Normalde çocukların neşesiyle, kahkahasıyla dolup taşan bir gün. Bayrakların umutla dalgalandığı, yarının sahiplerine gururla baktığımız, geleceğe umutla baktığımız en özel bayramlardan biridir. Ancak bu yıl yüreğimizde tarifsiz bir hüzün var. Kahramanmaraş’ta yaşanan ve hepimizi derinden sarsan o acı olayda hayatını kaybeden masum çocuklarımızı ve öğretmenimizi unutmak mümkün değil. Henüz hayatlarının başında, hayaller kurması gereken evlatlarımızın aramızdan koparılması, sadece ailelerinin değil, tüm ülkenin yüreğinde derin bir yara açmıştır. Onların yarım kalan hayalleri, söylenmemiş sözleri ve yaşanamamış çocuklukları, bugün 23 Nisan’ın anlamını çok daha ağır ve çok daha derin bir noktaya taşımaktadır. 23 Nisan, sadece bir bayram değil; bir sorumluluğun adıdır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı gün, aslında bizlere çok net bir mesaj verir: Çocukları korumak, onların güvenliğini sağlamak ve geleceğe umutla bakabilecekleri bir ülke inşa etmek hepimizin görevidir. İşte bu yüzden bu yıl 23 Nisan’ı her zamankinden farklı hissetmeliyiz. Coşkumuzu kaybetmeden ama acımızı da unutmadan…
Kutlamalarımızı daha sade, daha saygılı ve daha anlamlı bir şekilde gerçekleştirmeliyiz. Çünkü bazı acılar vardır ki, yüksek sesle değil; derin bir sessizlikle, saygıyla ve içtenlikle anılır. Bugün sadece çocuklarımızın bayramını kutladığımız bir gün değil, aynı zamanda kaybettiğimiz evlatlarımızı anma, onların hatırasına sahip çıkma ve bir daha böyle acılar yaşanmaması için söz verme günüdür.
Çocuklarımızın yüzü hep gülsün diye… Onların korkusuzca okula gidebildiği, güvenle büyüyebildiği bir ülke için… Yarım kalan hayallerin bir daha yaşanmaması için… Bu 23 Nisan’da hem umut olalım hem de hafıza. Hem bayramı yaşatalım hem de kaybettiklerimizi unutmayalım. Sevincimizi paylaşırken, acımızı da yüreğimizde taşıyalım.
Unutmayalım ki:
Gerçek bayram, çocukların güvende olduğu, korkusuzca gülebildiği, yarınlara umutla bakabildiği bir ülkede mümkündür.