19 Mayıs… Sadece bir tarih değil; bir milletin yeniden ayağa kalktığı, umudun küllerinden doğduğu gündür. 19 Mayıs 1919 ile başlayan o büyük yürüyüş, Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla yalnızca bir mücadele değil, bir milletin kaderi değişmiştir. Bu yüzden 19 Mayıs, gençliğe armağan edilmiş bir bayram olmanın ötesinde; cesaretin, kararlılığın ve bağımsızlık aşkının simgesidir.

Ama bugün…İçimizde bir burukluk yok mu?

Bir zamanlar Urla sokaklarında dalga dalga yayılan bayram coşkusunu hatırlayanlar bilir. Sabahın erken saatlerinde başlayan hazırlıklar, bayraklarla süslenen dükkânlar, çocukların heyecanı, gençlerin marşlarla yürüyüşü… Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran o kalabalık, sadece bir törene değil, bir ruha sahip çıkardı. Urla esnafı o günlerde sadece kepenk açmazdı; gönlünü açardı. Dükkânların önüne asılan bayraklar, ücretsiz dağıtılan küçük ikramlar, radyolardan yükselen marşlar… Esnaf da gençti o gün, esnaf da bu bayramın bir parçasıydı. Bugün ise aynı sokaklarda bir eksiklik hissediliyor. Kutlamalar var, ama coşku eski gücünde değil.

Törenler yapılıyor, ama o yürekten sahipleniş giderek zayıflıyor. Oysa 19 Mayıs, sadece protokolün değil; halkın, esnafın, gencin, çocuğun bayramıdır. Bugün belki geçmişteki o kalabalıkları göremiyoruz. Ama o ruh hâlâ bu topraklarda, bu sokaklarda, bu insanlarda yaşıyor. Yeter ki hatırlayalım. Yeter ki sahip çıkalım. Urla esnafına burada büyük bir görev düşüyor. Çünkü bu kentin hafızası sadece taş binalarda değil, dükkânların içinde, çarşıların ruhunda saklıdır. Bir bayrak asmak, bir marş çalmak, bir çocuğun eline küçük bir bayrak vermek…Bunlar küçük gibi görünür ama bir bayramı yeniden ayağa kaldıran en büyük adımlardır.

19 Mayıs’ı yeniden coşkulu hale getirmek için büyük organizasyonlara değil, samimi sahiplenişlere ihtiyaç var. Tıpkı eskiden olduğu gibi…Çünkü bu bayram, bize miras bırakılmış bir hatıradan ibaret değil korumamız, yaşatmamız ve gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir.

Ve unutmayalım ki;

Bir milletin bayramları sönüyorsa, o milletin hafızası da yavaş yavaş siliniyor demektir. Gelin hep birlikte bu 19 Mayıs’ta, Urla’da yeniden o eski ruhu canlandıralım.

Esnafıyla, genciyle, kadınıyla, çocuğuyla…

Çünkü 19 Mayıs, hatırlanacak değil; yaşanacak bir gündür.