Her kriz anında, her toplumsal sarsıntıda, ilk yasaklanan şey nedense müzik, konserler oluyor. İlk iptal edilen konserler, ilk susturulan ses sanatçılarınki. Bir savaş çıkıyor, bir felaket yaşanıyor, bir ekonomik buhran patlak veriyor ya da bir "ulusal yas" ilan ediliyor, refleks hep aynı: Müziği sustur. Müzik saygısızlıktır!
Peki neden? Anlatayım hemen:
Çünkü müzik, birleştirir. Çünkü müzik, hatırlatır. Çünkü müzik, unutturmaz. Çünkü müzik, korkuyla değil, umutla konuşur. Ve korkuyla yönetmek isteyenler, önce umudu boğar.
Konserleri yasaklamak, sadece bir etkinliği iptal etmek değildir. Bu, halkın bir araya gelme hakkını elinden almaktır Bu, ortak duyguların paylaşılmasını engellemektir. Bu, kolektif hafızayı hedef almaktır. Zira müzik, sadece eğlence değildir, müzik direniştir, birliktir, iyileşmedir, tamir etmek, sarıp sarmalamaktır.
Depremin ertesi günü gitarını alıp enkaz başında şarkı söyleyen o genç, bir şov yapmıyordu. O, oradaki herkesin kalbini biraz olsun onarmaya çalışıyordu.
Salgın zamanında balkonlardan birlikte şarkı söyleyen insanlar, boşu boşuna o notalara sarılmadı. Onlar, hayatta kaldıklarını birbirlerine hatırlattı.
Gezi’de, Soma’da, Hatay’da, Van’da, Beyoğlu’nda yankılanan ezgiler sadece melodi değildi. Onlar, halkın sesiydi.
Ama bilirler ki müzik konuşursa, halk konuşur.
Halk konuşursa, soru sorar.
Soru sorarsa, gerçekler ortaya çıkar.
Ve gerçekler, baskıcı düzenlerin kabusudur.
O yüzden piyanoyu susturup, megafonla konuşuyorlar.
O yüzden kemanı susturup, siren sesini yükseltiyorlar.
Ama biz biliyoruz: Müzik sustuğunda çürüme başlar. Müzik yasaklandığında, sessizlik çığlıklaşır. Ve bir toplumun melodisi kesildiğinde, onun kalbi teklemeye başlar. Oysa bu halkın nefesi müziktir. Dadaloğlu’dur, Onbeşliler türküsüdür, Karacaoğlan’dır, Kerkük Zindanı’dır, Neşet Ertaş’dır. Barış Manço’dur, Cem Karaca’dır.
Her ne olursa olsun, müzik susmamalıdır.
Bu sadece bir "etkinlik" değil, bu bir haktır.
Bu bir kolektif iyileşme yöntemidir.
Bu bir hatırlama biçimidir.
Ve bu, korkuya karşı elimizdeki en güçlü ışıktır.
Krizlerde önce müziği susturanlara karşı, biz hep birlikte daha yüksek sesle söylemeliyiz: "Müziği susturamazsınız. Çünkü nefes alıyoruz!”
