Sevinçli günler ve özel kutlamalar, insanlık tarihi boyunca toplumsal birliğin ve bireysel mutluluğun paylaşıldığı anlar olmuştur. Ancak, bazı gelenekler bu kutlamaların ruhuna uygun olmayacak derecede tehlikeli ve tartışmalıdır. Bunlardan biri de havaya ateş etme pratiğidir. Bu davranışın kökenlerini incelemek ve neden ilkel bir eylem olarak görüldüğünü anlamak, toplumsal bilinci yükseltmek adına önemlidir.

Havaya ateş etmenin kökenleri, barutun ve ateşli silahların yaygınlaşmasıyla yakından ilgilidir. Osmanlı ve Arap toplumlarında, zaferlerin ve önemli olayların kutlanmasında bu tip gösteriler yapılmış, bu gösteriler genelde “biz kılıçtan ziyade ateşli silahlara, baruta ve bu barutu yakıp mermi fırlatacak teçhizata sahibiz” mesajı vermek içindi. Avrupa’da askerî törenlerde benzer uygulamalara rastlanmıştır. Ancak bu uygulama, zaman içinde  anlamını kaybedip bireysel şovlara ve toplumsal sorumluluklardan uzaklaşılmış ve tuhaf  bir geleneğe dönüşmüştür.

Havaya ateş etmek, genellikle gücün, kontrolün bir yansıması olarak görülür. Ancak bu davranış, psikolojik olarak bireyin kendi egosunu ve yokluğunu, hiçliğini, tatmin etme çabasıdır. Tıpkı arabanın içinde sesi sonuna kadar açıp, mahalle mahalle, sokak sokak turlamak gibi. Bu, bireyin kendi ifade etmesinin bir başka şekli aslında. Günlük hayatında onu dinleyen, onun fikirlerine önem veren kimse yoktur. Birey havaya ateş ederek veya arabasının içinde yükses sesle müzik açarak bir nevi “ben de buradayım” demektedir. Sesini duyurmaya çalışan bir kaybedendir aslında o.

Havaya ateş etmek, tarihsel kökenine bakıldığında anlamlı ve mesajı olan bir ritüel olarak ortaya çıkmış olsa da, modern dünyada artık kabul edilemez bir davranış haline gelmiştir. Bu ilkel geleneğin son bulması, toplumsal farkındalık ve bilinçli bireylerin çabalarıyla mümkün olacaktır. Toplum olarak kutlamalarımızı daha barışçıl ve yaratıcı yollarla gerçekleştirmenin yollarını bulmalıyız. Oluşacak bir kazada, ki sürekli oluyor, bunu hesabını kim verebilir ki? Tut ki hesabı verecek olanı buldun, giden geri gelir mi?

Bu saçma ritüel ne yazık ki, nazik uyarılarla değil, kolluk güçlerinin ciddi cezalar uygulamasıyla azalır, belki de biter (!)

Ateşli silaha, savaşa, kavgaya, şiddete her zaman hayır.