Belli formatların, rutinin dışına çıkıldığında alışılagelmiş monotonluktan hızlı yaşama geçmek ne kadar şaşırtıcı, zor ve yorucu geliyorsa; tersi olan yavaşlama süreci de alışılmadığı için şaşırtıcı ve yorucu olabilir.
“Sakinlik yorucu olur mu hiç?” diye sorabilirsiniz. Lakin zihin ve beden, alışmadığı bu durum karşısında suçluluk ve yoksunluk bile hissedebilir. İstenilip unutulmuş dingin bir yaşam aniden geliverir; o zaman, “Değil zamanı, şimdiymiş.” deyiverir.
Pandemi sürecinde, hatırlarsanız, “Ne zaman bu kadar çok evde oturmak, okula, işe gitmemek istemişiz?” demiştik. Bu sebepten isteklerimizi ve dileklerimizi dilerken dikkatli olalım. Sistem hiçbirini geri çevirmiyor; sadece onun istediği zaman ve kişinin ihtiyacına, hazır olma durumuna göre gönderiveriyor.
Yavaşlama sürecinin sebebini her ne kadar kendinize özel yaşanan olaya bağlasanız bile bize her zaman bir sebep gerek.
Sözleşme imzalanmış oluyor. Biraz karışık gelebilir. “Şöyle açıklayayım.” desem onu da açıklayamam çünkü her şey kişiye özel de gelişmiyor. Bir şey olurken etrafta olanlarla bağlantılarınızı bir gözlemleyin derim. Her şey, herkes, her olay ne kadar da birbirine bağlı şekilde gelişmekte... Yani tevafuk, tesadüf değil.
“Hadi canım, ne alakası var?” diyenlere de sonsuz saygım var. Bir zamanlar ben de öyleydim.
Anlamak zorunda hissetmek kadar zor bir şey yoktur. Belki de daha anlamamanız gerekiyordur; vakti gelince yaşayarak hatırlarsınız...
Güzel bir yavaşlamanın, getirisi yüksek olan bir olaya gebe olabileceğini düşünerek ve uygulayarak tadını çıkarmak gerek.
“Bu neden oldu, neden başıma geldi?” sorularınızı sorarken kendi isteklerinizden oluştuğunu hatırlatmak isterim. Olaylar, olanlar, içinde bulunacağınız güzellikler için gerekiyordu. Suçlu yoktu. Bundan sonra çiçek açsın sözler ve sözleşmeler...
Tadını çıkarın derim çünkü ilahi sistemde her şey yolunda.
Sevgi, umut ve neşe ile...