Bu hafta sonu (8 Haziran) Urla Kent Konseyi seçimli genel kurulu var. Sivil toplum örgütlerini (STK) önemsiyorum ve STK ların koordinasyonu için Kent Konseyi içinde kurulmuş Komisyonun temsilcisi olduğum için bu konuya değinmek istedim.
Yerel yönetimlerin halkla birlikte dayanışma ve karşılıklı iletişim içinde çalıştıkları zaman ne kadar başarılı olduklarının Türkiye'de ve dünyada birçok örneği var. Halkın bilgisi dışında kapalı kapılar ardından alınan kararlarla yapılan işlerden de birçok sorunlar, hiç değilse dedikodu çıkmaktadır. İşler halka açık ve birlikte yapılırsa “açık yaraya kurt düşmez” halk deyimi örneği kusur aramak, dedikodu yapmak isteyenlerin ağzı kapatılır. İçimizden birinin başkan seçilmesi ve gördüğümüz uygulamaları Urla’mızda sıkıntılı bir dönemden sonra yüzlerin güleceği umudumuzu artırmış durumda.
Ancak, halkın da bu işe hazırlıklı olması gerekiyor. STK lar birlikten kuvvet doğar ilkesine uygun olarak halkın kurduğu örgütlerdir. Kimi zaman bir meslek kuruluşu olarak o işte çalışanların haklarını korumak, sorunlarını çözmek, kimi zaman bir düşünceyi geliştirip yaymak, kimi zaman sosyal yaşamdaki bir sorunu birlikte çözmek için kurulurlar. Hepsinin ortak özelliği birlikte, gönüllü olarak yardımlaşarak, dayanışma içinde sosyal ve iş yaşamının daha düzenli olmasını sağlamaktır. Kimi zaman sorunları doğrudan kendileri çözebilir. Kimi zaman da devlet kurumlarının yerel yönetimlerinin çözmesini önerir, farkına varmasını ister, baskı yapar.
STK lar belirli bir amacı, yönetmeliği olan denetlenen kurumlardır. Yerelde ve ülke genelinde sorunların saptanması, çözüm yollarının gösterilmesi açısından önemlidir ve mutlaka bir eksikliği tamamlamaktadır. Bu sebeple güçlü ve modern toplumlar örgütlüdür.
Urla’da değişik amaçlar için kurulmuş onlarca STK var.
Kent Konseyleri yerel yönetimlere sivil destek olarak düşünülmüştür. Bence en önemli yönü kent halkının yönetimin içinde etkili bir parçası olabilmesidir. Kentin sorunlarının farkında olması, çözüm odaklı öneriler getirmesidir.
STK lar ve Kent Konseyi amaç ve çalışma yöntemi olarak paralellik gösterdiğinden geçtiğimiz dönemde Kent Konseyi içerisinde STK ların koordinasyonunu sağlama amacıyla bir komisyon kuruldu. Gönüllülük esasına dayanan ve çevresindeki sorunlara duyarlı kişilerin oluşturduğu kişiler Kent Konseyinde bir araya gelme fırsatını bulduk. Çalışmalarımızı zamanlayarak birlik ve dayanışma içinde yürütmeye gayret ettik.
Planladığımız başarıya ulaşabildik mi? Hayır. Eksiklerimiz yanlışlarımız var mı? Evet. Olumsuzlukları yenmenin yolu birlikte konuşup, yapıcı eleştirilerle eksiklerimizi, yanlışlarımızı düzeltmek, safları sıklaştırıp daha güçlü olmaktır.
Toplumumuzda var olan kimi iletişim bozuklukları ve anlayışlar doğal olarak her yapıya yansıyor.
Birincisi bireyselleşiyor, aşırı bencilleşiyoruz. Birlikte hareket etme becerimizi günden güne yitiriyoruz. Örneğin sosyal medya, yararlarının yanı sıra insanların bir araya gelip yüz yüze konuşmasını engelliyor. Bir tuş hareketiyle görevimizi yaptığımızı, sorunları çözdüğümüzü sanıyoruz.
Tartışma kültürümüz yok. Herkesin düşüncesi, bir olaya bakışının aynı olması olası değildir. Karşılıklı konuşur ortak noktalarda birleşip ortak kararlar alırsak ancak bir toplum oluruz. Kimse bir adım gelmez, düşüncesinde milim değişiklik olmazsa birleşmek yerine daha sert düşman olur bir daha yan yana bile gelmeyiz. Yaşam böyle bir şey değil.
Kimileri ada, sözcüğe, birinin tek yanlış hareketine takılır, diğer taraftan yitirdiklerini görmez. STK deyimini yanlış bulanlar var, DKÖ (demokratik kitle örgütü) der. Amaçladığın doğru işleri yaptıktan sonra sözcüklerin pek bir önemi yok. Bahane üretmek isteyen, yapılanları engellemek isteyenler bu tür küçük ayrıntılara takılırlar.
Canlı cansız bütün varlıklar gibi insanlar da bencildir. Ancak insan aklını kullanarak kişisel bencilliklerine bir sınır getirerek toplumsallaşmışlardır. Çünkü bu durum insan için daha yararlıdır. Anlık ve sadece kendi çıkarını düşünenler, topluma dolayısıyla kendine zarar verir. Sorunlu bir toplumda yaşayan kim olursa olsun mutlaka sorunlarla karşılaşacaktır.
Toplu yaşamın gereği örgütlerimize sahip çıkalım, destek ve güç verelim. Birlik olduğumuz zaman bütün sıkıntıları aşarız.