeden balık ithal ediyor.

Avrupa’da kişi başına yıllık balık tüketimi 26 kilogram, dünya ortalaması 19 kilogram iken Türkiye’de bu rakam yalnızca 8 kilogram.

İki yüz kilometre kıyımız var.

Denizde balık, sahilde iskele, kıyıda çekek yeri, bağlayacak tonozumuz yok.

Urla için ne gerekiyor?

  • Denizle barışık, doğayla uyumlu kıyı politikaları; Urla Kıyı Koruma ve Denizcilik Derneği/Vakfı,
  • Ucuz ve kamusal erişim imkânı sunan belediye rıhtımları ve çekek yerleri,
  • Balıkçıları ve amatör denizcileri destekleyen sürdürülebilir kooperatifler ve çözümler,
  • Ve en önemlisi, bu eşsiz kıyıların ve adaların rant uğruna kaybedilmemesi için koruma amaçlı planlar ve toplumsal farkındalık.