Mayıs ayı, bu topraklarda duyguların birbirine karıştığı; kalbin hem sevgiyle hem de hüzünle dolduğu özel bir zamandır. Bir yanda Anneler Günü’nün sıcaklığı, fedakârlığı ve şefkati… Diğer yanda genç yaşlarında hayattan koparılan üç fidanın bıraktığı derin iz… Aynı ayın içinde hem sevgiye sarılır hem de kayıplarımızın acısını yüreğimizde taşırız.
Anne…
Hayatın ilk öğretmeni, ilk sığınağı, ilk duasıdır. Ama anne sadece bir evin içinde değil, hayatın her alanında var olandır. Sabahın ilk ışıklarıyla işine giden işçi annenin alın terinde… Evrakların arasında evladını düşünen memur annenin sabrında… Dükkanını açarken bir yandan çocuğunun geleceğini kurmaya çalışan esnaf annenin mücadelesinde… Tarlada toprağa emek verirken evladına umut eken kadınların ellerinde… Ve evinin içinde görünmeyen ama en ağır emeği taşıyan ev hanımı annelerin sessiz fedakârlığında…
Her biri farklı bir hayatın içinde, aynı yüreği taşır: evladı için çarpan bir kalp. Bugün hangi noktadaysak, hangi başarıya ulaştıysak; arkasında mutlaka bir annenin emeği, duası ve vazgeçişi vardır. Çünkü annelik, sadece büyütmek değil; kendinden vererek var etmektir.
Ama Mayıs ayı bize sadece sevgiyi değil, kaybı da hatırlatır. Henüz hayatlarının baharında, idealleri uğruna yola çıkan ve “üç fidan” olarak anılan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın aramızdan koparılışını… Bu toprakların hafızasına kazınan o acı günü… Onlar sadece bir dönemin gençleri değil; inandıkları uğruna bedel ödemeyi göze alan bir duruşun simgesidir.
Ve bu noktada, anneliğin en ağır sınavı çıkar karşımıza… Bir annenin evladını büyütürken kurduğu hayaller ile onu kaybettiği andaki sessizliği arasında tarifsiz bir uçurum vardır. Anneler Günü’nde çiçekler verirken, o çiçekleri hiç alamayacak anneleri de unutmamak gerekir. Çünkü bu ülkede bazı anneler için zaman, bir gün durmuştur; o günden sonra hayat eksik kalmıştır.
İşte bu yüzden Mayıs ayı sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir hatırlama zamanıdır. Sevginin, emeğin, fedakârlığın ve kayıpların birlikte anıldığı bir zamandır. Bugün; bir işçi annenin nasırlı ellerine, bir memur annenin sabrına, bir esnaf annenin mücadelesine, tarladaki kadının emeğine ve evinde görünmeden dünyayı ayakta tutan annelerin yüreğine aynı saygıyla bakabilmeliyiz. Çünkü güçlü bir toplum, emeği görünür kılınan annelerin omuzlarında yükselir.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta evladını kaybetmiş anneler olmak üzere, hayatın her alanında emek veren tüm annelerin Anneler Günü’nü saygı, minnet ve sevgiyle anıyorum. Ve bu ülkenin hafızasında yer eden o gençleri, hüzünle ama anlamaya çalışarak hatırlıyorum.
Mayıs; hem sevginin hem emeğin hem de hatırlamanın ayıdır.