Advert

30 Ağustos: Madalyonun Öteki Yüzü

Serhat FİLİZ

28-08-2025 17:33

Türkiye’de tatiller ikiye ayrılır: Birincisi, “bayram şekeri” dağıtılan tatiller; ikincisi de “bayrak” asılanlar. 30 Ağustos, işte o ikinci gruptan. Evlerde balkonlara bayraklar asılır, bandolar çalınır, tanklar paletlerini sürer. Aman, tank kısmı biraz değişik malum bu millet sokakta tank işine biraz alışık. Neyse, konu dağılacak, Cumhuriyet, öyle kolay kurulmadı. Hem de hiç!

Atatürk ve arkadaşları bir ülke kurarken, aslında modern bir “tamir takımı” gibi de çalışıyordu. Düşünün: Koca bir imparatorluk çökmüş, elde yalnızca borç, parçalanmış bir ülke, savaştan yorgun düşmüş bir halk… Normal biri “Ben bu işe hiç bulaşmayayım” deyip kenara çekilirdi. Ama Mustafa Kemal, inadına “Buradan bir cumhuriyet çıkarmalıyım” dedi. Hani bugün, yamalı bohçaya bakıp “bundan perde olur” diyen canım teyzeler, analar vardır ya, işte onun devlet kuran versiyonu.

30 Ağustos zaferi deyince hep gözümüzün önünde süngüler parlar, kahraman askerler at koşturur. Oysa madalyonun diğer yüzünde, cephe gerisinde çorap ören anneler, buğdayını askere gönderen köylüler var. Zafer, sadece meydanda değil, evlerin içinde, mutfakta da, okulda da kazanılır. Atatürk bunu çok iyi biliyordu. O yüzden cumhuriyet yalnızca paşaların değil, halkın da eseridir. Ama kurduk, tamam oldu bitti dersek…Halimiz ortada.

“Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz’dir!” – Ama Sonrası?

Evet, büyük taarruzda verilen o efsanevi emir tarihe geçti. Ordular Akdeniz’e koştu, düşman denize döküldü. Ama işte tam orada, madalyonun arkasındaki yazıyı görmek gerek:

“Ordular, ilk hedefiniz cumhuriyet, demokrasi ve medeniyet!” Bu kısmı televizyonlarda fazla görmeyiz, gazetelerde okumayız, gerçi okunacak gazete mi kaldı. Konuyu dağıtma Serhat Hoca…

Atatürk’ün asıl hayali buydu. Çünkü savaşı kazanmak belki bir günde mümkündü, ama barışı kurmak, cumhuriyeti ilmek ilmek dokumak ömürlük bir iş.

Cumhuriyet: En Zor Şantiye

Düşünün, savaş kazanıldı, ülke harabe. Okul yok, yol yok, fabrika yok. Açlık var, akbabalar var, sırtlanlar var. Bugün belediyeler bir kavşağı 3 yılda yapıyor, öyle düşünün. Atatürk ise koca bir ülkeyi sıfırdan planladı. Çalışma arkadaşlarından bazılarına bakınca insan şaşırıyor: İçlerinde cephede kahramanlık göstermiş ama bütçe hesabı bilmeyen paşalar var. Adam süngüyü, mavzeri, topu tüfeği kullanıyor ama hesap defterini görünce kafası karışıyor. Mustafa Kemal tam burada devreye girdi: “Arkadaşlar, mermi bitti ama kalem var. Bundan sonra kalemle savaşacağız.” Dedi. Yetenekli çocukları bulup yurtdışına okumaya gönderdi. Geri gelin, öğrendiklerinizi vatanınızda uygulayın dedi. Hepsi, gitti, geldi, çalıştı, topluma faydası oldu.

Ord. Prof. Dr. Adnan Saygun

 Paris’te eğitim aldı. Döndüğünde Atatürk’ün büyük desteğiyle Türk Beşleri arasında yer aldı. Yunus Emre Oratoryosu gibi eserlerle Türk müziğini dünyaya tanıttı.

Prof. Dr. Malik Aksel
Avrupa’da resim eğitimi aldı. Türkiye’de resim ve sanat eğitiminin kurumsallaşmasına katkıda bulundu. Atatürk’ün kültür ve sanat alanındaki vizyonunun temsilcilerinden biridir.

Cemal Reşit Rey
Paris’te eğitim aldı, Türkiye’ye dönünce Cumhuriyet’in en önemli bestecilerinden biri oldu. İstanbul Şehir Orkestrası’nı kurdu.

Ord. Prof. Dr. Afet İnan
Her ne kadar doğrudan “talebe gönderme programıyla” gitmese de Atatürk’ün teşvikiyle İsviçre’de sosyoloji eğitimi aldı. Döndükten sonra Türkiye’nin ilk kadın tarih profesörlerinden biri oldu ve Türk Tarih Kurumu’nun kurucu kadrosunda yer aldı.

Ord. Prof. Dr. Fuat Köprülü
Avrupa’daki bilimsel metotlarla yetişti, Türkiye’ye dönünce modern Türk tarihçiliğinin kurucusu oldu.

1925’ten sonra Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı) eliyle yaklaşık 500’den fazla öğrenci Avrupa’ya gönderildi. Bunların büyük bölümü mühendislik, tıp, hukuk, güzel sanatlar ve iktisat alanında eğitim aldı. Dönenler üniversitelerin, konservatuvarların, fabrikaların ve devlet kurumlarının kurucu kadrolarını oluşturdu.

Buradan da ilan edelim, ey devlet yetkilileri, bakanlar, bakmayanalar (!) belediye başkanları, müdürler, amirler:

“Kültür sanat işleri, sandığınızdan çok daha önemli. Tarla eker gibi bilinç, medeniyet ve farkındalık ekin ki gelecek nesil bunların meyvesini toplasın. Özellikle alıklaştığımız bu yeni dünya düzeninde buna ihtiyaç var.

Atatürk’ün asıl isteği tank değil, traktördü, kitaptı, kalemdi, fırçaydı, ilimdi. Çünkü o toprak işlenmezse, kültür sanat bilinci yetişmezse zafer sadece duvarda asılı bir fotoğraf olurdu.

Yani 30 Ağustos aslında sadece bir zafer günü değil; “ülke kurma” işinin yıldönümüdür. O gün biz cephedeki kahramanlığa bakarken, madalyonun öteki yüzünde kara tahtada alfabe öğreten öğretmeni, tarlada saban süren köylüyü, ilk fabrikada çarkı çeviren işçiyi görmeliyiz.

Ve şunu da unutmayalım: Savaşı bir kez kazanırsınız, ama cumhuriyeti her gün yeniden kazanmanız gerekir. Yoksa madalyonun kararır. Bu yüzden çiftçiyi, köylüyü, zanaatkârı, sanatçıyı, yazarı, çizeri, öğretmeni destekle, alan aç, bırak işini yapsın!

Zafer Bayramı köylünün, çiftçinin, memurun, sanatçının, ressamın, heykeltraşın, evdeki kadının, sokaktaki kadının, çoluğun, çocuğun, kendini Türk bayrağı altında Türk hisseden herkesin bayramıdır. Kutlu olsun!

DİĞER YAZILARI TEK BİR ÇOCUK BİLE! 01-01-1970 03:00 İSTASYON 01-01-1970 03:00 O PİKAP, BU PİKAP, ŞU PİKAP 01-01-1970 03:00 HAYDİ ARTIK! 01-01-1970 03:00 BÜYÜKLERE MASALLAR: PORSUK VE SİNCAP 01-01-1970 03:00 BÜYÜKLERE MASALLAR - MAVİ AYI 01-01-1970 03:00 BÜYÜKLERE MASALLAR - MASKELİ TİLKİ 01-01-1970 03:00 Normalleştirme! 01-01-1970 03:00 AŞKIN İÇİN KAÇ LİRA HARCARSIN? 01-01-1970 03:00 BÜYÜKLERE MASALLAR 01-01-1970 03:00 Kravatlı Abiler ve Boyalı Deliler 01-01-1970 03:00 BÜYÜKLERE MASALLAR 01-01-1970 03:00 LASTİKÇİ YILDIZI REJİMİ 01-01-1970 03:00 BÜYÜKLERE MASALLAR 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMEN Mİ? 01-01-1970 03:00 KORKMA 01-01-1970 03:00 KÜÇÜK KENTİN BÜYÜK KALBİ 01-01-1970 03:00 KENDİME SİTEM 01-01-1970 03:00 SİVRİSİNEK- SAZ MASALI 01-01-1970 03:00 URLA NASIL KURTULUR? 01-01-1970 03:00 Üzümün Şarkısı, Bağbozumu 01-01-1970 03:00 BİR ŞEY OLMAZ 01-01-1970 03:00 Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım 01-01-1970 03:00 ADALET 01-01-1970 03:00 “Sen tek başına ne yapabilirsin ki?” 01-01-1970 03:00 SİS VE İHANET 01-01-1970 03:00 YILIN BİR GÜNÜ 01-01-1970 03:00 ATATÜRK’ÜN KAYIP MEKTUBU 01-01-1970 03:00 SESİMİ KISMA 01-01-1970 03:00 İNANÇ VE HALKIN ZAFERİ 01-01-1970 03:00 O SAAT KIRILDI 01-01-1970 03:00 Bir Tebrikten Ötesi 01-01-1970 03:00 RAMAZAN BEY VE YAŞLI ADAM 01-01-1970 03:00 RENGİMİZ BELLİ OLSUN 01-01-1970 03:00 BÜYÜKLERE MASALLAR 01-01-1970 03:00 YAKIŞMADI 01-01-1970 03:00 EĞER 01-01-1970 03:00 DÜNYA’YA IŞIK OLAN LİDER 01-01-1970 03:00 SESSİZLİĞİN KELEPÇESİ 01-01-1970 03:00 BAŞUCUMUZDASIN 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİM VE KÜLTÜR SANAT 01-01-1970 03:00 OKULUN İLK GÜNÜ 01-01-1970 03:00 OKULUN İLK GÜNÜ 01-01-1970 03:00 MEHMET ALİ 01-01-1970 03:00 ATATÜRK ‘ÜN ATEŞİ 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLAR SİZİ ÇOK SEVİYOR 01-01-1970 03:00 BAKMAK ve GÖRMEK 01-01-1970 03:00 BAŞLIYORUZ 01-01-1970 03:00