Urla’nın sığ denizine marina yapılması konusu yıllardır Urlalıları meşgul ediyor.
Bugün gelinen noktada görüyoruz ki izin süreçlerini alanların planladığı yapı, bölgedeki mevcut tekne yapısına uygun bir çözüm değil; daha çok yoğun hafriyatla deniz doldurularak az sayıda tekneye hizmet eden, AVM görünümlü bir marina projesi izlenimi veriyor.

Son dönemde belediyemizin öncülüğünde yapılan halk toplantıları demokratik katılım açısından kıymetlidir ve devam edeceği anlaşılmaktadır. Toplantılara katılanların tamamı marina yapımına karşı görüş bildirmiştir. Katılım gösteren tüm Urlalılara teşekkür ederiz.

Toplantılarda söz almak isteyen herkese söz veriliyor. Son toplantıda “farklı düşünüyorum” diyen bir yurttaşımız oldu. Ancak konuşmasının sonunda onun da marina taraftarı olmadığı anlaşıldı. “Evimden denize giremiyorum, pinalar yok oldu” dedi.
Evet, pinalar artık yok.

Ama pinalar bugün kaybolmadı.
Pinaları amatör denizcilerin yaptığı iki tahta iskele değil;

  • İyi yapılmamış, akıntıyı bozan barınak,
  • Yolluca yolu,
  • Yolluca hafriyatları,
  • İyi yönetilmeyen deniz faaliyetleri,
  • Barınağın onarım/tersane alanının olmayışı,
  • İyi çalışmayan atık istasyonu,
  • 800 metre dolgu rıhtımı yok etti.

Bu toplantılar, “daha iyi ne yaparız”ı ve kötüye gidişi nasıl önleriz sorusunu tartışmak için yapılıyor.
Çeşmealtı’nın bugünkü durumu, geçmişte yapılan hataların sonucudur.

Kötüye gidiş; denizcilik kültüründen uzak yaklaşımlarla, Çeşmealtı’nı “Çeşme’nin altı” olarak konumlandıran zihniyetle başladı.
Yolluca kanalının daraltılması, girişte denizin hafriyatla doldurulması, akıntıların önünü kesen yol düzenlemeleri ve balıkçı barınağının yanlış konumlanmasıyla süreç devam etti.

Bugün yaşadığımız ekolojik ve mekânsal sorunların temeli budur.
Şimdi ise belediyemiz ve halkın desteğiyle bu yanlışları düzeltmeye yönelik bir irade oluşmuştur.

Bugün Çeşmealtı balıkçı barınağında 300’ün üzerinde tekne bulunmaktadır. Bunların sadece kırk kadarı yeşil plakalı balıkçı.
Barınak dışında ise Çeşmealtı kıyılarında 400’ün üzerinde tekne vardır.

Bu teknelerin nasıl ve nerede barınacağına dair bütüncül bir plan bugüne kadar yapılmamıştır.

Mevcut durum, ihtiyacın marina değil amatör denizci barınağı olduğunu net olarak anlatmaktadır.

Mevcut barınak ise:

  • Kötü planlanmış,
  • Geniş iç alanı atıl bırakılmış,
  • Bir tamir–bakım/tersane alanı olmayan,
  • Ve en önemlisi kentin denizle buluştuğu noktada konumlanarak köy merkezi ve halkın denizle temasını kesen bir yapıdır.

Sorun marina eksikliği değil, doğru planlama eksikliğidir.

Urla denizciliği, büyük yat sahiplerinin deniz ilişkisi gibi tanımlanamaz.
Burada ağırlıklı olarak 10 metrenin altında, amatör ruhla denizle bağ kuran, kendi teknesini kendi emeğiyle yaşatan insanlar vardır.

Halkın denizle ilişkisini güçlendirecek alanlar zaten yetersizken, ihtiyacı karşılamaktan uzak mevcut yapılar ortadayken yeni bir marina inşa etmeye çalışmak çözüm değildir.

Şimdi Yolluca Adası’ndaki yeni iskele ve marina talebi, Çeşmealtı merkezinin ve bölgenin deniz coğrafyasını geri dönülmez biçimde değiştirme riski taşımaktadır.

Urla’nın ihtiyacı AVM görünümlü bir marina değildir.
Urla’nın ihtiyacı:

  • Deniz ekolojisini koruyan,
  • Küçük ölçekli denizciliği destekleyen,
  • Halkın denize erişimini artıran,
  • Doğru planlanmış, katılımcı çözümlerdir.

Biz denizi betonla değil, akılla ve vicdanla koruyabiliriz.

Marina istemezük.