Geçmiş en iyi öğretmendir. Yeterki ders çıkarmasını bilelim. Kişi ve ülke olarak geçmiş deneyimlerimizi unutursak yarın için plan yapabilmek, öngörüde bulunabilmek zorlaşır. Geçmişteki yanlışların, doğruların, zarar verenlerin, yararı dokunanların değerlendirmeleri yapılır, yapılmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne zaman hangi koşullarda kuruldu? Hangi iyi- kötü deneyleri yaşadı? Bunları bilmek ve nesilden nesile aktarmak her TC vatandaşının ama özellikle aydınlarının ve yöneticilerinin görevidir.
Çanakkale Savaşı neydi, Kurtuluş Savaşı’nda kim ne için çalıştı, bu kadar insan neden öldü? Koskoca 600 yıllık Osmanlı yıkıldı? Seyredenler, kendini kurtarmak için düşmanla işbirliği yapanlar, kurtarmak için çabalayanlar, kafa yoranlar kimlerdi? O gün için Atatürk ve arkadaşları dışında şu olsaydı, daha iyi olurdu diye kimi işaret edebilirsiniz?
Örneğin bugün Diyanet kendi kurucusunu yok sayacak kadar yozlaşmış, siyasetin emrine girmiştir. Milli bayramlarda Atatürk’ün adını anmazken, bütün dünyayı dolaşıp Anıtkabir’in yanından geçmezken, Türk’ü arkadan hançerleyen Suudilerin kurtuluş gününe koşa koşa gidiyor.
Eğer Atatürk ve arkadaşları olmasaydı, namaz kılacak camin olacak mıydı? İstanbul, Malazgirt olacak mıydı? Ayasofya’da kılıç sallayabilecek görevlere gelebilecek miydin? Bu kadar nankörlük nasıl açıklanabilir?
Bence bunun arkasında gizli, planlı bir düşmanlık var. Oyuna gelmeyin, ezbere konuşmayın, araştırın bakalım. Hangi padişah dine Atatürk’ten daha yakındır? Hangi padişah içki içmedi? Osmanlıyı dağılmanın eşiğine kim getirdi? Bütün kurumlarını ecnebiye kim teslim etti? Kim kurtardı?
Neden “Diriliş Atatürk”, “Kurtuluş Türkiye” gibi dizileri çekilmez. 1453 kutlanır da 6 Ekim 1923 İstanbul’un kurtuluşu neden görmezden gelinir?
Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette, onun getirdiği ilkelerle iktidar oldunuz. Bugünlerimizi yaşıyoruz. Atatürk ile ne alıp veremediğiniz var? Biraz sağduyu lütfen.
Sadece Atatürk değil. Cumhuriyetle, devletin temel ilkelerine de sağlıklı bakılamıyor. Okullar dokuz eylülde açıldı. Dokuz eylül sembolik bir tarihtir, düşmanın denize döküldüğü gündür. Okulun ilk gününde Türkiye'nin en önemli günü konuşulmazken Gazze dersi işlenmesi için emir verilmesi düşünülecek bir durumdur.
Gazetede haber; “Urla’nın kurtuluşu 12 Eylül coşkuyla kutlandı”. Kim kutladı? Yöneticiler. Halkın temsilcileri yok, örneğin STK lar çelenklerini koymasınlar. Neden? Kutlansın ama halk olmasın öyle mi? Göstermelik bir konuşma, bir oyun tamam. Kırk yıl önce nüfus daha azken bile böyle mi kutlanıyordu?
Yakında en büyük bayramımızı varlığımızın sebebi cumhuriyeti kutlayacağız. Kutlamalarda kentin yöneticileri, kitle önderleri önderlik eder, halk onlara uyar. Bu en özel gün coşkuyla, genç yaşlı, şahıs, kuruluş halkın katılımıyla mı kutlanacak, yoksa yasaklar, kısıtlarla adet yerini bulsun modunda mı olacak göreceğiz ve notumuzu vereceğiz.
Ülkenin birçok sorunları var. Ekonomi, göçmen istilası, çevremizdeki savaşlar, yönetsel sorunlar vb. bunların üstesinden gelmenin en önemli kriteri milli duygular altında birlik olmaktır. İşte bu günler millet oluşumuzun kilometre taşları birliğin çimentolarıdır. Bunların değerini anlayamazsak daha çook çırpınır dövünürüz.
