Velilerin okul basması, öğretmene saldırı haberleri eksik olmuyor. Geçtiğimiz günlerde yine böyle görüntülü haber üzerine yıllardır anlatmaya çalıştığım, yazdığım konuları yeniden yazmak gereğini duydum.
Eğitimin değeri eskiden beri biliniyor. İnsanlığın gelişimi, dünyayı anlamak, meslek sahibi olmak gibi sebeplerle hep olumlu amaçlar için önemsenir, teşvik edilirdi. Cumhuriyetin de getirdiği olanaklarla yoksul kesimler bile çocuklarına okumayı telkin eder, “ceketimi satar yine okuturum” derlerdi ve gerçekten gereğini yaparlardı. Günümüzde eğitim konusunda insanların kafası karışmış durumda.
Görev yaptığımız dönemlerde bize öğretilenlere aykırı işler yapılmaya başlanmıştı. Yanlışlarla mücadele ettim, ettik. Örneğin yöneticilere, denetçilere sorardım “sizin söyledikleriniz yanlış, bu böyle olması gerekmez mi” diye. “Haklısınız ama böyle yapmanız isteniyor” diyorlardı.
Haberden başlayalım: Hemen herkes sadece öğretmeni yumruklayan veliyi suçladı. Evet saldırıyı yapan kişiyi savunmuyorum ama suçlu sadece o mu?
Çevremizde yaşamla ilgili temel bilgileri bilmeyen, sorgulamayan, her kötülüğü yapabilecek veya problemlerini çözemeyecek insanlar çoğaldığını gözlemleyebilirsiniz. Bu durum bilerek isteyerek eğitimi yanlış kullanarak olur. Hani Atatürk öğretmenlere “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da milleti esaret ve sefalete terk eder. “ demişti ya işte bunu anlatıyordu. Yani bana eğitiminin kalitesini anlat sana kim olduğunu söyleyeyim.
Eğitimdeki yanlışları maddelersek:
*İktidar eğitimle ilgili doğru plan yapmıyor. Öğretmen gereksinimi yoksa bir milyon öğretmeni neden yetiştirdin? Vatandaş on yıl sonraki öğretmen gereksinimini bilemez ama devlet bilir.
*İmam diye yetiştiriyorsun öğretmen, yönetici yapıyorsun. Öğretmen diye yetiştirdiklerin bunalımdalar. Herkes eğitim konusunda uzman, öğretmenler işsiz.
*Özel okullar çoğaldı. Devlet okullarında en temel ihtiyaçlar bile karşılanmıyor. Hizmetli, güvenlik, temizlik, müzik, folklor, spor çalışmaları vb işlerin giderleri velilere yıkılmış durumda. Bunların giderlerini halk ödeyecekse devlet vergiyi neden alıyor?
*Öğretmenler arasında çalışma koşulları ve ücretler konusunda büyük farklılıklar var. Yandaşlar yönetici yapılıyor. Ücret ve idarelerin öğretmene yaklaşımı, siyasi baskı ve kayırmalar öğretmenin moralini bozar, verimini düşürür.
*Küçük olaylar bile şikayet konusu olur, veli- öğretmen karşı karşıya getirilirse ne öğrenci, ne de veli öğretmene saygı duyar. Saygı ve sevginin olmadığı ortamda sağlıklı eğitim yapamazsınız ve kavgalara açık hale getirirsiniz. Sevgi saygının olmadığı yerde disiplin de olmaz.
*Eğitim, sınavla ölçülmez, parayla satılmaz. Sadece çoktan seçmeli sınavlarla eğitim olmaz. Arkadaşlık, insani duygular, yurt ve ulus sevgisi de verilmelidir.
*Özel okul, devlet okulu, yabancı okulların artması eğitimin birliğini bozan, toplumu birbirine yabancılaştıran ayrıştıran uygulamalardır ve tehlikelidir.
*Eğitim bilimsellikten, laiklikten, millilikten çıkarılmaya başladı. Bakanlık öğretmenden esirgediği ücretleri onların yerine derse soktuğu öğretmenlikle ilgisi olmayan tarikatlara aktarmaya başladı.
Ailelerin ekonomik durumu, öğrencilerin yeterli beslenememesi, sınıfların yetersizliği, temizliği, terör, göç, taşımalı eğitim vb. birçok sorunlar daha sayılabilir.
Eğitim, bilimsel, laik, parasız ve karma olmadan yarar yerine problemler üretecektir.
