Bir zamanlar, ağaçların kökleri kadar eski bir ormanda türlü türlü hayvan yaşardı. O ormanda güçlü olanlar da vardı, akıllı olanlar da… Ama en çok konuşulan hayvan bir tilkiydi.
Bu tilki, diğerlerinden farklıydı. Kurnazdı elbette; fakat onu asıl ünlü yapan şey kurnazlığı değil, sözleri ve vaatleriydi.
Bir gün tavşanlara gider,
“Ben sizin dostunuzum, sizi kurttan korurum.” derdi.
Ertesi gün kurtların yanına uğrar,
“Ben de sizin tarafınızdayım, tavşanların yerini size haber veririm.” diye fısıldardı.
Ayılara ise bambaşka şeyler anlatırdı:
“Bütün gizli peteklerin yerlerini biliyorum, siz benim dediğimi yapın, o petekler sizin.” derdi.
Her hayvan tilkinin kendisine özel dost olduğunu sanırdı.
Tilki de bu sayede ormanda saygı görür, istediğini alır, istediği yere girer çıkardı.
Bir süre böyle geçti.
Ama orman uzun süre suskun kalmaz.
Çünkü ağaçların kulakları, rüzgârın da hafızası vardır.
Bir gün yaşlı baykuş, gece uçarken tilkinin tavşanlara söylediği sözleri duydu.
Ertesi gece kurtlara anlattıklarını işitti.
Üçüncü gece ayılara verdiği sözleri…
Baykuş sabaha kadar düşündü.
Sonra ormanın ortasındaki büyük meşe ağacına kondu ve bütün hayvanlara haber gönderdi.
O gün ormanda büyük bir toplantı kuruldu.
Tilki de geldi.
Her zamanki gibi kuyruğunu kabartmış, yüzünde güven dolu bir gülümseme vardı.
Baykuş konuşmaya başladı ve tilkinin her birine söylediği sözleri tek tek anlattı.
Tavşanlar tilkiye baktı.
Kurtlar da baktı.
Ayılar da.
Tilkinin yüzündeki gülümseme biraz soldu ama tamamen kaybolmadı. Türlü laf cambazlığıyla mevzuyu karıştırdı, olayı bir şekilde kendi yaşadığı hayatın ne kadar zor ve katlanılmaz olduğuna getirdi.
Toplantıdan sonra ormanda tuhaf bir şey oldu.
Bazı hayvanlar bu durumu kabul edemedi.
“Yalanın olduğu yerde düzen olmaz.” dediler.
Eşyalarını topladılar, yavrularını yanlarına aldılar ve başka bir ormana göç ettiler.
Ama herkes gitmedi.
Kalanların bir kısmı, tilkinin söylediklerini zaten başından beri biliyordu.
Fakat onlar için başka şeyler daha önemliydi.
Tilki güçlüydü.
Tilkiyle iyi geçinmek işlerine geliyordu.
Tilki sayesinde paylarına daha çok yiyecek düşüyordu, daha rahat yaşıyorlardı.
Bu yüzden bir süre sonra tilkinin sözleri hakkında konuşulmamaya başlandı.
Herkes bildiğini unutur gibi yaptı.
Tilki de bunu fark etti, daha da kabardı.
Zaman geçtikçe tilkinin saygınlığı daha da arttı.
Çünkü artık kimse onun sözlerini sorgulamıyordu.
Ormanda kalan hayvanlar bazen birbirlerine bakıp hiçbir şey söylemeden başlarını sallarlardı.
Masal da işte böyle tuhaf bir yerde bitti.
Derler ki o ormandaki yalan düzeninin ortaya çıkması kimseyi değiştirmedi.
Sadece şunu gösterdi:
Bazı ormanlarda yalan, dolan, riya, sahtekârlığın ortaya çıkması yetmez.
Onu görmezden gelmeye razı olanlar varsa, yalan yaşamaya devam eder.