Ahlak düzeni sağlam olmayan ve soyguncuları ile baş edemeyen bir toplumun ruhunda artakalmış barbarlık duygusunun da etkisiyle soyguncularına karşı hayranlık duyar. André Maurois.
Amacı olmayan hiçbir bilgi yoktur. İnsanın edindiği bilgiler yaşamını biçimlendirir. Aile çevresi, sinema, televizyon, tiyatro, radyo, gazeteler, kitaplar ve afişler, bilgi üretmeye yarayan her yer okuldur. Akıllı olmamız aptalca davranmamızı engellemez. Bize neler öğretilmişse onları doğru bilir, o yönde konuşuruz.
Belirsizlik, içtensizliğin bir biçimidir. Doğruyu söylemek istemeyen kişi lafı eveleyip geveler, belirsiz şeyler söyler. Neden? Çünkü toplum soru sormaya alıştırılmamıştır. Soru sormak görgü kurallarına aykırı bulunur. İnsanlar soru sorabilseler, bu ikircikli konuşan kişiler sorgulanır, aklındaki tam söyletilir.
Bilmediği amacı soru sormadan gerçekleştirmek makinaların özelliğidir. İnsan ne yaptığını neye hizmet ettiğini bilmelidir. Sadece çalışmaya, itaat etmeye alıştırılan insan, kralı, patronu vb birini korur.
Güven ve inanç ta tehlikeli alışkanlıklardır, zenginleşme sisteminin gelişmesi için önemli koşullardır. Tüm eğitimciler inanç ve güveni meziyetmiş gibi gösterir öne çıkarırlar. Demek ki bunlara birilerinin ihtiyacı vardır.
Bir halkın ekonomisi, şiirini, müziğini, evlerini, şehirlerini tüm gündelik yaşamını belirlediği halde okulda ekonomik işleyiş öğretilmez. Öğretmenlerin de ekonomi bilgisizliği en az öğrenciler kadardır.
Bu genel sistem içinde bankalar, iş insanları güvenmezler, işlerini en küçük ayrıntıya kadar güvenceye alırlar. Ama fakirlerden güvenmelerini, inanmalarını isterler. Yoksullar güvenen, inanan kişiler oldukları için çok aldatılırlar. Ya da güvendikleri ve inandıkları için yoksullaşmışlardır.
Devletler sermayeyi, dolayısıyla zenginleri korur. Bankalar kazanç piramidinin en tepesindedir. Emin Çapa’nın aktardığına göre (10 Mayıs 2024 Halk TV); TÜİK istatistiklerinde bankaların 2023 ün ilk üç ayında karları 137 milyar iken 2024 ün ilk üç ayında 214 milyar. Kazançları artmış. Ama bu dönemlerde ödedikleri vergi 17 milyar TL den 10 milyara düşürülmüş.
Bu uygulamaları yapanların bunların böyle olduğunu senden benden daha iyi bildikleri kesin. Peki, bunları bilen, halkın çaresizliklerine seyirci, çocuklar yatağa aç girdiğini umursamayanlarda vicdan, din iman var mıdır?
Ekonomiye ve yönetime sahip olanlar insanın sorgulamasını, bilgili olmasını istemez. İnan, güven, sorma, şükret der.
Çözüm nedir? Sorgulamak, yaşamın gerçeklerini öğrenmek. Sana düşman belletilen kişi senin hakkında ne diyor öğren. Sana filanca TV yi izleme, falanca gazeteyi okuma diyor. Onu da bir dinle bakalım. İnandığın din, dualar ne öğütlüyor öğren, anlamaya çalış.
Yokluğa şükredilmez, varlığa, dirliğe, bolluğa, üretime şükredilir. Okuma, dinleme, şükret diyenleri de bir sorgula bakalım. Gerçekten ahlaklı kişiler mi? Kendisi sana söylenenleri yapıyor mu? Sana tasarruf yap idare et derken kendisi lüks yaşamından ödün veriyor mu? Zenginliğini nasıl yapmış, nasıl yaşıyor? Yoksa Karun gibi yaşarken daha, çok daha mı diyor? Araştır bakalım. Bu arada kendini de sorgula; ben de öyle olsam diye hayranlık mı duyuyorsun yoksa?
