Cumhuriyet, Türk ulusunun devlet olarak, ulus olarak yeniden doğuşudur.
1919 yılında Türkler ulus olarak dağılmış, dilini kültürünü yitirmeye başlamış ekonomik ve moral olarak umutsuz bir durumdaydı. Avrupalı azınlıklar her açıdan üstünlüğü ele geçirmişti ve Türkler yaşadığı her yerde bilimden sanattan, karnını doyurmaktan, sesini duyurmaktan hakkını aramaktan acizdi. Bir vatana sahip olma umudu da kalmamıştı.
Mustafa Kemal bir mucizeyi gerçekleştirdi. Türk ulusunu birleştirdi, umutlandırdı, ayağa kaldırdı. Ona dilini, tarihini, onurunu, yaşama azmini yeniden verdi. Gözünü açtı, ayağa kalkmasını sağladı. Güç verdi, moral verdi. Bunları kurtuluş savaşı ve cumhuriyetle yaptı.
Barış içinde yaşanabileceğini gösterdi. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmada hız sınırını aştı. Dünyanın sömürge halklarına umut oldu, örnek oldu.
Çok kan dökülmüş, acılar çekilmiş ihanetler ve zorluklarla karşılaşılmış ama sonunda doğusu batısı, şehirlisi köylüsü, kadını erkeği ile birlikte birey olmayı, kendi ülkesinde özgür ve onurlu olmayı başarmıştı.
Her zaman ve her yerde olduğu gibi dışta ve içte düşmanlar da vardı. Dışta emperyalistler, içte eski düzende rahat olanlar ve kandırılmışlar. Hiç durmadılar her fırsatı değerlendirdiler. Atatürk te bunların olacağını bilerek Türk gençliğine cumhuriyeti koruma görevi verdi. Türk Gençliğine Hitabını bunun için yazdı.
Ne yazık ki; Atatürk’ün emaneti korunamadı, cumhuriyet düşmanları çok yol aldı. Aydınlarımız susturulmuş, halk ve umutsuzluk cehalet içinde. Ulusal egemenlik adalet, yardımlaşma barış içinde yaşamak konuşulamıyor. Artık açlık, yoksulluk, haksızlık, çıkarcılık hastalıklar konuşuluyor. Mecliste milletin vekillerinin sözü geçmiyor, terörist liderler davet ediliyor. Sağlık çetelere, eğitim dincilere, ekonomi dış güçlere, güvenlik mafyalara, halk açlığa terkedilmiş durumda. Medyamız herşeyin yolunda olduğunu dünyanın bizi kıskandığını anlatıyor. Evet, az bir kesim dizilerimizdeki yaşamlar gibi kıskanılacak imrenilecek durumda ama çoğunluk halinden hoşnut değil.
Kurtuluşumuz halkın kararlı ve örgütlü mücadelesinde mi yoksa; Artık umudumuz sayın iktidarımızın müjdeli haberlerinde mi?
