Kurban Bayramı’nın eski günlerini hatırlayanlar bilir…
Bayram sabahları yalnızca yeni kıyafetlerin değil, paylaşmanın, komşuluğun ve gönül almanın heyecanını taşırdı. Kapılar erken saatlerde açılır, çocuk sesleri sokaklara karışır, bir tabak et sadece sofraya değil, gönüllere de ulaşırdı. Büyüklerin elleri öpülür, küçükler sevindirilir, herkes birbirinin halini gerçekten sorardı.
Bugün ise zaman değişti. Ülkemizde son yıllarda artan ekonomik sorunlar nedeni ile her geçen gün dini vecibelerimizden olan kurban kesmek te zorlaşmaya başladı. Eski bayramlarda gurbetten gelen akrabalar, sokaklarda koşuşan, oynayan çocuklar ve yeni alınan kıyafetler başka bir anlam taşırdı. Ancak birçok konuda olduğu gibi bu konuda da bir yozlaşma, bir kültür erozyonu oluşmaya başladı. Bizim üstümüze düşen en büyük görev ve sorumluluk, önce milli değerlerimize ve sonra manevi değerlerimize sahip çıkmak olacaktır. Çocuklarımıza ve gençlerimize daha fazla üstümüze düşeni yapmamız ve onları milli ve manevi duyguların bir ülke için vazgeçilmez unsurlar olduğu hakkında bilinçlendirmek, düşündürmek ve değerlerine sahip çıkmalarına yardımcı olmaktır.
Kalabalıklar arttı ama sohbetler azaldı. Aynı masada oturup birbirinden uzak kalan insanlar çoğaldı. Bayramlar bazen sadece tatil planlarının içinde geçen birkaç gün gibi görülmeye başladı. Oysa Kurban Bayramı’nın özü; paylaşmak, dayanışmak ve birbirimizi yeniden hatırlamaktır. İşte tam da bu yüzden Urla’nın ruhu çok kıymetlidir. Çünkü bu güzel kentte hâlâ samimiyet vardır. Hâlâ esnafın müşterisine “hoş geldiniz” derken gözlerinin içi güler. Hâlâ sokakta tanıdık bir yüz görmek insana güven verir. Urla esnafı sadece ticaret yapan insanlar değil; mahallesini, sokağını ve kentini sahiplenen emek insanlarıdır.
Bu bayramda dokuz günlük uzun tatil nedeniyle Türkiye’nin dört bir yanından misafirler Urla’ya gelecek. Sahilimizi, çarşımızı, pazarımızı, sokaklarımızı gezecekler. Belki bir kahveyi sahilde içecek, belki bir esnaftan küçük bir alışveriş yapacak, belki de Urla’nın sıcaklığını ilk kez hissedecekler. Bizlere düşen ise onları en güzel şekilde ağırlamaktır. Çünkü bir kentin gerçek kimliği sadece deniziyle, güneşiyle değil; insanının yaklaşımıyla anlaşılır. Güler yüzlü bir esnaf, temiz bir sokak, içten bir “iyi bayramlar” sözü bazen yıllarca unutulmaz.
Bayramlar; kırgınlıkların azalması, dayanışmanın büyümesi ve insanlığın yeniden hatırlanması için bir fırsattır. Eski bayramların sıcaklığını tamamen geri getiremeyebiliriz belki… Ama birbirimize biraz daha selam vererek, paylaşmayı unutmadan ve gelen misafirleri Urla’nın zarafetiyle karşılayarak o ruhu yeniden yaşatabiliriz.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm Urla esnafının, hemşerilerimizin ve ilçemize gelecek misafirlerimizin Kurban Bayramı’nı kutluyor, büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öper sağlık, huzur, bereket ve dayanışma dolu güzel bir bayram dilerim.