Deniz coğrafyası, yalnızca haritalardaki kara parçalarından ibaret değildir. Her ada, adacık ve kayalık, kendine özgü hikayeler taşır. Urla açıklarındaki adalar da geçmişten günümüze doğa, tarih ve kültürle iç içe bir miras sunuyor.
Adalar Sadece Kara Parçaları Değildir
Uluslararası hukuk, bir kara parçasının denizdeki statüsünü belirlerken belirli kriterlere dayanır. Bir ada, doğal olarak oluşmuş, su seviyesinin üzerinde kalan ve ekonomik olarak kendini idame ettirebilen bir kara parçası olmalıdır. Daha küçük kara parçaları “adacık”, insan yerleşimine elverişli olmayanlar ise “kayalık” olarak adlandırılır. Ancak bu teknik tanımlar, bir adanın sahip olduğu kültürel ve tarihi derinliği anlatmaya yetmez.
Urla’nın Saklı Hazineleri
Urla çevresindeki adalar, yalnızca coğrafi değil, tarihi ve sosyal açıdan da büyük önem taşır. Bugün askeri ve turistik amaçlarla kullanılan bu adalar, geçmişte ticaretin, göçlerin, hatta savaşların sahnesi olmuştur.
• Uzunada: 25,39 km² yüzölçümüyle Türkiye’nin beşinci büyük adasıdır. Günümüzde askeri bölge olarak kullanılan ada, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Antik dönemde “Drymussa” olarak bilinen Uzunada, Osmanlı döneminde bile farklı amaçlarla kullanılmıştır. Bir dönem Venedik ve Cenevizlilerin esir ticareti yaptığı ada, 1. Dünya Savaşı’nda İngilizler tarafından işgal edilmiş, hatta bir havaalanı dahi inşa edilmiştir.
• Hekim Adası (Yatros, Kilise Adası): 2,3 km² büyüklüğündeki bu ada, adını burada yaşayan Rum asıllı bir doktordan alır.
• Alman Adası (Yassıca Ada): İzmir Efes Oteli’nin Alman mimarı tarafından günübirlik plaj alanı olarak tasarlanmış bir ada.
• Arap Adaları: En küçük ve az bilinen Urla adalarından ikisi. Burası özellikle balıkçılığıyla ünlü.
Uzunada’nın Gizemli Tarihi
Uzunada, Osmanlı döneminde Osmanlı tebaasının yaşadığı, balıkçılık, zeytincilik ve ticaretin geliştiği bir yerdi. Adanın kuzey kısmındaki köy “Harapköy” olarak bilinirken, güneydeki yerleşim “Tholos” adıyla anılıyordu. Bu isim, adadaki tonozlu yapılar ve Bizans dönemine ait su sarnıcından kaynaklanıyordu.
Adanın tarihi yalnızca ticaretle sınırlı kalmadı. 1915’te İngilizler ve Fransızlar, Uzunada’ya bir havaalanı kurarak İzmir çevresine saldırılar düzenledi. Hatta bu dönemde İngiltere, Uzunada adına pul bastırdı ve burada İngiliz askerleri için bir postane açıldı. 1916 yılında ise Türk-Avusturya topçu birlikleri adadaki İngiliz M30 monitör gemisini batırarak, savaşın seyrini değiştirdi.
Doğa ve Yaban Hayatı
Tarihsel olayların gölgesinde kalan bir diğer gerçek, Uzunada’nın doğal zenginliğidir. Osmanlı dönemi kayıtlarına göre adada geyikler yaşardı. Tavşanlar o kadar fazlaydı ki neredeyse elle yakalanabiliyordu. Keklikler gökyüzünde uçuşurken, domuzlar gruplar halinde dolaşıyor, hatta yüzerek Menteş’e gidip geri dönüyorlardı.
Geleceğe Bir Miras
1924 yılında İzmir-Uzunada arasında vapur seferleri başlamış, hatta adada asker çocukları için başarılı bir ilkokul açılmıştı. Ancak 1995’te öğrenci sayısının üçe düşmesiyle okul kapandı. Bugün ise Uzunada ve çevresindeki adalar hem tarihi hem de doğal miras olarak korunmayı bekliyor.
Urla’nın otuz kadar adası var. Her biri kendine has bir hikâye barındırıyor. Önümüzdeki günlerde bu kıyılara ve adalara dair daha fazla bilgi paylaşmaya devam edeceğiz.
Bu yazı, Urla’nın deniz üzerindeki mirasını keşfetmek isteyenler için küçük bir pencere aralıyor. Belki de bir gün, bu adalar hak ettikleri ilgiyi görerek tarihin ve doğanın içinde yeniden hayat bulur.
