Hadi dürüst olalım, birbirimizi kandırmanın âlemi yok. Bir tarafta sabah evden çıkarken "Aman pot kırmayayım, aman anketler düşmesin" diye her kelimesini tartarak konuşan, robot gibi talimatla hareket eden politikacı var. Diğer tarafta ise; kendi mantığı içinde aklına eseni yapan, içindeki kaosu dışarı kusmazsa çatlayacak olan, bozuk bir şey gördüğünde müdahele etmezse uykuları kaçacak, haksızlık gördüğünde var gücüyle karşısında duracak, dünyaya kafa tutan o sanatçı taifesi.
Bu ikisinin dost olmasını beklemek, kediyle fareyi aynı kafese koymak gibi bir şey. Neden mi?
Bakın, siyasetçinin kafası hesap makinesi gibidir. Her şeyin bir sütunu, bir satırı olacak. "Bu köprüyü yaparsak kaç oy gelir? Şu mahalleye asfalt dökersek bizi severler mi?" Matematik basittir: Verim al, vitrin yap, seçimi kazan. Siyasetçi için dünya, "yönetilmesi gereken" bir yerdir. Sorun varsa yama yaparsın, ses varsa kısarsın. Aman ört üstünü kimse görmesin.
Ama sanatçı? Ah o sanatçı yok mu? O, defterlerini kitapların kenarına çiçek çizen, formülleri silip yerine şiir yazan o gıcık öğrencidir. Politikacının "Her şey kontrol altında, harika bir ülkeyiz" dediği yerde, sanatçı sahneye fırlar ve "Yalnız kralım, fermuarınız açık kalmış, donunuz görünüyor" diye kikirder. Hangi "ciddi" devlet adamı, kendi ciddiyetiyle dalga geçen, hizaya girmeyi reddeden birini sever ki?
Bir de şu meşhur "fayda" meselesi var. Siyasetçi somut sever. "Bak bina diktik, bak kurdele kestik" demek ister. Elle tutulur, gözle görülür, sandıkta oya dönüşür şeyler lazım ona. Sanat ise çoğu zaman havanda su dövmektir siyasetçi için. Bir senfoninin gayri safi milli hasılaya katkısı ne? Bir tablonun enflasyon sepetindeki ağırlığı kaç? Yok! Ölçülemiyor, tartılamıyor.
Siyasetçi için sanatçı; "İş güç bitti de şimdi buna mı sıra geldi?" dedirten o lüks detaydır.
Hani eve misafir gelince çıkarılan porselen takım gibi; vitrinde dursun ama çok da el ayak altında dolaşmasın isterler. Aman icat çıkarmasın başımıza.
Politikacı adını tarihe yazdırmak ister. Ama bilir ki, bugün astırdığı o dev posterler, seçimden iki gün sonra çöp olacak. Oysa o gariban şairin yazdığı iki satır, o ressamın tuhaf resmi, yüzyıllar sonra bile birilerinin kalbini delip geçecek. Siyasetçi bugünün manşetini atar, sanatçı ise tarihin kitabını yazar.
Velhasıl, politikacı kumu avuçlayıp kale yapmaya çalışırken, sanatçı o kumun içindeki sonsuzluğu görüp sarhoş olur. Biri "duralım" der, diğeri "koşalım". Biri "sus" der, diğeri "bağır". Anlaşamamaları bir hata değil, doğanın kanunu. Bırakalım öyle kalsınlar; biri yönetmeye çalışsın, diğeri de o düzenin tekerine çomak sokmaya devam etsin. Hayatın tadı tuzu da bu değil mi zaten?
Şimdi şakayı ve o hoşgörülü tebessümü artık bir kenara bırakalım. Çünkü işin sonunda tarih, o soğuk ve acımasız hükmünü verdiğinde, kimsenin itiraz hakkı kalmayacak.
Bugünün o muktedirleri, dünyayı parmaklarının ucunda çevirdiklerini zanneden o kravatlı ve bıyıklı agalar, ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, tarihin o devasa çarkları arasında öğütülüp gidecekler. Kürsülerden attıkları o gürültülü nutukların, imzaladıkları "çok önemli" kararnamelerin, yüzyılların o sağır edici sessizliği karşısında bir sinek vızıltısı kadar bile hükmü kalmayacak. Zaman, siyasetçinin ismini mermerden siler, ama sanatçının ismini insanlığın ruhuna kazır.
Hangi kralın emri, Shakespeare’in bir sonesinden daha uzun yaşadı? Hangi partinin kanunu, Michelangelo’nun mermere hapsettiği o ruhtan daha güçlü kalabildi? Hiçbiri.
Çünkü siyaset, "an"ın telaşıdır; sanat ise sonsuzluğun sabrıdır. Siyasetçi, bugünü tüketmek ve o tükettiği mirastan pay kapmak için vardır. Sanatçı ise, o yok oluşun üzerine basarak, zamanın ötesine, ebediyete yürür. Bugün hor görülen, "karın doyurmaz" denilen o sanat, yarın o medeniyetin nefes alıp veren tek kanıtı olacaktır.
Krallıklar çöker, sınırlar değişir, ideolojiler çürür ve o çok korkulan iktidarlar bir avuç toza dönüşür. Geriye ne bir bakanın imzası kalır, ne de bir liderin asık suratı. Geriye sadece, o kaostan damıtılmış saf gerçeklik kalır.
Üzgünüm beyler bayanlar, ama bu maçın galibi daha düdük çalmadan belli. Siz bugünün sahibi olabilirsiniz ama sanatçı, yarının ve ondan sonra gelecek tüm zamanların tek efendisidir.
Selametle…