Artışlar yüzde 40-50 dolayında. Enflasyonla uyumlu ama halk enflasyonla uyumlu mu, onu soran yok.
İktidar için taşıtlar önemli gelir kapılarından birisi. Vergileri, sigortası, yakıtı ve cezalarıyla. İktidarımız böylece araba üreticisi ülkelerden daha çok parayı kolayca kazanıyor.
(Devletimiz kazansın, devlet ne kadar güçlü ise biz de güçlü oluruz. Yurttaşına daha iyi hizmet eder diyecekseniz demeyin. O ayrı bir konu).
Trafikte sistem trafiği düzenlemek yerine ceza kesmeye indirgenmiş durumda. Trafikte bir uygulama ceza gerektiriyorsa önemlidir yoksa değil. Örneğin alkollü araç kullanırken yakalandın yüksek cezanı ödersin, ehliyetin alınır. İkinci kez yakalandın daha yüksek cezanı ödersin. Yine yakalandın yine ödersin. Eğer cezaları ödeyebiliyorsan her koşulda araba kullanabilirsin. Ceza koyanların derdi trafiği düzenlemek değil de para kazanmak olunca düzeni sağlamanız pek de olası değil.
İşin başka bir yönü; Birileri için ceza caydırıcı değilken birileri aşırı dikkat etmek zorunda. Toplum düzenini önemsemeyen ve çok parası olan birisi bu sistem ile trafik kurallarını da önemsemez.
Önerim; cezalar gelir dilimlerine göre olmalı. Araba alırken örneğin ruhsata o kişinin ekonomik durumu yazılmalı. Kırmızı ışıktan geçmek asgari ücretli birine bin lira olurken başka birine yüz bin lira olabilmeli. Zengini ancak bu biçimde caydırabilirsiniz. Yoksa, siz kırmızı ışıkta beklerken yanınızdan birisi son sürat geçebilir.
Vergide de durum böyle. Dolaylı vergilerle ayda bir milyon kazanandan da on bin lira maaş alan emekliden de aynı vergiyi alıyor. Dahası, korunan zenginlerin vergilerini hepten silip, halkın parasını onlara karşılıksız kredi olarak verebiliyor. Yani vergiyi düşük gelirlerden alıyor ama hiç değilse onlara harca değil mi? Yok. En azından eğitimde ve sağlıktaki durumu biliyoruz.
Yukarıda yazılanlar bildiklerimiz.
Peki, halk olarak kaderimize razı olup oturacak, iktidarın lütuflarını mı bekleyeceğiz? Tabi ki hayır. Önce durumun farkına varıp sonra güçlü bir biçimde düzelmesini isteyeceğiz. Güçlü olmak içinse örgütlü olmak gerekiyor. Sendikalarda, partilerde, derneklerde, kooperatiflerde… İktidarın örgütlere olumsuz, örgütlü eylemlere aşırı sert davranmasının sebebi bu. Amacım sizlere bunları hatırlatmak. Bilmediğimiz, göremediğimiz sorunla mücadele edemeyiz. Buradaki çarpıklığı görüp dillendirmemiz gerekiyor ki birilerini etkileyebilelim.
İşin başka bir yönü; daha önce araba konusunda bir yazı yazmıştım. Çoğu zaman gerekli olmadığı halde araba alıyoruz veya arabamızı gereksiz yere kullanıyoruz. Arabaya ihtiyacımız yoksa almayalım. Hiç kullanmasak bile durduğu yerde birçok gideri var. Belli amaçlar için alıyorsak, kullanımını kısalım. Kısa yollara yürüyerek gidelim. Bu hem kesemiz hem sağlığımız ve doğal çevre için yararlı. Hem de vergideki cezalardaki haksızlığın birazcık azaltılması anlamına gelmez mi?